7 Haziran sendromunu yaşıyor Erdoğan!..

20 Mart 2017 Pazartesi

AHMET NESİN

Sadece ben değil esasında, kimle konuşsam “İyi de Erdoğan kaybettiğinde ne yapacak…” diye soruyor. Zor bir soru, çünkü Erdoğan’ın kaybettiğini görmek için seçim akşamını beklemek gerekmiyor, Erdoğan zaten şimdiden kaybettiğini gördüğünden her geçen gün daha da saçmalıyor. O yüzden ben “Erdoğan kaybettiğinde ne yapacak…” diye sormak yerine, kaybedeceğini bilerek başladığı bu halk oylamasını lehine çevirmek için “Bir insan, seçim kazanmak için bundan fazla daha ne yapabilir, daha fazla ne kadar saçmalayabilir…” diye soruyorum kendi kendime…

İşi uzun etmeden, dün Oslo’da “Oslo Hayır Platformu” söyleşisinde söyleneni aktarayım hemen: “Duyduğuma göre Cumhurbaşkanı Erdoğan Fransa’yla kapışacakmış…” Hemen gülmeye başladım, inanmadığımdan değil, böyle bişey başladığında Fransa’ya kaç yüzbin horozu toplayıp, geri göndereceğimizi düşünmeye başladım. Eminim siz de gülmeye başladınız ve içten içe benimle dalga geçiyorsunuz ama iş görüldüğü gibi değil, Hollanda’ya TIRlarla 40 inek gönderen bu insanlar, Fransa’yı horoz manyağı yapar, ahan da buraya yazıyorum. Hele ki Fransa cumhurbaşkanının adı Holland olduğundan araya inek bilem sokuştururlar bunlar.

Esasında ben bugünlerde hakkımda açılacak bir dava da bekliyorum. Haftalardır benim ve arkadaşlarımın adı düpedüz “Diktatöre yardımcı”ya çıkacak ve yargılanacağız. Uzun zamandır Erdoğan’a iyilik yapıyoruz, diktatör olmasını engellemeye çalışıyoruz. Evet ama kendisi tek adamlık anayasasını beklemeden her türlü diktatörlüğü yaptığından, biz de ona diktatör olduğu bir sırada “Diktatör olma Erdoğan…” diyerekten suçunu örtbas edip, yardım ediyoruz bir anlamda.

Önceki gün çok hoşuma giden bir karikatür vardı, Erdoğan birinse “Çin’le aramız nasıl?” diye sorunca, yanındaki kişi “Çok iyi efendim ama isterseniz yarım saatte bozarım…” diye yanıtlıyor. Erdoğan sabahları uyanır uyanmaz küre haritasının başına geçiyor ve onu döndürüp işaret parmağınla durduruyor ve geldiği noktaya gözünü dikip “Eyyyttttt leyn, terlüklerim getirile, savaş açacağum…” diyor büyük olasılıkla.

Erdoğan savaşı ne kadar hep Suriye’de Esedimsi Esad’ı devirmek üzerine kursa da, dünyanın PYD’li Kürtleri kendisinden daha fazla ciddiye alması üzerine Hollanda’ya savaş açtı. Ben bu savaşta en çok Aileden sorumlu bakan Fatma Kaya’ya üzülüyorum. Kadıncağızı şamar oğlanına çevirdiler, başbakan “Sakın ola ki gitme, biz Hollanda başbakanıyla onların seçimlerinden sonrası gidilmesini konuştuk ve anlaştık…” dese de cumhurbaşkanı “Derhal git, onlara savaş açıla…” demiş ve buyurmuştur.

Ne yalan söyleyeyim bu emir karşısında ben de olsam zangır zangır titrerim, savaş açtığın adamlarda 2 değişik cins inek var ki, hangisi bir tos vursa atom çarpmışa dönersin. Kadıncağız da kısa süren savaş sonucu, “Gittim, sayın cumhurbaşkanımız arayınca döndüm, yoksa ölecektim…” diyerek oynanan komediye devam etmiştir.

Bunun üzerine Erdoğan da gayet keyifli bir şekilde basının karşısına geçip “Fatma Kaya’yı kendi evladım gibi yetiştirdim…” dedi. İlk kez Erdoğan’la hem fikirim, gerçekten çok benziyor, hatta bir tık da yukarıda sanki. Hollanda savaşına Fatma Kaya yerine Bilal Erdoğan’ın gittiğini düşünsenize “Babıcım, babıcım bunlar beni senin yanına gönderiyor…” diye tepinirdi.

 Hollanda savaşıyla ilgili yapılan bütün konuşmaları alt alta koyun Erdoğan’a hak vereceksiniz. 2 cümle kurmuş zaten, onda da Erdoğan’ın evladı gibi yetiştirdiği ortaya çıkıyor. İşte Erdoğan’ın bisürü hastalığı var ama başka bişey daha baş gösterdi ve tedavisi yok esasında. Onun adı ilk kez seçimleri ve hükümet kurmayı kaybettiği 7 Haziran seçimlerinde. Erdoğan’da 7 Haziran seçimleri sendromu başladı.



1544
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: