Tabutların sayısı beşiklerin sayısını geçtiğinde

13 Kasım 2017 Pazartesi

FERDA ÇETİN

Diktatörler ortak özellikler taşır. Seçimle iktidara gelirler; zorbalıklarını ve despot rejimlerini, seçim ve oy çokluğu ile meşrulaştırmaya çalışırlar. İktidarlarını seçimle değil; karşı zor, suikast, zehirlenme, kaza veya intihar yollarından biri ile bırakırlar. 

Geçmişten günümüze despotların şaşırtıcı benzerliği, onların birbirlerini takip ve taklit etmelerinden daha çok, tek başına hükmetmenin yarattığı cazibe ve kontrol edilemeyen egolarından kaynaklanır. 

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın 9 Kasım 2017 günü, Beştepe’deki sarayında, kadınlara yönelik, “nüfus” temalı konuşması, Mussolini’nin 22 Aralık 1936 günü yaptığı konuşmanın kopyasıdır.

Mussolini’nin, “Savaşlar Salonu”nda düzenlediği “Anne ve Çocuk Günü" toplantısına çok çocuklu 95 çift katılmıştı. Mussolini bu çiftlere hitabında, “ya çoğalacaksınız ya da köle olacaksınız. Sayı, güç demektir, güçlü bir İtalyan ırkı için doğurun ve çoğalın" talimatları veriyordu. Ardından, çok çocuklu aileleri beş bin lira ile ödüllendiriyor, ilaveten küçük çocuklar için 1000 lira sigorta parası veriyordu. O dönemde beş bin lira (İtalyan lirası), bir yıl rahat yaşam olanağı demekti.

Başka bir toplantısında, nüfus takıntısını tehdite vardıran Duçe; "Günün birinde İtalya’da tabutların sayısı beşiklerin sayısını aşarsa eğer, ben de kesin ve keskin önlemler almaktan kaçınmayacağım" diyordu.

Anne imgesiyle ulus imgesini birleştiren Hitler, 1932 başkanlık seçimi için çıkardığı seçim bildirisinde; “kadının ve erkeğin insan soyunu sürdürme görevi, birlikte çalışmadan daha önemlidir. Bizim en büyük çabamız, ömür boyunca birbirine bağlı iki eşe bir aile kurmada kolaylık sağlamak olacaktır” diyerek nüfus artışının önemine vurgu yapıyordu.

Hitler’in içişleri bakanı Wilhelm Frick ise yoksulları az çocuk yapmakla suçluyordu. 

Türkiye’nin despotu henüz tehdit ve suçlama aşamasına geçmedi. Diktatör, 9 Kasım günü, her biri kendisini can kulağıyla dinleyen “lider ve girişimci” kadınlara sesleniyor; “annelik, Allah’ın kadınlara en büyük lütfudur, ikramıdır. Anneliği inkar, yaradılışı inkardır. Müslüman kadın iyi bir anne olduğu kadar yeri geldiğinde çığır açan siyasetçi, ilim insanı, atılgan bir savaşçıdır.

Peygamberimiz ne diyorlar? Emir çok açık net. Nikahlanın, evlenin, çoğalın. Müslümanın çoğalması şart. Bu konudaki müslüman kadınların hassasiyetine güveniyorum. Türkiye'deki terör örgütü bu konuda çok hassas. En az 10, 15 çocukları var.”

Tayyip Erdoğan’ın bütün Kürt halkını terörist gördüğü, “terör örgütü" sözleri ile Kürt halkını kastettiğinden en küçük bir kuşku yoktur. Konuşmanın düşmanlık ve kadına hakaret boyutu yanında aktüel yanı da var.

Tayyip Erdoğan, 2014 yılında ve ilk kez nüfus sorununu dile getirdiğinde, kadınların en az üç çocuk doğurmaları gerektiğini belirtiyordu. Şimdi “ihtiyacın” üçü ve dördü aştığı ve zirveye çıktığı görülüyor. Aradan geçen üç yıl içinde ne oldu da Erdoğan’ın talebi 3’ten 15’e çıktı? 

Faşist diktatörlüğün kendisini idame etmesi için daha çok savaşa ve daha çok ölüme ihtiyacı var. Tayyip Erdoğan ve şürekası, kamuoyu önünde “terörün kökü kazındı” nutukları atarken, her geçen gün savaş kızışıyor ve tabut sayısı artıyor . Tayyip Erdoğan’ın içeride ve dışarıda ısrarla sürdürdüğü savaşın kaçınılmaz sonucu, tabutların sayısının beşiklerin sayısını geçmesi ve mezarlıkların büyümesidir. 

“Teröristlerin en az 15 çocukları var” sözleri, kendi çocuklarına bedelli askerlik yaptıran veya çürük raporu alan Erdoğan ve şebekesinin daha çok ölüm ihtiyacını açığa vurmaktadır. Bu açıklama Türk ordusu ve polisinin, Kürdistan’daki savaşta büyük kayıplar verdiğinin de itirafıdır. Bu itiraf, Tayyip’in, kendisi ve ailesi için ölecek daha çok insana ihtiyacı olduğunu da göstermektedir.

Tayyip’in “daha çok doğurun” dediği muhatapları keşke şöyle sorabilseydi; “bir daha esamesi okunmayacak” dediğiniz ve hep bir ağızdan kökünü kazıdığınız “teröristler” nasıl oluyor da 15’er 15’er yeniden çoğalıyor? Yıllar yılı anlattıklarınız yalan ve palavra değilse eğer, neden kendi halkınızı “teröristler”le doğum yarışına sürüyorsunuz? 

Kürt nüfusunun artışı, Türk devletinin ezeli ve ebedi sorunudur.

Bu köşede daha evvel yayınlanan “Ahıska Türkleri Kürdistan’a yerleştiriliyor” (http://www.yeniozgurpolitika.org/index.php?rupel=nivis&id=9616) ve “Suriyelileri Kürdistan’a yerleştirme planı” (http://www.yeniozgurpolitika.org/index.php?rupel=nivis&id=10258) yazılarında, Kürt nüfusunun artışı karşısında, Türk devletinin geliştirdiği politikalar ve planlamalar irdelemişti.



1608
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: