Kamusal temizlik

Behice DEMİR

10 Ağustos 2017 Perşembe | Forum

Kürtler açısından kamusal bilinç dolaylı güç ve şiddet olgusu olarak algılanır. Bu yorumlamada tarihsel kurumların eksikliği, bu gücü kullananların pratiği, amacı ve kamu kimliğindeki güç, fırsat, fark ve hukuk erkine gecikmenin etkisi vardır.

 Bu gecikmede Kürdistan’ın coğrafik ilişkileri, toplumsal aktörleri, egemen devlet, yönetim ve inanç çeşitliliğinin etkisi de çabasıdır. Öyleki aidiyeti yerel kabüllerle sınırlı tutan Kürt iç çekişmesiyle, Kürdistan’ı çevreleyen medeniyet kavşağı ve kavgasının (dışardan) etkileşimleride baskın unsurdur.

 18. yüzyıla kadar merkezde olmak toplum ve milletler için bilinen ve benimsen bir heyecan değildi. Her grup ya da toplum içindeki yönetilme alışkanlığı ile yoluna devam edebiliyordu. Ancak merkezi imparatorluklar politik devrim ve ekonomik gelişmelerle yer değiştirildiğinde, kimi toplumsal alışkanlık ve politik motivasyonlarda işlevini yitirdi. Yeni işlev alanı kamusal alan olarak ön plana çıktı. Devlette adil ve eşit temsiliyet, güçler dengesinde kamusal bilinç yeni çağın sosyo ekonomik ve kültürel çağrışımı oldu. Ordu, siyasi partiler, bürokrasi, ekonomi, özel sektör, sermaye birikimi yeni ticari amaç ve araçların birbirine sürtünebildiği geçirgen bir toplumda, birey ve kamu karakteristiği şekillendirildi.

 Bu çoklu şekillenme neticesinde pek çok toplum ve ülke eleştirel icraatlarına rağmen tarihsel planlamalarını değiştirerek  günümüze geldi. Elbette bundan sonrası için dünyanın kaderi hangi ortak ilkede kutsanır bilinmez ama insanlığın daha sürpriz senaryolara tanık olacağı da kaçınılmaz. Bir önceki senaryo içinde Kürtlere yüzyıllık bilinç ve beşeriyet kaosuyla dolu bir rol kaldı. Bu rol bir ulusu kriminalize ettiği gibi, bölgenin tamamında da iç ve dış denge üslerinin egemen devletlere kaptırılmasına da imkan tanıdı. Ne var ki “Tarih sadece işlerin bozulduğu noktada başlar; tarih ancak meseleyle, karmaşayla, pişmanlıkla doğar.” Ve bugün tarih yeniden ayarlanmaya müsait, dünyada işler bozuk, politik karmaşa başkentlerinin etrafında dönüyor.

 Bu dönüşümde her başkent ayrı bir piyasa kurgularken, kimilerinin işini fazlasıyla bozan karmaşanın başında Kürt reel politiği gelmektedir. Bu realite eski politik çekişme kadar yeni ekonomik gelişmelerle de geniş bir hayat haritasını etkilemektedir. Kürtler etraflarına örülen asırlık hiçlik politikalarını aşarken, belkide farkında olmadan dünyanın hayat haritasını fazlaca tetiklemiş durumdadır. Kuşkusuz bunun geçmişte olduğu gibi bir amacı, gelecekte de bir maliyeti var. Ancak maliyetin yeni ölçüleri de yine Kürtlerin rol bilincine bağlıdır. Herşeyden evvel dört sosyolojik dinamik, ulusal birlik, bölgesel aktör, sınıfsal döngü, ekonomik zenginlik gibi avantajların yeterince ortak pozisyona çevrilmemesi kimi müdahaleleri kolaylaştırmakta, Kürtlerin güç biriktirmesine engel oluşturmaktadır. Bu da daha büyük rollerde kendi kamusal sistemlerini oluşturmasını yavaşlatmaktadır. 

Zira bu başlıklar iletişim ve gelişme sürecinde birer kamusal daimlik ve disiplin gerektirmektedir. Şimdiye dek Kürtler bulundukları dört ülkede mevcut kamusal düzenin sadece hizmetli grubunda tutulmuştur. Bir üst tabakaya çıkış talebi egemenleri nezdinde kimliksizleştirme erozyonunda eritilerek bir tür kamusuz kitle örneği olarak bölgede sıkıştırılmışlardır. Bu sıkıştırılmanın başında da kamusal bilincin önemi konusunda yeterli fikirsel, toplumsal ve fiziksel deneyimlerin geliştirilmemesi gelmektedir. Politik ve askeri olarak her parçada kendi tutumlarını koruyan Kürt gerçekliğinin iç hizmet ve diğer sektörel alanlarda aynı sürükleyiciliği sağlayamaması zamanla politik ve toplumsal kazanımların pekişmemesine, toplumsal beğeni ve sahiplenmeye dönüşmemesine yol açmıştır. Bu nedenle artık uluslararası bir kabüle giren Kürt askeri güçlenmesiyle beraber kalıcılığın diğer ayağı da kamusal alan ve ona bağlı ekonomik ve sosyo kültürel genişlemeler olacaktır.

Güney Kürdistan, Rojava ve beklemedeki Rojhilat’ın durumunu özel bırakırsak, Türkiye’deki Kürt realitesi için kamusal konumlanış tartışması yeni rejim sebebiyle öne geçmiş durumdadır. Nihayetinde Türkiye’de devlet köklü bir kamusal temizlik başlatmış, yeni bir rejimin kamusal altyapısını muhaliflerin konumunu etki ve tepkilerine göre bu tasfiye içine yerleştirmektedir.

 Bu rejim değişimi ile kamusal şemasını değiştiren Cumhuriyet Türkiyesi, Kürt tarafını şiddet ve baskı ile örselese de, Kürt sorununun yapısından dolayı bir yüzleşme yaşaması da uzak değildir. Bu açıdan hükümet ve rejim programının ele ele merkezi bir seferberlik içinde yürütülmesi gözleri bir kez daha yeni kamu otoritesinin niteliğine çevirmektedir. Üstelik yeni İslamcı Cumhuriyet Türkiyesi’nin kamusal kurum ve işleyişinde de Kürtleri idari, adli ayrıştırmaya ve kapsamlı bir asimilasyon sürecine itme politikasıda aleni bir şekilde uygulanmaktadır. İslamcı genişlemenin de birlik psikolojisi Kürtler üzerinden disipline edileceğinden, hayatın ve hafızanın her alanından Kürtlerin geriletilme şantajı pek çok olguyu da tetikleyecektir.

Türkiye’nin yeni kamusal çıtası; içte ve dışta Türk İslam sentezi seçildiğinden, eski tarzdaki kamu ve toplum kültürü de ölmüştür. Yani asker-millet-devlet kümesine birde din alınmış, bütün hayat bu garantör güce göre inşa edilemektedir. Bu aynı zamanda dil, eğitim, sağlık, toplumsal değer, hukuksal haklar, çevre, tarım, sanat, diyanet, ticaret ve sanayi gibi tüm yatırım alanlarında hedeflenen politizasyonda yeni Türk İslamcı mantığın benimsetilişi demektir. Bu angajmanlara karşı sadece parlamenter rejim, adalet, vicdan ve özgürlük temennisiyle yaklaşmak yeni İslamcı mantığın kapsama alanını tam olarak karşılayamamaktadır. Ortada parça parça monte edilen yeni bir rejim ve onun şiddetle desteklenen kamusal hedefi var.

Nihayetinde Erdoğan’ın 2023 ve 2071 hedefi bu mantığın kapsamından sadece bir sahnedir. Bu hedef eskinin mantık omurgasını koruduğu gibi, kendine özgü reflekslerde getirmektedir. Bu açıdan parlamenter sistem ve onun kamu düzeni tekrardan işlevli hale gelmesi mümkün olmadığından ortaya alternatif ve toplu bir kamusal programın konulması siyasal rüzgarların farklı uçlara kaymasına da kapı aralayabilir. Tamda bu durumda Kürtlerin kendi kamusal alternatiflerini tartışması daha akla yatkındır. Zira Kemalist ve İslamcıların iktidar modelleri şartlar karşısında tökezlemiş durumdadır. Kürtlerin ortaya üçüncü bir alternatif olarak kendi kamusal iddalarını tartışmaları bu tökezlemeyi hızlandıracaktır. Bu hızlanma yeni politik tartışmaların, barışma ya da olası ortaklıklara da fayda sunacaktır. Bu nedenle Kürtlerin Demokratik Cumhuriyet iddasını sağlama alacak ve onu toplumsal bir heyecanla kitlelere taşıyacak önemli hamlelerden biri kamusal payda da kalıcılık ve bunun cesaretle savunulmasıdır. Devletin bile mekan, zaman, politik ve ideolojik söylem değiştirdiği bir ortamda Kürtlerin kamusal kimlik projesiyle bunu cevaplandırması Kürt sorununu doğru zemine çekecek, çözüm için fırsatları kolaylaştıracaktır.


165

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA