Ortadoğu’da demokratik modernite çözümü -III-

04 Temmuz 2017 Salı

ABDULLAH ÖCALAN

Tarihe kulak kabartıldığında Dicle-Fırat vadilerinde, Verimli Hilal’de 15000 yıllık neolitik çağın, 5000 yıllık merkezi uygarlığın, son 200 yıllık modernite kültürünün çağrıştırdığı hep bütünlüklü siyasal oluşumlardır. Sümer, Akad, Babil, Guti, Asur, Hurri, Mitani, Urartu, Hitit, Med, Pers, Helen, Sasani, Bizans, Emevi, Abbasi, Selçuklu, Moğol, Osmanlı adlarındaki merkezi siyasi otoritelerle karşıtları olarak hep var olan aynı veya farklı adlarla oluşan demokratik otoriteler hep bütünlüklü siyasi oluşumlardır. Zaten neolitik çağın anaerkil otoritesi ayrılık bilmez, kölelik tanımaz, eşit ve doğal ahlaki ve politik oluşumların hassıydı. Son iki yüz yılın Avrupa merkezli parçalı ve çatışmalı ulus-devlet provokasyonları bu uzun tarihi süreç içinde küçük bir ayrıntıdır. 

Tarihin tekrar ana mecrasında jeokültür ve jeopolitik gerçeğine göre akması demokratik uygarlık mirası üzerinde geliştirilecek demokratik moderniteyle mümkündür. Zengin tarihsel mirasın yığdığı sorunlarla, güncel kriz, çatışma, katliam ve soykırımlara karşı somutlaştırılması gereken çözümün ilk ortaklaşa adımı Dicle-Fırat Demokratik Konfederasyon düşüncesi veya projesi olabilir. Böylesi bir düşünce Arap, Türk, Kürt ve Fars çoğul uluslarıyla azınlık ulus ve kültürleri arasındaki çatışmalı, asimilasyonist sürecini tersine çevirip dayanışmacı, komünal demokratik siyasi oluşumlarla barışa, ulus-devlet ötesi ortaklıklara yol açabilir. Dicle-Fırat Demokratik Konfederasyon Projesi bu tarihin mecrası doğrultusunda atılacak en anlamlı ilk adım olacaktır. Hiç kuşku duymuyorum ki, bu proje üzerinde adım adım ve çok yönlü yükseltilecek ekolojik, ekonomik ve demokratik toplum komünleri tarihine, kültürüne yaraşır Demokratik Ortadoğu Çağı’nın altın değerinde başlangıcını oluşturacaklardır. Demokratik Ortadoğu Çağı, hem eski tarihin uyanışı hem de yeni tarihin özgür yaşamının haykırışı ve sevinci olacaktır. 

Ortadoğu gerçekliğine bu ana proje kapsamında bakıldığında ikinci dereceden bazı projelerden bahsetmek mümkün olacaktır. Tıpkı neolitik ve uygarlık çağında hep oluşa geldiği gibi Verimli Hilal’in Mısır ve Kuzey Afrika’ya uzanan batı ucunda Mısır veya Libya merkezli (Nil Vadi merkezli) Kuzey Afrika Demokratik Konfederasyon projesi geliştirilebilir. Verimli Hilal’in doğu ucunda Pencav merkezli Doğu İran, Afganistan, Pakistan (bu ulus-devlet adları tarihi jeokültür ve jeopolitiğe uygun değildir) Demokratik Konfederasyon projesi daha da aciliyet kazanmaktadır. Ortadoğu Demokratik Modernitesinde düşünülmesi gereken ikinci bir doğu uçtaki proje; bugünkü Özbekistan merkezli Seyhun ve Ceyhun Vadilerinde geliştirilecek Orta Asya Demokratik Konfederasyonu anlamlı olacaktır. Güney Arabistan’da halen çok güçlü ve canlı yaşanan kabile ve mezhep cemaatleri nedeniyle geliştirilmesi gereken Güney Arabistan Demokratik Konfederasyonu, diğer anlamlı bir proje olarak düşünülebilir. 

Tüm bu projelerden büyük bir Ortadoğu Demokratik Modernite Projesi bir ütopya olarak düşünülebilir. Şüphesiz ABD hegemonyasının çizdiği BOP’tan (Büyük Ortadoğu Projesi) daha gerçekçidir. Bir projenin gerçekliğini belirleyen tarihsel arka planı ve kültürel temelidir. Neolitik ve uygarlık çağının ana akış istikametine bakıldığında böylesi bir tarih ve ortak kültürel temelin oluştuğu teslim edilecektir. Ortadoğu kültüründe AB türünde birlikler bir ütopya, proje olmanın berisinde, kriz ve çatışmaların, parçalanmışlıkların, yabancılaşmanın arayışa zorladığı her alanda adım adım inşa edilmesi gereken evrensel-tikel yaşam gerçekleridir. 

Şüphesiz bu projeler şimdilik birer ütopyadır. Ama tarihsel ve toplumsal temeli güçlü olan ütopyalardır. Unutmamak gerekir ki büyük ütopyalar olmadan büyük yaşam pratikleri gerçekleştirilemez. Ortadoğu kültürü insanlığa cennet ve cehennem ütopyasını armağan etmiş, ilk yazılı destan Gılgameş Destanı’yla binlerce yıl öncesinden beri ölümsüzlük otunu hep aramış bir kültürdür. Anlıyorum ki, iktidar hastalığıyla, özgür kadınla gerçekleşebilecek yaşamı kaybetmiş Gılgameş nesli, hep peşinde olduğu bu yaşamı sadece ölümsüzlük biçiminde değil gerçek yaşam süreci içinde de bulamayacaktır. Bir şey ancak kaybedildiği yerde bulunabilir. İnsan türünde büyük yaşam volkanı Zagros-Toros eteklerinde, Dicle-Fırat Vadilerinde patladı. Büyüleyici yaşam burada doğdu; Kürdistan’da Jin û Jiyan (kadın ve yaşam) olarak. Bin yıllar içinde bu sefer hiyerarşi ve devlet iktidarlarında Jin û Jiyan somutunda aynı mekanlarda kaybedildi. Bütün destanların Gılgameş destanının kopyaları oldukları kanıtlanmıştır. Cennet ve cehennemler hep bu yaşanmış ve kaybedilmiş yaşamlarla ilgilidir. İktidar hastalığı gerçekten yaşamı öldürür. Bunu çok iyi bilerek Demokratik Ortadoğu Çağı’nın projesi aynı zamanda yaşamın iktidar hastalığıyla kaybedildiği yerde iktidar olmayan özgür kadın yaşamını, ekolojik, ekonomik toplumlu olarak keşfedildiği, bulunduğu gerçekliğin projesidir. Her proje aynı zamanda gelecek ütopyasıdır. Demokratik toplum ve Demokratik Modernite gerçekleşmiş –farklılıklar içinde eşitlik ve özgürlük- ütopyasıdır. 

Büyük özgür yaşam ütopyası olanlar için, arandığında bölgede örneği çok olan bir yaşam tarzı şartı vardır. O da şudur: Toplumsallığın mümkün kıldığı hakikat için yaşayacaksın. Buldukça yaşayacaksın. Yaydıkça ahlaki ve politik toplumu kuracaksın. Bunun için karşına çıkan iç ve dış engellerle doğru mücadele edeceksin. Ortadoğu’da Bilgelik Akademisi hep böyle söyler. Bu söylemle özgürleşen yaşam iradesi hep böyle yapar! 

Ortadoğu’da Uygarlık Krizi ve Demokratik Uygarlık Çözümü kitabından alınmıştır 



1273
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: