TMMOB’dan Suriçi itirazı

TMMOB İl Koordinasyonu Sekreteri Mehmet Orak, "Diyarbakır Sur Koruma Amaçlı İmar Planı"nın iptali için başvuruda bulunduklarını söyledi.

11 Ocak 2017 Çarşamba | Haber

TMMOB İl Koordinasyonu Sekreteri Mehmet Orak, "Diyarbakır Sur Koruma Amaçlı İmar Planı"nın iptali için başvuruda bulunduklarını söyledi. 

TMMOB İl Koordinasyon Kurulu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Sur Koruma Amaçlı Planı’nda yaptığı değişiklik ile ilgili itirazlarını Elektrik Mühendisleri Odası’nda düzenledikleri basın toplantısı ile duyurdu. Planın Suriçi’nin tarihi kent dokusu ve sosyal yaşamına zarar vereceğini belirten TMMOB İKK Sekreteri Mehmet Orak, plan uygulamasının durdurulması için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne itiraz yaptıklarını açıkladı.

Geleneksel doku hiçe sayıldı

Orak, inceledikleri plan değişikliği açıklama raporunun dünyaya mal olmuş miras alanı ve kentsel dokuda yapılacak her bir müdahalenin geri dönüşü olmayacak kayıpları yaratacağını belirterek, şunları söyledi: “Suriçi’nde geleneksel tarihi dokunun hiçe sayıldığı, tescilli yapıların görmezden gelindiği, mevcut plandaki kentsel donatı alanlarının kaldırıldığı, birçok yapının yıkımının öngörüldüğü, mahallelerde 6 karakolun inşa edileceği; bu karakolların hem ana akslarla olan hem de kendi aralarındaki ulaşım bağlantılarının genişletmelerle sağlanacağı ve Suriçi’nin yıkımlardan sonra bugüne ulaşan dokusunun da zarar görmesine neden olacak ciddi kararlar mevcut dokunun artık bambaşka bir çehreye dönüşeceği göstermektedir.”

Tamamen savunma odaklı

Söz konusu değişiklikte planlanan 8 metre yüksekliğinde duvarlarla çevrilecek Emniyet Hizmet alanları ile Suriçi’nin savunma odaklı geliştirildiğine dikkat çeken Orak, şunları söyledi: “Söz konusu plan değişikliği ile Suriçi’nde bulunan eğitim kurumları, sağlık alanları, konut ve tescilli yapılar yerine karakolların inşa edilmesi öngörülmekte. Bu savunma odaklı yaklaşım diğer tüm değerleri göz ardı etmekte ve genel şehircilik ilkelerine disiplinler arası planlanan esaslarına ve kamu yararlarına aykırılık teşkil etmektedir. Yaptığımız tespitlere göre yeni açılacak yollar ve karakol alanları içerisinde 17 adet tescilli yapı 42 yapı korunmaya değer geleneksel yapı olmak üzere toplamda 976 yapının plan kararı ile yıkımı öngörülmektedir. Tescilli yapıların korunacağı iddia edilen bu planda yeni yolların açılacağı ve karakolların inşa edilmesine ilişkin alınan kararlara rağmen bu yapıların nasıl korunacağına ilişki bir açıklama bulunmamaktadır. Söz konusu değişikliğin güvenlik amacıyla yapıldığı açıkça belirtilmiş olup Suriçi’nin dünyaya mal olmuş bir miras alanı olduğu ve kentsel dokuda yapılacak her bir müdahalenin geri dönüşü olmayacak, kayıplar yaratacağı tamamen göz ardı edilmiştir.” 

OHAL’de kent inşası olmaz

Plan değişikliğinin OHAL süreci ve “sokağa çıkma yasağı” devam ederken, yoğun güvenlik koşullarının uygulandığı bir süreçte yapıldığının altını çizen Orak, henüz yıkımların sağlıklı bir tespiti ve bu tespitlerin yeterli bir analizi yapılmadığını aktardı. Orak, “Plan kararları ciddi hasar görmüş son derece değerli bu alandaki yıkımların ve mevcut durumun somut ve somut olmayan sorunlarının tespitinin ardından alınmalıdır. Dolayısıyla bu süreçte yapılan planlama ve uygulama süreci sağlıklı bir plan üretme ve uygulama koşulları barındırmamaktadır. Planlar, Olağanüstü Hal koşullarının kaldırıldığı yaşamının normalleştiği bir dönemde yapılmalıdır. Olağanüstü güvenlik politikaları üzerine kent-şehir inşasının yapılması kabul edilemez” diye konuştu.


AKP tarafından 28 Kasım 2015’te ilan edilen ve 104 gün süren “Sokağa çıkma yasağı” sırasında devlet güçleri tarafından tank ve top atışlarıyla talan edilen Sur’da yıkım tüm hızıyla devam ediyor. UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer almasına rağmen AKP iktidarının rant sevdasına kurban edilen Sur, parsel parsel iktidara yakın kesimlere peşkeş çekilirken, kepçelerle yerle bir edilen tarihi doku ise hafriyat kamyonlarıyla Dicle Vadisi'ne taşınıyor. O da yetmezmiş gibi halkın ve STK’lerin tepkisi görmezden gelinerek 28 Aralık’ta uygulamaya konulan bir proje ile ayakta kalan bir avuç tarihi yapı ise karakol inşaatları arasına hapsedilmek isteniyor. Yıkıntılar arasında varlığını sürdürmelerine izin verilen tarihi yapılar “restorasyon” sırasını beklerken çevresindeki binaların kepçelerle yıkılması esnasında darbelenerek zarar görüyor, top ve mermilerden kaynaklı zarar gören birçok tarihi yapı ise restorasyonu pahalıya mal olur diye yıkılıyor. Yıkılan binaların su boruları patladığı için yıkılmayan sokak ve evler ise su altında kalıyor. 


 Foto: MELEK YÜKSEL / ANF


209

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA