Boykot dersen 6 milyon oyu faşizme hediye edersin!

16 Şubat 2017 Perşembe

VEYSİ SARISÖZEN

Sırrı Süreyya Önder, Malcolm -X’in siyahlarla ilgili bir benzetmesinden hareketle, “Ev Kürtleri”nden söz etti. Bunlar bir başka ifadeyle “konformist Kürtler”. Devrimci mücadele bunların “rahatını bozuyor.” İstiyorlar ki, evlerinde otursunlar ve duruma göre “biraz yurtsever”, “biraz tırşıkçı” takılsınlar. Hatta “çözüm zirve” yaptığında, bunları “dört tarafı duvarla çevrili sitelerinden” çıkıp Sur kahvelerinde peykelere kurulmuş halde de görebilirdin. Takımları çıkarıp, “şal û şepik” giymişlerdir. İlk bakışta “acep emekli gerilla mı” diye düşünürsün. Hele bir de konuşmalarını dinlesen bayılırsın. Karayılan ya da Bayık bile onlar kadar “radikal” olamaz.  

Şimdi parlamenter dönemin üzerinden faşizmin buldozerleri, tankları, topları geçti.

Seninkiler de sokaktan, milyonluk mitinglerin ön sıralarından, “eşbeşkanlarla selfie” çekmelerden, arada sırada PKK önderine “gülücükler” göndermekten filan vaz geçtiler. “Ev Kürdü” haline yeniden dönüştüler.

Dönüştüler ama, “kırık ayakçılığı” da bırakmadılar. Oturdukları evlerinden yine “cesaret” mi desek, “necaset” mi, her neyse, yine atıp tutuyorlarmış. Sırrı Süreyya açıkladı. Bunlar, “referandumdan bize ne, boykot edelim, Türkler kendi aralarında ne yapacaksa yapsın...” demekteymişler.

“Çözüm sürecinde” nasıl mangalda kül bırakmıyor idiyseler, şimdi de, vatanları yıkılmış, eşi, oğlu, kızı, kardeşi bodrumlarda yakılmış “öteki Kürdün” öfkesini kullanarak, çaktırmadan AKP-MHP faşizmine göz kırpıyorlar.

Sur’un “Kutoları”, “Kırıxları”, “Ayşoları”, onların namazında niyazında babaları ve evin orta direği anaları, elbette, haklı olarak “tükürmüşüz faşizmin referandumunun içine” diyorlar. Onlara kalsa bırak referanduma katılmayı, “başlatmayın Türk-Kürt kardeşliğine, etmişiz ortak vatanın içine” bile diyecekler. Haklılar.

Onların tepkisi haklı. Onların ağzından çıkan “boykot” lafları AKP-MHP faşizmine karşı duydukları öfkenin ve mücadele azminin ifadesi...

“Ev Kürdünün” “tepkisi” ise uydurma. Erdoğan’ın “örtülü ödeneğinden” aldığı parayla, Kürt halkının sandığa gitmesini önlemeye, böylece “hayır” oylarının içinde yer alacak 6 milyon oyu “boykota gidelim” diyerek yakmaya yelteniyor.

Sevgili Kutolar, Kırıxlar, Ayşolar ve onların ana ve babaları...

Öfkeniz haklı ama “boykot” yanlış.

Şundan: İçinizden tek bir kişinin sandığa gitmemesi, AKP-MHP faşizminin işine yarar. Örneğin diyelim ki, AKP-MHP’nin toplam oyu 20 milyon olsun. Hayır diyenlerin de toplam oyu 20 milyon ile ona eşit olsun. Bu eşitliği, sandığa gidip “hayır” oyu veren “tek bir Kürt” bozacaktır. Faşizmin “eveti” 20 milyonda kalacak, demokrasinin “hayırı” 20.000.001, yani 20 milyon + 1 olacak ve bu “bir” oy ile demokrasi güçleri seçimden zaferle çıkacaktır. Yani referandum partilerin katıldığı genel seçimlere benzemez. Tek bir oy bile sonucu değiştirir.

İşte “Ev Kürdü” o sonucu tayin edecek “bir” oyu sandıktan uzak durmaya çağırıyor.

Bu oyunu bozmak sanılandan kolaydır.

“Bu referandumdan bir şey çıkmaz” diyenlere, bizim cevap vermemiz artık gerekmiyor bile. Onların medyatörleri, artık “Evet rüzgarı tersine döndü” demekte. Hürriyet Gazetesi’nin Saray tarafından görevlendirilen yazarı Abdülkadir Selvi dün şöyle yazdı:

“Referandum kampanyası henüz başlamadı ama milletin kararı yavaş yavaş şekilleniyor. ‘Evet’ cephesinde son 2 hafta olumsuz gelişmeler yaşandı. İlk defa rüzgârın tersine dönmeye başladığı söyleniyor. Özellikle İstanbul ve Ankara’da son 2 hafta ‘Evet’ cephesinde bir gerileme yaşanmaya başladı.”

Sandıktan “hayır” çıktığı gün, bilin ki, temeli zaten çürük olan Saray yıkılır.

İşte bu nedenle, şimdi bir yandan “tırşıkçılar”, “korkaklar” ve “yılgınlar” AKP’nin saflarından Kürdistan halkına “boykot” tavsiye ediyor; Saray da bu “tavsiyeye” uymayan Kutoları, Kırıxları, Ayşoları ve onların ana ve babalarını silah zoruyla sandıktan uzak tutmaya hazırlanıyor.

İşte bu durumda, “sandık başına” gitmek, savaş halinde “silah başına” gitmek gibi bir şey oluyor.

Öyleyse “sandık başına”...



1602
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: