TOKİ’ye kerpiç eviyle direniyor

Yaşanan onca depreme rağmen doğduğu kerpiç evi bırakıp TOKİ’ye yerleşmeyi reddeden 75 yaşındaki Vahide Kahraman, “Yerleştiğim o konutlarda nefes bile alamadım. Kerpiç evler konutlardan daha sıcak. Toprak kokuyor. İmkan olursa kerpiç evleri tekrar onarıp, son nefesimi burada vermek istiyorum” diyor.

12 Ocak 2017 Perşembe | Kadın

Wan’ın İpekyolu ilçesine bağlı Varagavank (Bakraçlı) köyü, Urartulara kadar dayanan çok eski bir geçmişe sahip. Erek Dağı’nın yamacına kurulan köy, Kevenli ve Kurubaş köyleri ile komşu. Merkeze yaklaşık 9 kilometre uzaklıkta bulunan köyde, Ermeniler için önemli ve tarihi bir yere sahip Varagavank Manastırı’nın kalıntıları bulunuyor. Ermenilere ait bu köyde 1960’lardan sonra daha çok Wan’ın Mîks (Bahçesaray) ilçesinden gelen yurttaşların yerleşmesiyle birlikte yeni bir yaşam inşa ediliyor. Ancak bu durum 2011 yılında meydana gelen iki büyük depreme kadar devam ediyor.

Doğal yapı TOKİ’lerle yok ediliyor

Köy Erek Dağı’nın heybetiyle güne uyanan yurttaşlara bereketli toprakların üzerinde çiftçilik yapma fırsatı sunarken, yapıların çoğunun terk edilmiş ve kerpiçten oluşması ise dikkat çekiyor. Kerpiç yapıların büyük bir çoğunluğu depremde hasar görmüş ve terk edilmiş. Yurttaşların çoğunun depremden sonra köyün etrafına inşa edilen ve toplumsallık adına hiçbir iz taşımayan Toplu Konut İdaresi evlerine (TOKİ) yerleşmesi ise doğal yapısını bozmuş. Daha önce iki katlı yapıların üstü ev, altı ağıl olarak kullanılıyorken, şimdi ise üstü depo, samanlık, altının ise ağıl olarak kullanılıyor.

Yalnızca iki ay TOKİ’de kalabildi

Köyün geride kalanlarını 65 yaş üzeri yurttaşlar oluşturuyor. Onlar evlerini terk etmek istemiyor. Doğduğu evi bırakmak istemeyen 75 yaşındaki Vahide Kahraman, sadece 2 ay TOKİ evlerinde kalabilmiş, o da çocuklarının ısrarıyla. Orada kendine ait bir şey bulamayan Kahraman, kerpiç evine geri dönüyor. Soğuk havanın karla karıştığı şu günlerde iki gözlü evinde torunlarıyla birlikte yanan tezek sobası önünde ayaklarını uzatıp çayını yudumlayan Kahraman, ceviz kırıp anın tadını çıkarıyor.

Özel toprağından sıva


Çocuk yaşında evlendirilerek Westan’dan (Gevaş) Varagavank’a getirilen Kahraman, ilk zamanlarını şöyle anlatıyor: “Eskiden çevre köyde bulunan kadınlar gruplar halinde köye gelirdi. Değirmende buğday öğütürdük. Yalnızca buğday değil arpa, bulgur, kilim ve daha bir çok işi komünal bir şekilde yapardık. Burada özel bir toprak var. Eskiden çevre köylerde kalan kadınlar katır, eşek sırtıyla buradan toprak taşırlardı. O toprakla tandır yaparlardı. Bu özel toprakla sadece tandır değil, evlerin damları duvarları sıvanırdı.”

Komünal emekle üretim

Kerpiç evlerin yapımında herkesin emeği olduğunu belirten Kahraman,  evlerin nasıl yapıldığını da şöyle not düşüyor: “Büyük bir arazide dere kenarında önce toprak taşınırdı. Toprağı su ve samanla çamur haline getirirlerdi. Günlerce kadın ve çocuklar da dahil köy ahalisi, çamuru istenilen kıvama getiriyordu. Daha sonra geniş arazilerde güneşin ısıtabileceği bir alanda tahtadan yapılmış kalıba doldurarak, kare ve dikdörtgen şekillerini elde ediyorlardı. En son ise yeni bir ev yapmak için yine kollar sıvanır duvarlar örülür ve yapılar inşa edilirdi. Bu tür işler genelde ortak yapılır ve sırasıyla herkesin ev ihtiyacı bu temelde giderilirdi.”

Eskiler toprağa değer verirdi

Vahide ana, ısınmak amacıyla evlerin çoğunun iki katlı ve altının ağıl olarak inşa edildiğini belirtiyor: “Burada kışlar uzun ve soğuk geçer. İnsanlar için toprak çok değerliydi. Bir karış toprak ziyan edilmezdi. Hem araziden tasarruf etmek, hem de altta ağılın yaydığı ısıdan yararlanmak için evler iki katlı yapılırdı.” 

‘O konutlarda nefes bile alamadım’

Depremden önce köyde yaşamın bambaşka olduğunu söyleyen Kahraman, “Depremden sonra büyük bir emekle yaptığımız evler, büyük oranda hasar gördü. Köylülerin çoğu onaramadı. Daha sonra konutlara yerleştiler. Depremin ilk dönemlerinde yeni bir sarsıntı korkusu nedeniyle ben de konuta yerleştim ama o konutlarda nefes bile alamadım. Kerpiç evler konutlardan daha sıcak. Toprak kokuyor. En önemlisi bu kadar büyük bir emeği ben terk etmek istemiyorum. İmkan olursa kerpiç evleri tekrar onarıp, son nefesimi burada vermek istiyorum” diyor. 


 ŞÛJIN / WAN



602

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA