Hazinelerimize sahip çıkalım

“Çocuklarımız en güzel mirasımız. Bu mirası geleceğe taşırmak istiyorsak ebeveynler olarak onlara daha fazla sahip çıkıp ilgilenmeliyiz. Geçim derdine kapılıp hazinelerimiz olan çocuklarımızın geleceğiyle oynuyoruz.”

17 Temmuz 2017 Pazartesi | Toplum-Yaşam

MEHMET ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG


Hamburg’ta Sosyal Pedagog olarak çalışan Uzun Bulut, “Çocuğun bize en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde onu kendi kaderi ile baş başa bırakıyoruz. Maddi kazanç elde edeceğiz diye gerçek hazinelerimiz olan çocuklarımızın geleceği ile oynuyoruz” diyor. 

Uzun Bulut, 32 yıldır Hamburg Senatosuna bağlı bir devlet kurumunda sosyal pedagog olarak hizmet veriyor. Bulut gençlerle çalışıyor ve uyuşturucu bağımlısı insanlar ile ailevi konularda danışmanlık yapıyor.

1956 Yozgat-Sorgun ilçesinden olan Uzun Bulut, tam 40 yıldır Almanya’da yaşıyor. Türkiyeli göçmenler arasında “Uzun” olarak biliniyor. Mesleğinde o kadar uzmanlaşmışki bir insanın bağımlı olup olmadıgını gözlerinden anladığını söylüyor. Oldukça sevecen ve sempatik bir kişiliği olan Uzun Bulut, Türkiyeli göçmenler arasında sevilen biri. 


‘Bakışları zaten onları ele veriyor’

Uzun Bulut ile sohbet ediyoruz: “32 yıldır gençlerin sorunlarına yardımcı olan bir kurumda hizmet veriyorum. 10-28 yaş grubu gençlerle çalışıyorum. Gençlerin yaşadıkları sorunları dinliyor ve bu doğrultuda kendilerine yardımcı oluyorum. Ayrıca uyuşturucu bağımlısı gençlerle çalışıyorum. Bu gençlerle uzun süreli çalıştığım için kimlerin uyuşturucu bağımlısı olduğunu gözlerinden anlayabiliyorum. Uyuşturucu kullanan bir insanın gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibi iridir mesela. Bakışları zaten onları ele veriyor. Yine aşırı yemek yer ve su içerler, tatlı yiyeceklere de epeyce düşkündürler.”


‘Çocuğa ‘Hayır’ demesini de bilmemiz gerekiyor’

Çocuklarıyla uyum sorunu yaşayan ailelere de danışmanlık hizmeti veren Bulut, “Özelikle çocuklarıyla uyum sorunu yaşayan bir çok göçmen aile ile diyaloğumuz var. Çocukları bulundukları ülkenin kültürüne göre büyütmek istememeden kaynaklı sorunlar yaşanıyor. Çocuk iki kültür arasında bocalıyor çoğu zaman. Evde bir kültür, dışarıda başka kültürle hareket etmek zorunda kalıyor. Göçmen aileler çocuk büyütme ve yetiştirme konusunda duygusal davranıyor. Çocuğun her istemini karşılayarak ona iyilik yaptığımızı sanıyoruz çoğu zaman. Çocuk da tüm istekleri nasıl olsa yerine getiriliyor diye şımarıyor. Ama Alman aile yapısında bunun tam tersidir. Ki bence doğru olan budur. Çocuğa ‘Hayır’ demesini de bilmemiz gerekiyor. Her dediğinin olamayacağını bilmek zorunda. Yaşamında kural ve kaidelerinin olduğunu bilmesi gerekiyor. Yapma, elleme, kırma, söylemlerinden ziyade her şeyi ona tarif ederek kavratmak gerekiyor. Bu aynı zamanda çocuğun sağlıklı gelişimi için de önemli. Baskı ve yasaktan ziyade otoriteyi hissettirerek yaklaşmak gerek. Çocuk evde uyumsuz bir kişiyse bu dışarıdaki günlük yaşamına ve okul yaşamına da yansıyor haliyle” diyor. 


‘Çocuklarımızın geleceği ile oynuyoruz’

Yılların deneyimi ile konuşan Bulut, çocukların 3 yaşından sonra iyi-kötü ayrımını yapabildiklerini ifade ederek devam ediyor: “Sağlıklı bir aile ortamında yetişen bir çocuk günlük yaşamda da motivasyon sorunu yaşamıyor. Ailesinden öğrendiği olumlulukları çevresinde ve okul yaşamında gösteriyor. Ne yazık ki her çocuk bu şansa sahip değil. Bir çok ebeveyn ekonomik nedenlerden dolayı çocuklarını ihmal ediyor. Hala çocuğunun kaçıncı sınıfa gittiğini bilmeyen babalar var mesela. Bu da çoçuğun duygu dünyasını etkiliyor haliyle. Aileden sevgi ve ilgi görmeyen çocuk, sanal alemde bu boşluğu doldurmaya çalışıyor. Aynı çatı altında olmalarına rağmen herkes kendi dünyasına dalıyor. Çocuklar internet ortamında uzun süreli kalınca asosyal oluyor. Manevi açıdan hep bir boşluk içerisindeler. Onlara elbise, ayakkabı ve harçlık vererek ebeveynlik görevlerimizi yerine getirdiğimizi sanıyoruz. Dışarıda kimlerle oynuyor, arkadaş çevresi kimler, okul durumu nasıl? Bunlar bizim için çok fazla bir anlam teşkil etmiyor. Çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde onu kendi kaderi ile baş başa bırakıyoruz. Maddi kazanç elde edeceğiz diye gerçek hazinelerimiz olan çocuklarımızın geleceği ile oynuyoruz.”


Sağlıklı bir nesil için

Uzun Bulut, sağlıklı bir nesil için aile eğitimin önemine vurgu yaparak sözlerini bitiriyor: Çocuk ailesinden ne görmüşse onu kendisine gelecek için rehber yapıyor. Katı yasaklama ve baskılardan ziyade kırmadan dökmeden çocuğumuza bir gelecek hazırlamamız gerekiyor. Disipline edilmiş bir çocuk gördüklerini ve yaşadıklarını bir disiplin süzgecinden geçirerek 16’sından sonra bunu hayatta geçiriyor. Çocukla ilgili tüm kararların çocuğun rızası alınarak yapılması gerekir. Örneğin istediği kadar internette dolaşımı ona verilecek bir özgürlük değildir. Bunun kesinlikle sınırlanması ve denetime tabi tutulması gerekiyor. Uzun süre sanal alemde kalan bir çocuk tüm enerjisini burada tükettiği için ertesi gün yorgun argın bir şekilde okula gider ve okulda söylenen hiçbir şeyi anlamaz. Çocuklarımızla daha fazla zaman geçirmenin yollarını bulmalıyız. Ailesi ile iyi vakit geçiren çocuk günlük yaşamda daha sosyal olur. Çocuklarımız bize bırakılan en güzel mirastır. Bu mirası geleceğe taşırmak istiyorsak ebeveynler olarak onlara daha fazla sahip çıkalım. Daha fazla ilgilenelim.”



1293

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA