SELVER YILDIRIM*: Özgür İnsan - 4 Nisan

Kutlamaya değer günleri yaratanlar, yeni bir çağı da yaratanlardır; o çağın değerlerine damga vuranlardır. Özgürlük Hareketi böyle bir harekettir. İnsanlığın binlerce yıllık değerlerini inkar etmeden, onlardan beslenerek yeni değerler katabilir bir harekettir. İşte bu değerlerin simgeleştiği günlere bayram diyoruz.

07 Nisan 2017 Cuma | PolitikART

Batmakta olan ile doğmakta olanı, en iyi bayramlara bakıp anlayabiliriz. Hangi bayramlar tarih sahnesinden çekiliyor, çekilenlerin yerini hangileri alıyor ve yüklendikleri anlamlar neler?

‘Nerde o eski bayramlar’ benzeri nostalji cümlelerinin çok kullanıldığı bayram günleri, onlarla bütünleşen simgelerini de yanlarına alarak anlam dünyasından, başka bir deyişle kutsallık diyarından başlarını alıp gidiyorlar. Bize göre yavaş, tarihe göre oldukça hızlı… 

Yeni simgelerle yeni anlamları yüklenen bayramlar ise geleceğin dünyasına ışık tutuyorlar, onun bir proto örneği oluyorlar. 

Coşkusu binlerce yıl süren bayramlar var. İsa’nın doğumu, Kurban Bayramı, Newroz gibi… Hepsinin mayasında büyük acılar var. Hepsine büyük bedeller ödenmiş, büyük kurtuluş umuduna ev sahipliği yapmışlar. İçinden çıktıkları halkları, toplulukları kendi sırtlarında yaşama, tarihe, geleceğe taşımışlar. Ait oldukları halkların, çağların renklerini almışlar, o çağlara, halklara renklerini vermişler. 

Son yılların görkemli kutlamaları kaybedenlerin kaybedilişlerinin itirafı gibidir. Sönmeden önce en parlak anını yaşayan yıldızları andırıyorlar. 

Yeni bayramlara bakalım bir de; doğmakta olan yıldıza benzemiyorlar mı? Her yıl biraz daha umut, biraz daha coşku, biraz daha anlam yüklenmiyorlar mı? Onları yaratan emek de, bedel de çemberine yeni emekler, bedeller katmıyor mu? Newroz mesela, bu coğrafyada yeniden canlandı, ayağa kalktı, giderek başka coğrafyaları, halkları, toplulukları kendi yaratımı sürecine katarak, onlardan beslenerek geleceğin ortak insanlık bayramı olacağını şimdiden ilan etti; resmi törenlere hapsolmayacak kadar herkesin bayramı, oluşumunda milyonların emeği var. 8 Mart için de benzer şeyler söylenebilir. 

Şimdilerde kutladığımız ve ileri zamanlara bayram olarak taşınmaya aday günler çok; 27 Kasım, 15 Ağustos, 19 Temmuz gibi Önderliğimizle yeniden buluşacağımız gün, bir büyük özgürlük bayramı olarak tarihin kaydına geçecektir. İçinden geçtiğimiz devrim, böylesi kutsallık yüklü günleri doğurmaya aday bir devrimdir. 

Kutlamaya değer günleri yaratanlar, yeni bir çağı da yaratanlardır; o çağın değerlerine damga vuranlardır. Özgürlük Hareketi böyle bir harekettir. İnsanlığın binlerce yıllık değerlerini inkar etmeden, onlardan beslenerek yeni değerler katabilir bir harekettir. İşte bu değerlerin simgeleştiği günlere bayram diyoruz. 

Bize bayramlar hediye eden böyle bir hareketin doğuşunun kendisi de bir bayram değil midir? Ve bu hareketi yaratan, liderin doğduğu gün bizim de doğduğumuz  gün olmaz mı? 

Kendimizde birtakım özellikleri öldürüp başka birtakım özellikleri ediniyoruz. Kişiliklerimizde ölen şeyler var, ağır sancılarla doğan şeyler var. 

Doğan şeyler geleceğimizdir. Bu geleceği bize mümkün kılan Önder Apo’dur. Adına yeniden doğuş diyebileceğimiz değişimleri yaşamımızda gerçek kılan odur. Uyuşan beynimizi, bedenimizi uyuşukluktan sıyrılmaya, canlanmaya zorlayan odur. Uyuşukluktan canlanmaya geçerkenki harekette oluşan sancıları bile anlamlı hale getiren odur. 

Onsuz da yaşardık elbette, daha önceleri yaşandığı gibi. Ancak onun başlattığı ‘yaşamla büyük buluşma’yı yaşayamazdık. Tarihin ve yaşamın şoför koltuğuna halk olarak oturmuşsak, buna bizi ehil kılan odur. Onunla tarihe katılan insandan tarihi yaratan insana geçiyoruz. 

Nietzsche ‘insan ölmeli ki üst insan doğsun’ derken böyle bir gelişmeyi kastediyordu. Tapındığı nesne değişse de kulluğu değişmeyen sıradan insanın, tembelleşmiş, sürü haline gelmiş, beğenileri, ölçüleri kapitalist merkezlere belirlenen insanın ölmesini vaaz ediyordu. Bu insan zihinsel olarak önemli ki kendindeki yaratıcı potansiyeli sonuna kadar açığa çıkaran görkemli özgür insan doğsun. 

O Antik Yunan kahramanlarına özlem duyuyor, güdükleşmiş insana karşı Antik Yunan kahramanlarının günümüz versiyonlarına ihtiyaç duyduğunu belirtiyordu. Çağına yönelttiği büyük eleştirisinin bütünü budur. Cesaretle yapmaya yaratmaya yazgılı bu insan yaşamla barışıktır; güzelliği kadar acısıyla…

Nietzche’nin düşü bugün Özgürlük Hareketi’nde gerçekleşiyor. Yeni bir tarihsel kahramanlık çağının içindeydik. Ancak Özgürlük Hareketi sadece Antik Yunan’ın değil neolitik de dahil dünyanın bütün eski kahramanları, düşünce kahramanları kadar yaşam kahramanları, sanat kahramanları kadar bilim kahramanları çağdaki yerlerini alacaklardır. Uygarlığa beşiklik eden kendi coğrafyamızı ilksel kahramanları özellikle de…

Önder Apo’nun büyük kişilik eleştirisi bunun içindir. Büyük ‘Nasıl Yaşamalı’ sorusu kendisini eskinin ve yeninin çatışma mekanı yapan Önder Apo, yarattığı sağlam çözümlemelerle bizi de peşinden aynı acılara sahne olmaya davet ediyor. Onu en iyi anlayanlarımız şüphesiz, bu davete en iyi icap edenlerimiz oluyor. Kendilerini yeniden doğurmakla yetinmiyorlar, yeni değerleri de doğuruyorlar. Tarihte, yaşamda, sonsuzlukta ve kendinde kaybolan insanlara yön gösteren yıldızlar oluyorlar. 

Bize böyle büyük değerleri yaratan, yaşatan Önder Apo’nun doğum günü bu anlamda hepimizin hatta tüm insanlığın doğum günü oluyor. İnsanlık yüzlerce yıl sonra dönüp baktığında 4 Nisan’ı Özgür İnsan’ın doğduğu gün olarak anacak, özgürlük bayramlarının doğduğu bir bayram olarak kutlayacak. 

Hepinize kutlu olsun 4 Nisan!




*Elbistan Cezaevi


344

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA