10:38

QSD Tabqa merkezine ilerliyor

09:02

Karayılan: Tüm Kürt halkı, ‘HAYIR’ demeli

09:49

Gazeteci Nujiyan Erhan yaşamını yitirdi

'İstismara uğrayan bebek kendisini nasıl koruyacak?'

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'nın istismarı önlemek amacıyla "mahremiyet eğitimleri" vereceklerini açıklamasına tepki gösteren çocuk hakları aktivisti Avukat Gazal Koluman, bu durumun cinsel istismar vakalarını arttıracağı uyarısında bulunanarak, "Bebek kendisini nasıl koruyacak" diye sordu.

17 Şubat 2017 Cuma 09:40


Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın katıldığı bir programda istismarı önlemek için çocuklara “Mahremiyet eğitimi” vereceklerini açıklaması tartışmaları beraberinde getirdi. Daha önce hükümet yetkilileri tarafından da farklı şekillerde dillendirilen bu öneriye, çocuk halkları aktivistleri başta olmak üzere birçok kadın örgütünden tepkiler çığ gibi büyüdü. Çocuk hakları konusunda birçok çalışmaya imza atan Avukat Gazal Koluman, Bakan Kaya’nın açıklamasını ve Türkiye’de çocukların yaşam koşullarını değerlendirdi.

'Toplum eğitilmeli'

Koluman, çocuk aktivistleri olarak yıllarca neler yapılması gerektiğini devlet yetkililerine söylediklerini, bunlardan başında toplumun ve çocukların sağlıklı eğitimlerden geçirilmesi konusu olduğunu dile getirdi. Koluman, Aile Bakanı’nın mahremiyet diye tanımladığı kendilerinin ise istismar karşısında saldırgana ‘Bedenime dokunma’, ‘dur’ demeyi öğretmek istediklerini söyleyerek, şöyle konuştu: “Fakat burada gözden kaçırılan bir şey var. Diyelim ki çocuk ‘hayır’ demeyi öğrendi. Peki her çocuk ‘hayır’ diyebilecek mi? Hayır demezse ne olur? Mahkemeler nezdinde bu durum nasıl anlaşılır? Tabi ki istismarı yapanlara karşı çocuklar ‘hayır’ diyemeyeceği zaman bu durumu saklamak ve sessiz kalmak zorunda kalacak. Mahkemeler de çocuklar ses çıkarmadı diye kendisini geri çekecek.”

'Mahremiyet eğitimleri istismarı arttıracak'

Aile bakanın “mahremiyet” açıklamasının cinsel istismar vakalarının artmasına neden olacağı uyarısı yapan Koluman, “Mahkemelere bakarsak rıza faktörü açısında çok fazla takılıp bu suçun failinin beraat almasını sağlayacaktır. Bu kapsamda devam edecek olan yargılamalarda çocuklar istismarda hayır dedi mi demedi mi diye düşünülecek. Durum böyle olunca da kendini ifade edemeyen çocuklara ‘Demek ki rıza var’ denilecek, failin beraat alması noktasında kapı aralayacak” şeklinde konuştu.

Koluman, “mahremiyet eğitimleri” ile devletin çocuğa yapılan suçlar ile baş başa bıraktığını söyleyerek, “Zaten korunaksız olan bir çocuğu kendi bedenine karşı uygulanacak istismara karşı tek başına mücadeleye sevk etmektir. Başka tanımı olmaz. Devletin yapması gereken çocuğu korumak ve önleyici tedbirler almasıdır” vurgusu yaptı.

'İstismara uğrayan bebek kendini nasıl koruyacak'

Devletin cinsel istismar vakalarında yükümlüklerini yerine getirmediğini, bunda eğitimin tek başına yeterli olamayacağını dile getiren Koluman, “mahremiyet eğitimleri” açıklamasına karşı istismara uğrayan bebeklerin kendisini nasıl koruyacağını sordu. Koluman, salt çocuğu eğitmekle sorunun çözülemeyeceğini, aynı zamanda bunun diğer faktörler ile donatılması gerektiğine işaret etti. Koluman, yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: “Ebeveynlerin eğitimlerden geçirilmesi, anne ve babanın çocuk üzerindeki velayet hakkının kaldırılması, çocukların yaşadığı yurtların sık sık denetlenmesi, ailenin ekonomik sorunlarının giderilmesi, tabi istismara karşı sadece aile ve çocuğun eğitilmesi yetmiyor. Toplum buna karşı eğitilmelidir.”

'Çocuklar birey olarak görülmüyor'

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de nüfusun 3’te birinin çocuk olduğunu söyleyen Koluman, çocukların söz hakkı olmadığını, kendisiyle ilgili alınacak kararların dahi sorulmadığını ifade etti. Koluman, çocukların birey olarak görülmediğini, kendilerine ayrılan bütçenin devlet yetkilileri tarafından tanımlanmadığını kaydetti. Bu durumun çocuğun ne ekonomik olarak ne de toplumsal anlamda bir yer edinmediği anlamını taşıdığını söyleyen Koluman, çocuğa önem vermediklerinin de göstergesi olarak değerlendirdi.

'Devletin çocuk politikası yoktur'

Koluman, Türkiye’de çocukların yaşadığı drama dikkat çekerek şunları söyledi: “Bir çocuğun okula başlama yaşı 6 olduğu bir ülkedeyiz. Ailenin yoksul olmasından kaynaklı hala sokaklarda mendil satan boyacılık yapan, bir türlü baş edilemeyen çocuk işçiliği ile baş başayız. Devletin bir çocuk politikası yoktur. Çocukların korunamadığı ve topluma sağlıklı kazandırmak için bir birey haline getirilemediği bir ülkedeyiz.”


Semra Turan - dihaber


381

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA