Öcalan umut oldu

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın düşünceleri ışığında, "Kapitalist Moderniteye Meydan Okumak" konferansının üçüncüsü Hamburg Üniversitesi’nde organize edildi. Konferansta tanınmış teorisyenler ve akademisyenler yeni bir yaşamın inşası üzerine tartışmalar yürüttü.

15 Nisan 2017 Cumartesi | Dünya

M. ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG


Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fikirleri Almanya’da "Kapitalist Moderniteye Meydan Okumak" sloganıyla organize edilen bir konferansta tartışıldı.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın düşünceleri çerçevesinde ilki 2012 yılında "Kapitalist Moderniteye Meydan Okumak" sloganıyla düzenlenen uluslararası konferansın üçüncüsü bu yıl "Demokratik Moderniteyi Açığa Çıkarmak-Direniş̧, İsyan ve Yeninin İnşası" başlığıyla Hamburg Üniversitesi’nde organize edildi. Dünya’nın birçok ülkesinden akademisyen, bilim insanı, alternatif yaşam arayışında olanların buluştuğu konferansta üç gün boyunca jineoloji, ekoloji, tarih, felsefe, kapitalizm, direniş ve yeni yaşamın inşası gibi birçok konu masaya yatırılacak. 

Alternatif Arayış Ağı organize etti

"Network for an Alternative Quest/Alternatif Arayış Ağı" tarafından organize edilen konferans Avrupa’dan Latin Amerika ve Ortadoğu’ya geniş bir yelpaze sunuyor.Dün başlayan konferans Pazar günü akşam saatlerine kadar devam edecek. Konferansın geniş bir bileşeni var. Anarşistler, feministler, komünistler, çevreciler, toplumsal hareketlere ilişkin etkili çalışmaları olan isimler, solcu teorisyenler bunlar arasında yer alıyor.

Birçok akademisyen katılıyor

Konuşmacılar arasında ise anarşist teorisyen David Graeber, sosyoloji profesörü Frank Adloff, yazar ve aktivist Rahila Gupta, yazar Silke Helfrich, ekonomist ve tarihçi Friederike Habermann, Murray Boockchin’in kızı Debbie Bookchin, gazeteci ve sosyal hareketler uzmanı Raul Zibechi ve Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Salih Muslim de var. 

Açılışı Mezopotamya yaptı

Konferans dün sabah Mezopotamya Dans topluluğunun gösterisiyle başladı. Topluluk "Mem û Zin", "Destana Kawa", "4 Kapı 40 Makam" ve Leyla Bedirxan’ın hayatını konu alan "Leyla" isimli dans gösterilerini sahneledi. 

Becker: Krizler yeni pazarlar için üretiliyor

Konferansın açılış konuşması yapan aktör ve sendikacı Rolf Becker, Türk devletinin Kuzey Kürdistan’da yaptığı katliamlara dikkat çekerek, “Anneler, çocuklarının cesetlerini sokaklarda topluyordu. Biz şu anda bu annelere ne diyeceğiz? Ben son savaşın çocuğuyum. İkinci Dünya Savaş’ının çocuğuyum. Dünyadaki bu kriz kapitalistin krizidir. Bu bilinçli bir şey. Krizler yaratılarak yeni pazarlar yaratılmak isteniliyor. Bunlar bilinçlidir. Yunanistan ya da bugün Ortadoğu’da yaratılmak istenen kriz yeni pazarları açmak içindir. Rusya ve ABD’nin savaşıdır" dedi. Becker şu an dünyada yaşananları "barbarlık" olarak tanımladı.

Adolff: Sizi ağırlamaktan mutluyuz

Hamburg Üniversitesi adına konuşan Sosyoloji Profesörü Frank Adloff ise üniversite olarak, böylesi bir konferansa ev sahipliği yaptıklarından dolayı mutlu olduğunu belirterek şunları söyledi: "Böylesi alternatif tartışmaların yapılması sevindirici. Kapitalizm hiçbir şey vermez sadece almak için verir. Burada yapacağımız anti kapitalist tartışmalar ve alternatif arayışlar oldukça önemlidir."

Holloway: Acınızda da öfkenizde de yalnız değilsiniz

Konferansa Meksika’dan görüntülü olarak katılan Prof. John Holloway de şu mesajı verdi: "Orada olmadığım için üzgünüm ama böylesi bir yol ile olsa sizinle olmak sevindirici. Burada güneş var, hava güzel ve ben rahatım. Ama insanlar hayalleri için, yeni dünya yaratmak için savaşıyorlar. Ben onların çabalarına hayranlık duyuyorum. Ne söyleyeceğimi bilmiyorum ama yalnız değilsiniz. Orada bulunanlar ve Kürdistan’da savaşanlar yalnız değilsiniz. Acınızla yalnız olmadığınız gibi öfkenizde de yalnız değilsiniz."

Rojava parlıyor, kalbim sizinle

Prof. Holloway, kapitalizmin sadece insanlık üzerine bir saldırı değil, aynı zamanda yaşam üzerine bir saldırı olduğunu belirterek, "Bu sistem dünyamızı ve insanlığımızı yok etmek istiyor. Sanki alternatif yokmuş gibi davranıyor. Böyle olunca öfkemiz daha büyüyor. Tek yol bu öfkeyi pratiğe dökmek gerek. Rojava ve Zapatista parlıyor. Karanlık gök yüzünde parlıyor. Acınız ve dünyayı değiştirmedeki öfkenizle yalnız değilsiniz. Diyoruz ki devrim gelecekte değil şu anda ve buradadır. Rojava devrimini selamlıyorum" mesajını verdi.

Güneşer: Yeni bir yol bulmaya çalışıyoruz

Konferansın organizatörlerinden Havin Güneşer ise konferans dizisinin tarihçesinden bahsetti. Güneşer, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’dan alıntı yaparak "Hakikat aşktır, aşk ise özgür yaşamdır" dedi ve ekledi: "2010 yılında bu tartışmalara başladığımızda genel bilgiler vardı. Geldiğimiz noktada ise bu bilgiler somutlaştı. Arayışımız bu ağı oluşturarak, böylesi bir platformu oluşturdu. Bugün burada yapacağımız tartışmalarla yeni alternatif bir yol bulmaya çalışıyoruz."

Açlık grevi eylemcilerine selam

Hamburg Rojbin Kadın Meclisi Eşsözcüsü Hatice Kaya ve Hamburg Halk Meclisi Eşbaşkanı Abuzer Bilenler ise yaptıkları konuşmada şu mesajı verdiler: "Hamburg’ta yaşayan Kürdistanlılar olarak, sizleri misafir etmekten gurur duyuyoruz. Açlık grevinde olan insanlarımızı da burada selamlıyoruz. Bizler önder Apo’nun sayesinde burada toplanmış bulunuyoruz."

Köklü: Tecrit Öcalan’ı engelleyemedi

Konferansta Asrın Hukuk Bürosu ve Öcalan’ın avukatları adına da bir konuşma yapıldı. İmralı’da uygulanan mutlak tecritten dolayı, Öcalan’dan bir mesaj getiremediklerini söyleyen avukat Serbay Köklü, 2014’den bu yana müvekkillerinden haber alamadıklarını söyledi. 

Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılarak, müzakere koşullarının sağlanması talebiyle bugün Türkiye ve Kürdistan’daki cezaevleri ile Avrupa’da açlık grevi eylemleri yapıldığını hatırlatan avukat Köklü, "Müvekkilimize uygulanan bu hukuksuzluğun temel nedeni, hiç kuşkusuz Sayın Öcalan’ın bir yandan Kürt halkı için bir kurtuluş umudu olduğu kadar, kapitalist moderniteye karşı demokratik modernite ile pratik koşulları ortaya çıkarmasıdır" dedi.

Köklü, İmralı’daki ağır tecridin Kürdistan ve Ortadoğu’da bir umudun ortaya çıkmasına engel olamadığını da vurguladı. Köklü konuşmasının devamında Öcalan’ın tarihsel ve toplumsal çözümlemelerini anlattı.

Scheidler: Sistem 5 bin yıldır dünyayı yok ediyor

Konferansın ilk oturumu, yazar, aktivist ve feminist Rahila Gupta’nın  moderatörlüğünde yapıldı. İlk oturumda kapitalist uygarlığın çözümleneceğini söyleyen Rahila, “Uygarlık ve kapitalizmi bir arada kullanmak doğru değil ama şimdilik böyle kullanacağız” dedi. Oturumda "Mega-makinenin sonu" kitabının yazarı Fabian Scheidler, Scheidler, 16’ncı yüzyıldan sonra erkeğin doğayı kontrol altına alarak, teknolojik ilerleme sağladığını söyledi. Geçen yüzyıllar içerisinde oluşan iktidar biçimlerini anlatan yazar Scheidler, sermaye birikimlerinin yol açtığı kötü sonuçlara işaret etti. "Sistem beş bin yıldır dünyayı yok ediyor" diyen Scheidler, doğal kaynakların yok edilmesine, savaşlar, küresel ısınmaya dikkat çekti. Scheidler "Kaotik bir geçiş süreci içerisinde olduğumuzu düşünüyorum. Size tehlikeyi tasvir edemem.  Felaket senaryoları olabilir. Ama bu mega-makineden kurtulmamız lazım” dedi. Scheidler, sunumunda savaşın ortasında bir alternatif olarak ortaya çıkan Rojava modeli ile Chiapas örneğini gösterdi. 

Günay: Kapitalizm son hamlelerini yapıyor

“Sürekli savaş hali” başlıklı sunumunda açlık grevlerine dikkat çekerek konuşmasına başlayan avukat Ebru Günay, doğal toplumdan çıkışla başlayan doğanın talanı, savaş ve sömürüden bahsetti. Sistemin kendisini var edebilmesi için kullandığı araçlara değinen Ebru, Abdullah Öcalan’ın “öldürme kültürü” üzerine yazısından alıntı yaptı. Doğal toplumun özü ve esaslarını toplumun içinde var olmaya devam ettiğini belirten Ebru, “Nasıl ki var olan bir şey yok edilemezse, öyledir. ‘Kapitalizm, toplumun kanserli sistemidir’ der, Öcalan. Kapitalizm için yapılmış en güzel tanımlamalardan biridir. Kapitalizmin kendisini güçlü kıldığı bu dönem kadınlar için çok önem teşkil ediyor. Kadının elindeki son bilgi kırıntıları alınmakta. Evlere hapsedilerek üreme makinelerine dönüştürülmekte” dedi. Günay’a göre kapitalizm, bu dönemde son hamlelerini yapıyor.

Palley: Uyuşturucu savaşları can alıyor

Son 7 yıldır Meksika’da yaşayan ve "Kapitalizmin uyuşturucu savaşı" isimli kitabın yazar gazeteci Dawn Palley de konferanstaki sunumunu uyuşturucu savaşlarına ayırdı. Meksika’daki cinayetlerin politik değilmiş gibi yansıtıldığına Palley, uyuşturucunun savaş çıkarmak için verimli bir araç haline geldiğini söyledi. Suriye ve Irak’tan sonra en fazla insanın Meksika’da öldürüldüğünü belirten Palley, resmi verilere göre son 10 yılda 30 bin kişinin kaybolduğunu ama gerçek rakamın bunun beş katı olduğunu kaydetti. Palley, Meksika ve Kolombiya gibi ülkelerdeki bu uyuşturucu savaşının Amerika tarafından finanse edildiğine ve ABD’nin dış politikası ile örtüştüğüne dikkat çekti. Kartellerin devletle ilişkilerini de anlatan Palley, ayrıca kapitalizmin insanı nasıl bir artı değer haline getirdiğinden de bahsetti. Palley, "Uyuşturucu savaşları halklara karşı açılmış bir savaştır" diyerek sözlerini tamamladı.

Çetin: Bilgi tekeli kırılmalı

İlk oturumun diğer bir konuşmacısı olan Gazeteci Ferda Çetin ise, "Gösteri toplumu; sanat, spor, seks, medya ve bilgi tekeli üzerinde zihnin tutsaklığı" başlığı altında sunumunu yaptı. Çetin, bu başlıkların özgürlüğü tartışmayı gerektirdiğini belirterek, "Farkındalık ve uyanış aslında özgürlüğün kendisidir. Farkındalık ve uyanış için de bilgi ve düşünce gerekiyor" dedi. Gramcy’nin bu konudaki fikirlerinden bahseden Çetin, düşünce ve eylem gücünü geliştiren insanların, iktidarın ve devletin temsil mekanizmalarının ortadan kaldıracağını belirtti. 

Öcalan’ın da bu konuya çok önem verdiğini söyleyen Çetin, Öcalan’ın toplum özgürleştikçe bireylerin de özgürce düşünebileceği yönündeki tespitini aktardı. Çetin, bu nedenle egemenlerin yaptığı saldırılara dikkat çekti. Küreselleşmenin yol açtığı sorunlara işaret eden Çetin, "İnsanlar ne olup bittiğinin farkına varmazsa, sisteme alışırlar, o sistem itirazların en alt düzeye indiği bir hal alır” dedi. Kapitalizmin bu kadar başarılı olmasını kendisini yenilemesine, yeni tüketim alanları yaratması ve çeşitlendirmesine bağlayan Çetin, medya, televizyon, sinema, spor ve seks gibi mekanizmalar devreye konularak insanlara nelerin ihtiyaç olup olmadığının anlatıldığını belirtti. Kapitalizmin kavramlarla oynayarak algı yarattığını belirten Çetin, kapitalizmin toplumsal dayanışma ve kolektivizme duyduğu ezeli bir tepkiye vurgu yaptı. Kapitalizme karşı çarenin var olduğunu belirten Çetin, toplumun kendi düşünce, yaratma ve eylem yapma kapasitesine inanması olduğunu söyledi. Çetin, bilgi tekelinin kırılması gerektiğinin altını çizdi. 

Pazmino: Öcalan bir sentez üretti

Latin Amerikalı Araştırmacı Carlos Pazmino, "Öcalan ve Bakunin: Bitmemiş bir tartışma” başlığı altında konuştu. Pazmino, Latin Amerika’dan buraya gelmelerini mümkün kılan herkese teşekkür etti. Sosyoloji tezini de “Öcalan ve Bakunin: Bitmemiş bir tartışma” üzerine yaptığını belirten Pazmino, Öcalan’ın bütün dünyadaki mücadelelerin sentezini yaptığını kaydetti. Öcalan’ın fikirlerinin çok güçlü olduğunu belirten Pazmino, bu fikirler ışığında özellikle Kürt kadın mücadelesine dikkat çekti. 

Bakuni’nin fikirlerinin de eylem ideolojisi olduğunu belirten Pazmino, "O bir devrimciydi. Halk militanlığını ortaya koymaya çalışmıştı” dedi. Pazmino, “Öcalan de sol deneyimlerin sentezini yapıyor” diye ekledi. Öcalan'ın Bakunin’in bıraktığı eksikleri de doldurduğunu dile getiren Pazmino, Öcalan’ın devleti küçültmek için gizli veya açık bazı taktikler önerdiğini anlattı.Bakunin ve Öcalan’ın devlete ilişkin tanımlamalarından bahseden Pazmino, Öcalan’ın devletin toplumun inkarı olduğu çözümlemesini hatırlattı. Bakunin ve Öcalan’ın devlet ve din arasındaki ilişkiye ilişkin fikirlerini de paylaşan Pazmino, diğer solcu hareketlerin aksine Öcalan’ın devrimin konusunu kadın olarak önerdiğinin altını çizdi.

Gazetemizin baskıya girdiği saatlerde konferans devam ediyordu. Konferans pazar akşamı sona erecek. 

Kitapları sergilendi

Öte yandan Konferansın yapıldığı Hamburg Üniversitesi’nde kurulan stantta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın İngilizce, Almanca, İspanyolca, İtalyanca olmak üzere birçok dilde çevrilen kitapları yer alırken, geleneksel Kürt motifleri de dikkat çekti. 


2318

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA