Che Guevara gerillacılığı ve romantizmin temsilcileriyiz

Kürdistan Devrimcisi daha doğrusu Kürdistan’da Gerilla olmak demek, her şeyden önce insanın ve insanlığın tüm acılarını kendi acısı bilerek, bu acıları gidermek için gerektiğinde insanın en önemli varlığı olan canını da vererek, mutlaka mücadele etmektir.

13 Ekim 2017 Cuma | Forum

Kasım ENGİN


Kürdistan Devrimcisi daha doğrusu Kürdistan’da Gerilla olmak demek, her şeyden önce insanın ve insanlığın tüm acılarını kendi acısı bilerek, bu acıları gidermek için gerektiğinde insanın en önemli varlığı olan canını da vererek, mutlaka mücadele etmektir.

Che Guevara’nın çocuklarına bıraktığı mektupta ifade ettiği gibi: “İyi bir devrimci olarak yetişin. Her şeyden önce de dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir kişiye karşı yapılan herhangi bir haksızlığı daima yüreğinizin en derin yerinde hissedebilin. Bu, bir devrimcinin en güzel niteliğidir. “ 

Kürdistan gerillası derken akla ilk gelen militanlardan bir tanesi Kemal Pir’dir. Yine Kemal Pir deyince ilk akla gelen söz; “Yaşamı uğruna ölecek kadar seviyoruz” sözüdür. O halde Che’nin o meşhur, “Sloganlarımız, kulaktan kulağa yayılacaksa, silahlarımızı kavramak için başka eller uzanacaksa, başka insanlar mitralyöz sesleri ve yeni savaş naraları arasında cenazelerimize ağıt yakacaksa, ölüm hoş geldi, sefa geldi ” sözü, tam da Kemal Pir’in desturu değil midir? 

Che’yi Önderliğimizin sözleri ile ifade edecek olursak: “Dünyanın öbür ucunda böyle birisi bizim için günceldir ve en yakın arkadaşımızdır. Biz de onun tipik bir gerilla arkadaşı gibiyiz. Aynı ruh, aynı özgürlük anlayışı, aynı savaşım, aynı yeni insan peşinde koşma...”

Özcesi Che’nin yoldaşlarıyız. Che’nin dava arkadaşlarıyız. Onun takipçisi ve onun yapmak istediklerini hayata geçirmek isteyen romantikleriz. Nasıl ki Che annesine yazdığı bir mektupta: “Rosinante’nin kaburgaları yine batıyor. Yine yola düşme zamanı” diyerek yolara düşmüşse, bizde aynı biçimde ülkemizin gelecek aydın yarınları için bir nebze onurlu yaşam için düştük yollara. 

Rosinante Donkişot’un atının ismidir. 

Varsın herkes Donkişot’la alay etsin. 

Varsın herkes kapitalist çağda feodalizmin araçlarıyla savaşan Donkişot’la alay etsin. 

Ve varsın Che gibi inançları uğruna yollara düşüpte cümle âlem tüm emperyalist güçlere kafa tutan insanlarla alay edilsin. 

Varsın süper kapitalist çağda harabezar olmuş Kürdistan için dağların doruklarında iradeyle, inançla, düşle, tırnak ile dişle sürdürdüğümüz mücadeleye anlam verilmesin. 

Varsın milyonluk ordusu olan bir faşizan TC devletine karşı bir avuç gerilla olarak karşı duruşumuza anlam biçilmesin. 

Varsın dünyanın süper güçleri olan emperyalistlere kafa tutuşumuzla alay edilsin. 

Varsın bize çılgın desinler. 

Varsın bize ipini koparmışlar desinler. 

Varsın bize maceracı desinler. 

Varsın bize romantikler desinler. 

Ve hatta varsın bize hayalci insanlar desinler. 

Ama bir şey var ki o da inkâra gelinmez: Ahmet Arif’in dediği gibi teke tek dövüşte asla yenilmedik. Hiçbir güce ama hiçbir güce boyun eğmedik. Özgüvenimizde zerre kadar taviz vermedik. Değerlerimizden, inançlarımızdan, ilkelerimizden, bağlılıklarımızdan, insana olan sevdamızdan, tabiat anaya olan sadakatimizden ve tabii ki cümle ezilenlerin, horlananların, suyun diğer yakasında bırakılmışların, baldırı çıplakların yanında olmamayı asla kendimize yedirmedik. Yedirmeyeceğiz de. Tarihe tarafız. Ezilenlerin taraftarıyız. Özgürlük çığlığının ya da çığlıklarının daha gür haykırılması için düştük yollara. Daha güzel bir dünyanın olacağına, olması gerektiğine inanarak düştük bu yollara. Başka bir dünyanın mümkün olacağına inanarak çıktık dağların doruklarına. 

Evet, aynen Che gibi, Che’nin ideallerine sadık kalarak düştük yollara. Ve bunun için de diyoruz ki Che içimizde dile getirmek istediğimiz, dışa dönük haykırdığımız sessimizdir. İçimizde sürekli yaşayacak olan romantizmimizdir. Özgürlük sevdamızdır. Dinmeyen çığlığımızdır. Bükülmeyen boynumuz ve dize gelmeyecek inancımızdır. 

Evet, Che İdolümüz ve gelecekte yaratmak istediğimiz yeni insanımızdır. Özgürlük ideallerinden asla taviz vermeyecek olan insan tipimizdir. 

Evet, Che’yi anıyoruz. Evet, Beritan’ı anıyoruz. Hüseyin Çelebi’yi, Firaz Dağ’ı anıyoruz. Ve biz gerillaların anmaları öyle ağlamalı sızlamalı anmalar olmayacaktır. Anmalarımız nasıl birer Che olunur, sorusuna aradığımız cevaplar temelinde anmalardır. 

Ve biz Che’yi bir 9 Ekim günü yeniden anarken, herkesin kendi içindeki Che’yi açığa çıkararak özgürlük ideallerini serbest bırakmasını, varsa önünde ketler bu ketleri yıkarak, bentleri parçalayarak özgürlük dağlarına tüm insanlık karşıtı güçlere karşı mücadele etmeye çağırırken de, inadına yeni bir insan yaratmak ve inadına kendi çocukluk hayallerine ihanet etmemek için ve özgürlüğü ayaklar altına alanlarla hesaplaşmak için, özgürlük dağlarına hem de doruklarına… 


220

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA