Türk işgaline kapı aralanıyor

Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Foza Yusuf, Astana Anlaşması’nın, Suriye’nin istikrarına ve barışına hizmetten ziyade Türkiye’ye yeni bir işgal yolu açtığını söyledi.

17 Mayıs 2017 Çarşamba | Haber

Kürt düşmanlığı ve karşıtlığı üzerine stratejisini oluşturan, bunu varlık gerekçesi haline getiren Türk devletinin başındaki Erdoğan’nın ABD Başkanı ile görüşmesinde bu rotasını besleme beklentisinde olduğunu belirten Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Foza Yusuf, “Kürt karşıtlığına yarayacak ne sonuç alırsa kar hanesine yazacak ama esasında yine kaybedecek. Maalesef Türkiye artık bir yola girmiş ve uçuruma doğru gidiyor. Ancak bir mucize olur da rotasını değiştirirse farklı olur” dedi.

Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Foza Yusuf, ANF’nin sorularını yanıtladı. Dün ANF’de yayınlanan söyleşinin bazı bölümleri özetle şöyle:

Türkiye emellerinin peşinde

Türkiye zaten başından beri krizi derinleştiren bir rol oynadı ve bu rolünü oynamaya devam ediyor. DAİŞ ve Nusra Cephesi ile çeşitli versiyonlarına verdiği destekle bu misyonunu ifa etti. Daha sonra bununla da yetinmeyip ‘Fırat Kalkanı’ adı altında işgal harekatı geliştirdi. 

Astana Anlaşması, Suriye’nin istikrarına ve barışına hizmetten ziyade Türkiye’ye yeni bir işgal yolu açıyor. Cerablus, Ezaz ve Bab’ta kendine göre bir alan oluşturmaya çalıştığı gibi giderek İdlib’i de direkt bu kapsama almayı hesaplıyor. Astana Anlaşması, Türkiye’nin bu emeli için bir kapı aralığı. 

İdlib’i işgal etmek istiyor

Dolayısıyla Türk devletinin İdlib’e girmesinin başka isimlerle perdelenmesinin anlamı yok. İşgal gücü olarak bulunacak ve şimdi işgal altında tuttuğu alanlardaki pratikleri sergileyecek. Demografik yapıyla oynamaktan Türkleştirmeye, etnik temizlikten talana kadar hiçbir şeyden sakınmayacak. 

Şunu hatırlatmakta yarar var; Amerika ve Rusya’nın, Türk devletinin Cerablus üzerinden Suriye’ye girmesine göz yumması gerçekten ciddi bir stratejik hataydı. Aynı şeyin şu an İdlib’de tekrarlanıyor olması, bu hatayı katmerleştirir. 

Astana’da halkların iradesi yok

Suriye sorunu, bütünlüklüdür. Çözüm partneri olarak yer tahsis edilen Türk devleti, bazı bölgelerde istikranın garantörü olarak gösterilecek sonra gelip DAİŞ’e karşı savaşanlara hava saldırısı düzenleyecek. Bu paradoksun makul bir izahı yok. 

Astana’da Suriye’deki halkların, bu topraklarda yaşayanların iradesi yoktu. Kuzey Suriye Federasyonu tamamen dışındadır. Sonuç olarak Astana’nın gidişatı ve niteliği böyle olursa bir çözüm platformu değil, sorun haline gelir.

İdlib işgali yeni savaştır

Türkler İdlib’e girerlerse Efrîn için büyük tehdittir. Mevcut krizin derinleşmesi ve artık yeni bir savaştır. Bu hem Şehba ve Efrîn için hem de İdlib için geçerlidir. 

Türkiye’nin kaybetmesi kaçınılmaz

Türk devleti, ABD’nin son aldığı karardan epeyi rahatsız, müttefikleri de öyle. Kürt düşmanlığı ve karşıtlığı üzerine stratejisini oluşturan ve bunu varlık gerekçesi halen getiren Türkiye halen 1. ve 2. dünya savaşları ve sonuçlarıyla okuma yapıyor. Oysa çok şey değişti. Hem Türkiye, hem Ortadoğu hem de dünya değişti; bu değişimin göbeğindeki Kürtler ve rolleri başka bir düzeyde. Şimdi Türkiye, kaotik bir kısır döngünün içindedir. Çünkü zamanın ruhuna karşı çıkıyor. Kürtlerin sunduğu çözüm perspektifini kabul etseydi durum çok farklı olur, kendisi de Kürtlerle birlikte kazanırdı. Ancak buna halen yanaşmıyor. Böylece kaybetmesi de kaçınılmaz.

ABD Başkanı ile görüşmesinde bu rotasını besleme beklentisi var. Kürt karşıtlığına yarayacak ne sonuç alırsa kar hanesine yazacak ama esasında yine kaybedecek. Maalesef Türkiye artık bir yola girmiş ve uçuruma doğru gidiyor. Ancak bir mucize olur da rotasını değiştirirse farklı olur. 

Federasyonun örgütlenmesi

Suriye nüfusu hem dini hem de etnik olarak homojen değil. Suriye’nin jeokültürel durumunu en iyi karşılayacak siyasi ve idari model demokratik federasyondur. Sadece krizi krizle yönetmeye çalışmanın varabileceği makul bir çözüm istasyonu yok. Aralık 2016’da yaptığımız toplantıda bazı kararlar aldık;

* Seçim Kanunu hazırlamak, 

* İdari anlamda bölgeler ve alanların örgütlenme esaslarını belirleyen kanun hazırlamak. 

Bu kanunlar hazırlandı. Kısa süre içinde bunları yeniden Meclis’te değerlendireceğiz ve hemen ardından federasyonu örgütlemeye çalışacağız. Suriye’nin parçalanmasını değil, istikrarını istiyorsak kesinlikle herkesin hakkını, dilini, kimliğini esas alacak ve yer verecek, kendini özgür bir şekilde ifade etmesini sağlayacak bir sisteme kavuşmamız lazım. Bize göre en uygunu Demokratik Suriye Federasyonu’dur ve bu Suriye’nin her yerinde başarılabilecek bir modeldir. Bu şekilde olursa bütün Ortadoğu için de bir çözüm kapısı olabilir.  



 HABER MERKEZİ



737

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA