Türkiye bir Amok koşucusu gibi

Zeki AKIL

11 Kasım 2017 Cumartesi | Forum

Türkiye gerçek anlamında Kürt düşmanlığında bir Amok koşucusu durumunda. Ölümüne bir koşu içinde. Düşmanlık dışında başka bir çıkış ve alternatif düşünemiyor. Öyle ki, Erdoğan Bahçeli oldu. O da yetmedi, Perinçek ve Ergenekonla aynı noktada buluştu. Erdoğan şimdi bu ırkçı ve faşist güruhun Kürt düşmanlığı üzerinde anlaştığı isim. Erdoğan da bu faşist bloğun öncülüğünü yapmayı ölümüne yürütüyor. 

Erdoğan’ın AB’ye girme ve reform sözleri hem içerde hem de dışarıda olumlu karşılanmış ve geniş kesimlerce destek görmüştü. Kürt sorunu var, çözeceğiz demesi Kürtlerde de karşılığını bulmuş, ateşkes ve görüşmelerin önünü açmıştı. Tüm Türkiye’de bir iyimserlik ve barış havası esmişti. Şimdi kimse Kürt sorununu ağzına alamaz halde. Tansu Çiller ve Doğan Güreş döneminde bile Kürt sorununun tartışılması bu düzeyde engellenememişti.

Türkiye neden hızla bu kapana kıstırıldı? Bu kadar olumlu bir iklim varken ortalık neden kışa döndü? Bunun iki önemli boyutu var. İçeride Erdoğan iktidar eksenli politikaya kendisini kilitledi. Demokrasi ve Kürt sorununun çözümü önceliği olmadı. Zihniyeti ve geldiği siyasi gelenek demokrasiye fazla yatkın değildi. İktidarını pekiştirdiği oranda gerçek mecrasına, milliyetçi faşist çizgiye aktı. Bunu hızlandıran dış boyut ise Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerdi. Özellikle Suriye’de işlerin planladıkları gibi gitmemesi, İttifakı DAİŞ’in Kobanê’de kırılması ve Rojava’nın ayakta kalması Türkiye’nin kimyasını bozdu. DAİŞ’in Reqa’ya kadar kovalanarak yenilmesi ise deli dana gibi kendisini sağa sola, en iyi müttefiki KDP’nin tepesine vurmasına kadar gitti.

Bilindiği gibi eskinden Doğu Perinçek sosyalist geçiniyordu. Provokatör, ajan olması bir tarafa ama sol ağzı kullanıyordu. Şimdi "varlığım Türk varlığına armağan olsun’’a geldi. Kürt düşmanlığında kılıç kalkan en önde. Bahçeli desen yeleli aslanlar gibi kükrüyor! Kürt düşmanlığında önceliği kimseye kaptırmak istemiyor. Perinçek, Erdoğan bizim çizgimize geldi diye övünür. Bahçeli desen o da öyle. Kim kimin çizgisine geldi artık fazla önemli değil. Önemli olan cumhuriyet tarihinin en ırkçı ve en faşist savaş blokunun kurulmuş olmasıdır.

Cumhuriyet diğer halklarla birlikte Kürtlerin inkâr ve imhası üzerine inşa edildi. Tek dil, tek devlet, tek millet vb biçiminde ulus devlet kurgulandı. Bu hedef ve zihniyet terk edilmediği için Türkiye doksan yıldır Kürtlerle savaş halindedir. Silahlı saldırılar ve katliamlar bazı dönemler dursa da beyaz soykırım, kültürel imha kesintisiz sürmüştür. 1980’lerden beri de yine silahlı çatışmalar ve ağır yıkımlar eşliğinde sorun kangrenleşmiş haliyle sürüyor.

Türkiye İran ve Irak’la birleşerek Güney Kürdistan’a ağır bir müdahalede bulundu. Bundan aldığı hızla İran’la birleşerek PKK’ye karşı ortaklaşa savaşı yürütmek istiyor. Reqa’nın düşmesinden sonra "DAİŞ bitti, sıra PKK’de" manşetleri atmaya başladılar. ABD’ye baskı kurarak *DAİŞ bitti artık PYD’yi bırak, terörist ilan et” diyor. Amacı Rojava’ya saldırmak ve Kürtlerin kazanımlarını ortadan kaldırmaktır. Kürtler DAİŞ’le savaşta binlerce şehit ve yaralı verdi. Ağır bir bedel ödendi. Bunlar yokmuş gibi, Kürt’e yine kölelik ve inkâr dayatılıyor. 

Reqa’da DAİŞ yenildiğinde tüm demokrasi güçleri sevindi, kutladı. Türkiye ise adeta ağır bir travma geçirdi. Erdoğan suratı mos mor olmuş biçimde Amerika’ya saldırdı. Reqa başka teröristlere teslim edildi, diye ağlayacak duruma geldi. Sözde Ruslarla anlaşıp İdlib’de gözlem gücü olacaktı. Burada çatışmaları engelleme üzerinde anlaşılmıştı. Bunu fırsat bilip 200’e yakın tankı ve topu getirip namlularını Efrîn’e çevirdiler. 

Erdoğan "Ortadoğu’daki gelişmeler öyle sıradan değil, ona göre tedbirlerimizi alacağız’’ diyor. Kürtlere karşıtlık ve ortadan kaldırma dışında Erdoğan ve Türkiye’nin Ortadoğu’da başka hangi sorunu ve kaygısı var ki! Erdoğan kimseyi dinlemeyiz, kimse bizi durduramaz, Irak ve Suriye’de Kürtleri vuracağız, diyor. Türkiye’nin sınırları içinde olanları zaten vuruyor. İstediği gibi tutuklayıp eziyor. Bu onun doğuştan gelen hakları. Dünya sağır ve kör. Aynısını diğer parçalarda da yapmak istiyor. Ama tek başına gücü yetmiyor. Ortadoğu’yu krizlerden ve savaşlardan uzaklaştırma yerine Erdoğan öncülüğünde Türkiye krizi daha derinleştirmek ve savaşa yeni boyutlar katmak istiyor.

Türkiye tehlikeli arayışlar ve hazırlıklar içinde. Kimse durumu hafife almamalı. Her türlü saldırı ve savaşa göre direniş güçleri halk kendisini hazırlamalıdır. Ava gidenin avlanmasını devrimci güçler başarmalıdır. Ortadoğu, Türkiye için serbest avlanma alanı olarak tahsis edilmemiştir. Bu kanlı ve soykırımcı saldırılar sert biçimde karşılanmalıdır. El mi yaman bey mi yaman Türk ırkçılarına gösterilmelidir.


151

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA