Dünyanın raconunu Erdoğan mı kesecek?

suatbozkus@gmail.com | 09 Eylül 2017 Cumartesi

SUAT BOZKUŞ


Erdoğan-Bahçeli diktası zorlandıkça saldırganlaşıyor. Hele son konuşmalarında Erdoğan sürekli olarak batılı liderlere çatıyor. Sanki bütün dünyanın görevi Erdoğan diktasına boyun eğmek ve hizmet etmek.

Erdoğan bütün diktatörler gibi kendisini yanılmayan ilahi bir güç olarak görüyor. Bu cesaretle kendisini eleştirenleri „Türkiye düşmanı, İslam düşmanı“ olmakla suçluyor. Muhalefet ise zaten vatan haini ve her türlü cezaya müstehak. Bu nedenle zindanlar muhaliflerle dolu, cezaevlerinde yer yok. Ama Erdoğan hala pervasızlığına devam ediyor. AB liderlerinin Türkiye’nin üyeliğine karşı tavırlarına çok kızmış, posta atıyor. Türkiye’nin AB ülkeleri ve kriterleriyle ne ilgisi var diye kendisine sormuyor bile.

Artık teknoloji çok gelişti ve moda deyimle dünya küçüldü.

Merak eden herkes bilgisayarın başına geçip araştırabilir.

Hapisteki parti genelbaşkanı, milletvekili, belediye başkanı sayısında birinci olan ülke hangisidir? Bırakalım birinciliği, AB üyesi devletlerin hangisinde hapiste bir parti lideri, milletvekili, belediye başkanı var?

Hangi AB üyesi ülkede:

- Bu kadar gazeteci, akademisyen hapiste ya da haklarında tutuklama kararı var?

- Bu kadar kadın-çocuk-sivil vatandaş öldürülüyor?

- İş cinayetlerinde bu kadar işçi öldürülüyor?

- Çocuklar-kadınlar bu kadar çok tacize-tecavüze uğruyor?

- Bu kadar insan başka ülkelere iltica ediyor? Aslında AB üyesi ülkelerden başka ülkeye iltica eden var mı?

Hepsini bırakalım Erdoğan’ın kendisine soralım:

Türkiye’deki diktasını demokrasi zanneden ve örnek gösteren Erdoğan etrafında toplanan çete elemanları birbirine girince, tabiri caizse Erdoğan 7-7 attı ve „Burada racon kesilecekse ben keserim, benden başkası da racon kesemez“ dedi.

Erdoğan, gittiği her yerde de racon kesmeye kalkışınca baltayı taşa vurdu. Amerika seyahatinde sivil halka saldıran korumaları hakkında yakalama kararı var. Herhalde dünya tarihinde bunun başka bir örneği yok.

AKP’nin birçok bakanı-milletvekili yurt dışına çıkamıyor. Çünkü haklarında Zafer Çağlayan gibi soruşturma açılabilir, tutuklanabilir. Böyle giderse yakında Erdoğan da dışarı çıkamayabilir çünkü Zafer Çağlayan ilk yakalandığında „Yaptığımız her işten haberi var“ diyerek Erdoğan’ın sorumlu olduğunu söylemişti. Zaten bunun aksi ne düşünülebilir ne de mümkündür. Bu işin sonunda Erdoğan’ın da yargılanması kaçınılmazdır.

AKP’nin kuruluş sürecinden beri ABD ve AB’nin desteğini, övgülerini almış olan Erdoğan birçok ödüle de layık görülmüştü. O zamanlar Erdoğan bu ilgiden çok memnundu. AKP’liler de „Bakın bütün dünya onu takdir ediyor. O bir dünya lideri“ diyorlardı. O günlerde Erdoğan liderliğindeki Türkiye, bütün İslam ülkelerine Müslüman-demokrat model ülke olarak gösteriliyordu. Erdoğan Türkiye’deki Kemalist statükoyu yıkacak yerine tüm İslam devletlerine örnek olacak demokrat bir ülke kuracaktı. Artık bunların hepsi mazide kalmış bulunuyor. Erdoğan bütün demokratik-liberal-dindar söylemlerini unutmuş, DAİŞ hamisi ve statükoculuğun en kararlı savunucusu olmuştur.

„Benim mi Allahım bu çizgili yüz?

Ya gözler altındaki mor halkalar?

Neden böyle düşman görünürsünüz,

Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?“

Statükoculuğun fedailiğini yapan Erdoğan’ın hali tam da budur. O şimdi hesap vermekten kurtulabilmek, statükoyu ayakta tutabilmek için Bahçeli, Başbuğ ve tüm statükocularla Kürt düşmanlığında birleşmiştir. Bu amaçla her türlü saldırıyı yapmaktadırlar.

MİT ajanlarıyla Avrupa’da saldırılar yaptırmakta, PKK yöneticilerine yönelik olarak Güney Kürdistan’a kadar suikast timleri göndermektedir.

Yanlışlıkla bombalandı, akrep kaza yaptı, fetöcüler yaptı vb. derken SİHA’larla sivil halka saldırmaktadır. 93 konseptinin kitlesel imha, göçertme ve insansızlaştırma yöntemlerine dönülmüştür.

Bu tür insanlık dışı yöntemlere başvuran diktatörler ve saltanatlarını bu yolla sürdürmek isteyenler eninde sonunda feci biçimde kaybetmişlerdir.

Erdoğan, örnek aldığı Hitler’in sadece anayasasına değil, sonuna da iyi bakmalıdır. Belki hala ibret alma ihtimali kalmıştır.



1074
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: