Mağduriyetten çık, aktif ol

Ezilen, şiddete uğrayan kadınlara mağduriyetten çıkıp aktif olmayı öğütleyen avukat Seyran Ateş, şiddeti önlemenin en etkin yolunu şöyle özetliyor: ‘Kadın yardım ararken, aradığı korumayı ve yardımı bulamıyorsa, memnun değilse itiraz etmesini bilmelidir. Durmamalı, yardım aramaktan vazgeçmemelidir.’

21 Mart 2017 Salı | Kadın

DÎLAN KARACADAĞ / HABER MERKEZİ


Almanya’da yaşayan avukat Seyran Ateş, yazarlığının yanı sıra insan ve kadın hakları savunuculuğuyla tanınıyor. 17 yaşında hayatına yön vermek için evden ayrılan Ateş, 1983 yılında “Nereye aitiz” isimli ilk otobiyografi kitabını yazdı. Aynı yıl içerisinde üniversite öğrenimini sürdürürken şiddete uğrayan kadınlar için bir yardım masasında çalışmaya başladı. Bir yıl sonra boşanmak isteyen bir müvekkillinin eşi tarafından silahlı saldırıya uğradı. Göç ettiği Almanya’da aile hukuku konusunda uzmanlaştı. Görüşlerinden dolayı defalarca tehditlere maruz kalarak, mesleğinden ayrılmak zorunda kaldı ancak pes etmedi. 2009 yılında “İslam’a Seks Devrimi Gerek” adlı kitabı nedeniyle tartışmaların odağı haline geldi. Başarıları nedeniyle birçok kez liyakat ödülleri alan Ateş, en son 2014 yılında 1.Sınıf Liyakat Nişanı’na layık görüldü. 

Avukat Seyran Ateş ile yaşadığı zorlukların yanı sıra Almanya’da şiddet gören kadınların durumuna ve kadınların örgütlülüğüne ilişkin konuştuk. 


Silahlı saldırıya uğradınız, buna rağmen kadın hakları için mücadele etmeye devam ettiniz. Motivasyonunuz nedir?



Bir kadın hakları aktivisti olarak benim de örnek aldığım kişiler vardı, Clara Zetkin, Rosa Luxemburg, Emma Goldman gibi… Onlar yılmadı. İdol olarak gördüğüm bu kadınlar beni ayakta tuttu. 

Ben inançlı bir insanım. Vurulma esnasında Allah ile sohbet denilen ölüme yakınlığı hissettim. ‘Yaşamak mı, ölmek mi istiyorsun’ sorusu karşısında ‘yaşamak istiyorum’ deyip mucizevi bir şekilde hayatta kaldım. 

Bu yaşam mücadelesinden yola çıkarak ne mesaj vermek istersiniz?

Yaşama istemidir beni ayakta tutan. Burada kadınlara verebileceğim bir mesaj var: Yılmayın! Kadınların kendi haklarını kendileri araması gerekir. Kimse haklarını ve güzel bir hayatı onların önlerine sunmaz. Kadınlara boşanma davalarında bir avukat olarak sürekli olarak anlatmaya çalıştığım da budur: Mağduriyetten çıkıp aktif olun!

Aldığınız tehditler yüzünden bir süre işinizi bile bıraktınız. Şimdi durum nasıl?

1980’lı yıllardan bu yana kadın aktivistiyim ve mücadele eden biriyim. Kızım olmasaydı kendimi geriye çekmezdim. Daha sonra Kuzey Afrika’da (Mağrip ülkelerinde) ‘Arap Baharı‘ denilen olaylardan sonra Almanya’daki atmosfer de değişti. O arada kızım da büyüdü. ‘İslam’a Sex Devrimi Gerek’ kitabına da tepkiler ve tehditler devam etse de bir süre sonra artık yazdıklarım üzerine daha rahat konuşulabilir hale geldi. Geri çekilmek iyi bir örnek değil, üzgün bir insan haline gelmiştim. Bu yüzden iş hayatıma dönmeye karar verdim.

Hala tehdit alıyor musunuz?

Tehditler nedeniyle geri çekilmemin ardından 11 yıl geçti ve artık bambaşka bir yerdeyiz. Yazdıklarımla hemfikir olanlar arttı ve tek kalmadım. Bugün tehditler azaldı ama daha çok Erdoğan’a (Türk Cumhurbaşkanı) karşı yaptığım eleştirilerden dolayı tehdit alıyorum. Tehditler daha çok Erdoğancı AKP’lilerden geliyor.

Farklı bir konuya geçmek istiyorum. Almanya’da şiddet gören kadınlar kendilerini nasıl en etkin şekilde koruyabilir?

Şiddet gören kadınlar en kısa zamanda yardım için en yakınına gitmeli. Komşudan yardım isteyebilir, danışmana, kadın sığınma evlerine veyahut polise gidebilir. Almanya’da yardım edecek çok kişinin olduğuna inanıyorum. Bundan dolayı kadınlara çağrım: Sakın susmayın!

Peki buna rağmen neden kadınlar susmayı tercih edebiliyor? 

Kadınlar gittikleri yerden memnun kalmayabilirler. Birçok örneğe de bizzat tanıklık ettim. Polisin yeterince Almanca bilmediği için eleştirdiği kadın, gittiği sığınma evinde beklediği ilgi ve sahiplenişi göremediği zaman kendisini güvende hissetmeyebiliyor. Burada önemli olan vazgeçmemektir. Alternatiflere bakılması gerekir. Kadın yardım ararken, aradığı korumayı ve yardımı bulamıyorsa, memnun değilse itiraz etmesini bilmelidir. Durmamalı, yardım aramaktan vazgeçmemelidir. 

Almanya’da son bir yılda çok sayıda kadın erkekler tarafından katledildi. Ülkede bu kadar imkan olmasına rağmen neden kadınlar korunamıyor?

Daha önce bahsettiğim nedenlerden olabilir. Kadın yardım alacağı yerde ciddiye alınmadığını düşünmüş olabilir veya yardım aradığı yerde kendini yeterince güvende hissetmeyebilir. Veya şikayetleri takip edilmemiştir. Bunları şansızlık olarak tanımlamak isterim. 

Bir de kadın ailesinden kolay kolay kopmak istemiyor. Barışmak ve huzur istediği için sürekli diyalog arayışındadır. Bir taraftan böylesi bir tutumla içinde bulunduğu tehlikenin farkında değil, diğer taraftan da kendisine yardım edecek yerler tarafından ciddiye alınmadığı için şiddete ve katliama maruz kalıyor. Yine de diğer ülkelere nazaran şiddet gören kadınların sayısı giderek azalıyor. 

Almanya’da kadınlar erkeklere kıyasla ortalama yüzde 21,6 oranında daha az maaş aldığı biliniyor. Bu eşitsizliği nasıl yorumluyorsunuz?

Bu çok önemli bir konu. Batı’daki kadınlar seçme ve seçilme hakkı için sokağa çıktıklarında, aynı zamanda çocuklarının velayeti için de mücadele ettiler. Yaklaşık 50 yıl önce kadınların çocukları üzerinde hakları yoktu. Çocuklar direkt baba üzerine kaydediliyordu. 

Hala erkekler aile içi söz sahibi oluyor, maddi meselelerde de erkeğin söz hakkı var, bahsettiğiniz gibi kadın aynı işte daha az maaş alıyor. Bunların hepsi gerçek ama bu Avrupa’da ilerleme yok anlamına gelmemeli. Her şeye rağmen kadınlar mücadele veriyor. Kadınların mesleki hayatında yükselebilmesinin önü kanunlarla açıldı. Şirketlerdeki yönetim temsilinde kadınlar için bir kota ayrılması mecburiyeti var artık.

Mücadelemiz devam ediyor. Cinsiyet eşitliği hiçbir yerde yok. Her kültürde, her toplumda, her dinde eşitlik yok. 

Almanya’daki kadınların yeterince örgütlü olduğunu düşünüyor musunuz? 

Almanya’da kadınların örgütlülüğü güçlü. Birçok kadın siyasetin içinde etkisini gösteriyor, vakıf ve örgütleri çok. 1980’li yıllarda kadınlar sokaklarda, eylem ve etkinliklerle haklarını arayabiliyorlardı, şimdi parlamentoda bunu yapabiliyoruz. Bugün sokaklarda çok fazla eylemler yapılmadığı için dışarıdan bakıldığında güçlü görünmeyebilir ama güçlüler.

Buna rağmen en basit kadın haklarıyla ilgili ciddi tartışmalar olabiliyor. Bunun sebebi nedir?

Ataerkil sistem çok güçlü. Bizler sadece erkeklere karşı değil, kadınlara karşı da mücadele veriyoruz. Almanya’da bütün kadınlar, kadın hakları konusunda aynı düşünmüyor maalesef. Mücadelemizi sadece erkeklere karşı verseydik, çoktan çözmüştük. Biz kadınlar için hak isterken, bazı kadınlar bir erkekten daha fazla karşı çıkıyor ve ‘yeter artık, daha ne istiyorsunuz, niye kadına bu kadar hak lazım, çocuklar niye yuvaya gitsin, biz bakarız’ diyerek karşı çıkabiliyorlar. Bu anlamda kadınların mücadelenin ilerlememesinde sorumlulukları var. 


372

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA