Fars Şiiliği yeni bir dönemeçte

Cihan EREN

09 Ocak 2018 Salı | Forum

Konu Ortadoğu ve İslam olunca sadece güncele bakarak konuşmak yanıltabilir. Ortadoğu’da güncellik tarihin tüm çelişkileriyle birlikte yaşanır. Bunun için Ortadoğu tam bir karmaşa, kaos ve kriz alanıdır. Geçmişte İngiltere “güneş batmayan imparatorluk” olacak kadar büyümüş, hemen her yerde devşirdiği veya kazandığı adamlarla yönetimler kurmuştu. Terk ettiği alanlarda izleri uzun süre kaldı. Çoğu yerde dili halen konuşulmakta. İngiltere Ortadoğu’yu da dağıtıp parçaladı. Ekonomi, siyaset ve diplomasiyi de kısmen ele geçirdi. Ancak kültürel olarak Ortadoğu’da Türkleri saymazsak -ki onlar da hakiki Ortadoğulu değil- hemen hiçbir yerde varlık gösteremedi. 

II. Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’nin halefi ABD Ortadoğu’ya adım atınca İngilizlerin kurduğu sistemi devraldı. Kendi özelliklerini de konuşturmaya çalıştı. Popüler kültür ile yeniliğin “havasını” estirerek etkili olmaya çalıştı. İran’da Şah rejimi ile yeni bir hamle yapar gibi oldu. Ancak Şah’ın ömrü uzun sürmedi, kendisi ve taraftarları İran’ı terk etmek zorunda kaldı. 1979’da “muhalif devrimci Şia”, Kürtler ve solcularla birlikte, kapitalist modernitenin popüler kültürünü ilerici gören iktidardaki Farsları ve taraftarlarını alaşağı etmişti. Şah’ı ve adamlarını kovanlar arasında son on gündür protestolarla iktidarları sallanan mollalar da vardı. 

İran’da Şii anlayışı ve fıkhıyla işleyen şeriat devletinin kurulma nedenleri vardır: En etkili sebep, Şah rejiminin halk içinde yarattığı memnuniyetsizlikti. “İslam Devrimi’nden” önceki gerçek devrim ayaklanmasında halk ve ayaklanma önderleri, Şah’ı açık bir biçimde ABD ve kapitalist sistemin ajanı, İran tarihinin ve kültürünün düşmanı olarak ilan etmişti. Şiiliğin tarihsel muhalif damarı Şah’a karşı sol ve sosyalistlerle birleşmişti. Şii din alimleri sosyal adalet ve ekonomik eşitlik de komünistlere yakın duruyordu. Kültür ve yaşamlarında özgünlüklerini korumakla birlikte, adalet noktasında mollalar “solcu” olmuştu. 39 yıl sonra halkın Şah’a karşı attığı sloganlardan sadece “ajan mollalar” sloganı 1979 sloganlarından eksik gibi görünüyor. Ortadoğu devlet geleneğinde süreklilik ve istikrar denilince akla gelen Fars iktidarı, yüz yılık ulus devlet sürecinde üç önemli badire yaşadı; Şah rejiminin kuruluşu, yıkılışı ve bugünki molla rejiminin sallantılı durumu. 

İran’daki değişimlerin köklü olmasının tarihsel nedenleri vardır. İran kültürü halklar kültürüdür. iktidarıysa “Şah, Şahenşah, Padişah ve daha güçlü anlamıyla Xosrewani” kavramları ile kutsallaştırılmıştır. İran’da halkların demokratik gücü ile “kutsal iktidar ve devlet” çelişkisi ve çatışması hep olmuştur. Ancak geçmiştekilerin hiçbiri ulus devlet sürecindeki gibi kısa aralıklarla yıkım görmemiştir. 

Geçmiş İran iktidarları, örneğin Medlerden saray darbesiyle iktidarı devralan Persler kendi döneminin “demokratik devlet” idare biçimini kullanmıştır. “Satrap” dedikleri eyalet sistemi ile yerel güçleri kabul etmişler. Benzer uygulamaları Sasaniler ve Safeviler de esas almaya çalışmıştır. Eski İran devletlerinin bir ayağı hep halk içinde olmuştur. Halkı dinleyen ve dikkate almaya çalışan siyaset ve yönetim tarzını tümüyle kullanmamış olsalar da hep bir kenarda tutmuşlar. Ulus devlet geleneğinde olmayan budur. Çünkü ulus devlet olan Şiilik, halkın yanında devlete karşı muhalif değil milliyetçi iktidardır. 

Milliyetçilikle buluşmuş din, mezhepçilikten kurtulamaz. İran İslam Cumhuriyeti, Fars milliyetçisi bir devlettir. Şii Fars milliyetçiliği Azerilerin, Kürtlerin ve diğer halkların halk olmaktan doğan haklarını kullanmalarına izin vermemektedir. İran’ın mezhepçi olduğunu, mezhebini ve devletini Allah ile eş tutuğunu idam cezalarını “Allaha ve nizamına karşı gelmek” ile gerekçelendirmesi ele veriyor. 

Şiilik; İslamı devlet yapan Emevi hanedanının “milliyetçiliği” döneminde mayalanmış, Abbasî hanedanı döneminde muhalif halk hareketlerinin “memnuniyetsizliklerinden” beslenerek ortaya çıkmıştır. İrani Şiilik, Arap egemenlerine ve Arap halifeleri adına çalışan Türk askeri yönetimlerine karşı halkın duyduğu tepkiyi kullanarak şekillenmiştir. Başlangıçta Arap ve Türk egemenlerine karşı halkın yanında kurtuluş mezhebi gibi hareket etmiştir. Halkın kökü Zerdüştlüğe dayanan “kötülüğe karşı iyi insanın-liderin insanları kurtarması” inancını, Safeviler “Şah”, İran İslam Cumhuriyeti de Mehdi’nin velayetini almış “Molla” yoluyla kullanmıştır. İşte Şah’a karşı mollaların söylemlerinin tutmasının nedeni, sadece Farslılık olmayan İran’i dile toplumun bu kadim hafızasına seslenmeleridir. Bu noktada mollaların solculardan daha çok toplumsal tarih ve kültüre hakim oldukları ve yaşadıkları, toplum bilim manasıyla da daha sosyalist oldukları kesindir. 

İyice incelendiğinde görüleceği üzere, Fars Şiiliği iktidara karşı halkın taleplerini iyi gören ve halkın gücünden iktidar ve devlet çıkaran Şiiliktir. Fars Şiiliği, iktidar ve devlet ele geçirme Şiiliğidir. Dolayısıyla devlet olmadan önce halkın içinde devrimci görünme yanı hep olmuştur. Bunun için baştan sona siyasidir ve her iktidar gibi emperyal karakterlidir. 1979’da olan şey ABD ve kapitalist modernitenin İrani kültür ve toplumu kendi değerlerinden uzaklaştırmasına, ekonomik olarak da ülkenin ve toplumun sömürülmesine duyulan tepkinin bu Şiilikçe kullanılmasıdır. Hem de solcular ve tüm halklarla birlikte görünerek. 

İran’da 1979 ve sonrasında Mollalar içinde yaşanan “devlet olalım mı, olmayalım mı” ideolojik kavgası meşhurdur. Bu kavgayı “Mehdi zuhur edinceye kadar devlet olalım” diyen kesim kazandı. Böylece kendilerine karşı muhaliflik yapılacak konumu seçmiş oldular. 

Kapitalist modernite tüm din ve inançlara yaptığını Fars Şiiliğine de yapmıştır. Şah yenildi ancak kapitalist modernite ve ulus devleti de Fars Şiiliğini yuttu. Bilerek ya da bilmeyerek “devlet olalım diyen” mollalar en az sekiz yüz yılık Şii ideolojisini kökten değiştirecek noktaya getirip dayadılar. Molla Şiiliğinin halkın yanında muhalif görünmesi artık mümkün değildir. O halklara, halklar ona karşıdır. İslam Devrimi ile tüm mustazafları kurtaracağını iddia eden bu Şiilik, ilk düşmanı olduğu Selçuklu Türklerinin temsil ettiği Sünniliğin yerini almıştır. Mustazafların inancı “muhalif Şiilik” İran’da gün sayıyor gibi. Olup bitenleri anlamak için şu sorular çok önemlidir; İran’da Şiiliğin iç savaşı mı, halkın ayaklanması mı yaşanıyor? Halk ayaklanmasıysa “devrimci muhalif Şiilik” temsil sırası Irak’lı Araplara mı geçecek? Sonuç ne olursa olsun İran’daki gelişmeler Şiiliğin kaderini etkileyecek gibi görünüyor.


282

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA