KDP basını, Şengal ve Rojava…

Amed DİCLE

20 Mart 2017 Pazartesi | Forum

Nazê Nayîf Qewal...Şengal’in Zomanê köyünde yaşayan bir Êzidîydi.

3 Ağustos 2014'te IŞİD canavarları Şengal’e saldırdığında Nazê bölgeyi terk etmedi ve ailesiyle Şengal dağına sığındılar. O günden itibaren orada kaldılar, her türlü zorluğa rağmen IŞİD’e karşı mücadele ettiler.

Nazê’nin ağabeyi, dayısı ve yakın bir akrabası bu direniş sürecinde yaşamlarını yitirdiler. Şengalli birlerce Êzidî gibi, ferman gününde KDP’nin onları nasıl IŞİD’le baş başa bırakıp kaçtığına tanık olmuşlardı.

Nazê, kaçırılan binlerce kadın ve çocuğun IŞİD tarafından köle pazarlarında satılmasına seyirci kalmadı. Êzidî toplumunun yeniden toparlanması ve kaçırılan Êzidîlerin kurtarılması için aktif mücadelede yer aldı.

3 Ağustos 2014'te Şengal'i IŞİD'e bırakıp kaçan KDP’nin maskeli paramiliter güçlerinin 3 Mart 2017 günü Şengal’in Xanesor beldesine saldırmasını protesto etmek için 14 Mart'ta protesto yürüyüşüne katılan Nazê, KDP’li güçlerin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdi.

Aynı gün, Şengal dağında onlarca gerilla ve Êzidî direnişçinin yattığı şehitlikte, IŞİD tarafından katledilen ağabeyinin yanına toprağa verildi.

Henüz 20 yaşındaydı…

Nazê’nin hikayesi Şengal trajedisinin özetidir. IŞİD’in yapamadığını bugün farklı güçler tamamlamak istiyor. Onun için, bölgeye maskeli, TSK tarafından eğitilen, Türkçe konuşan, paramiliter güçler gönderilmiş. Sivilleri, gazetecileri ve fırsat bulurlarsa direnişçileri hedef alıyorlar.

Şengal’deki paramiliter unsurların katlettiği Nazê'nin öyküsü bu. Ama bu yazının konusu KDP medyasının bu konuya yaklaşımıdır.

Nazê Nayif Qewal katledildiğinde, ‘PKK sivilleri canlı kalkan yaptı. PKK Hasekê'den silahlı Arapları getirdi’ türünde yayınlar yaptılar. IŞİD’ten kurtulmuş Êzidî bir kadının kimler tarafından neden ve nasıl öldürüldüğünü aşağılık bir şekilde manipüle ettiler.

KDP kendine bağlı bir medya şebekesi kurmuş ve bu şebeke, Türk özel savaş medyasından daha kötü bir içeriğe sahip. Neyse ki, Kürt toplumunda ciddiye alınmadıkları için ve kimler tarafından beslendikleri bilindiği için amaçladıkları tahribatı yapamıyorlar.

Bu şebekenin iki ana kolu var. Biri; Neçirvan Barzani ofisine bağlı Rudaw, diğeri de Mesud Barzani’nin oğlu Mesrur Barzani ofisine bağlı K24 kuruluşlarıdır.

Bunların kendi aralarındaki kavgalarını biliyoruz. Güney Kürdistan’da bu iktidar kavgasını bilmeyen yok. Yalnız, mevzu bahis TC'ye hizmete gelince bu iki grup PKK karşıtlığında birbiri ile yarışır.

Son 1 yıldır, emireri görevlerinin gereği olsa gerek "PKK Şengal'i 2. Kandil yapmak istiyor" haberlerini servis etmeye başladılar. Aynı haber Türk devletinin Şengal'e saldırmak için temel gerekçesinin dayanağı oldu. Bunu yazarken, PKK'nin ne zaman ve neden Şengal'e geldiğini hiç yazmadılar.

Sanki gerilla Şengal'e gelip peşmergenin denetiminde olan bölgeyi ele geçirmiş gibi yansıtıyorlar. Oysa şu anda gerillaların ve YBŞ/YJŞ savaşçılarının denetiminde bulunan her karış toprak şehitlerin kanıyla IŞİD'den alınan yerler. Hatta Rabia, Sinune ve Şengal merkezin birçok yeri gerillalar tarafından özgürleştirilmesine rağmen iyi niyet göstergesi olarak peşmergeye devredildi.

Bu gerçeği yazmayarak, peşmergenin Şengal'den kaçmadığını yazan Rudaw, 2014 bilançosunu verirken 24.12.2014'te aynen şunları yazıyordu:

"Kürdistan Peşmerge Güçleri 3 Ağustos Cumartesi günü sabah saat 09:00’da IŞİD örgütünün saldırılarını önleyemedi. Büyük bir çatışma yaşanmadan, 3 saat içinde Musul’un Şengal ilçesi ile Sıhela, Rabia, Sınun, Hanesor ve Wanke nahiyeleri ile 150 köy dahil 210 kilometrekarelik alan boşaltıldı.

Şengal ve nahiyeler, 2 saatten az bir süre içinde IŞİD’in eline düştü."

2 yıl önce 2-3 saat içinde "büyük bir çatışma yaşanmadan" yüzlerce yerleşimin IŞID'in eline nasıl geçtiğini hem Kürtler hem de dünya gördü, biliyor.

TC'nin KDP'ye verdiği talimatlar paralelinde yalan üretme merkezi olan söz konusu medya, Türk devletinin Minbic'ı işgal etme ve ayrıca Kobanê-Cizîr kantonlarını bölmek için Girê Spî'den (Tel Ebyad) Rakka operasyonuna katılma planları ABD tarafından reddedilip Barzani'nin Türkiye'yi ziyaret etmesinden sonra 3. plan devreye sokulunca, yeni bir görevi icra etmeye başladı: Şengal'de gerillaların ve Êzidî direnişçilerin varlığını sorun olarak göstermek!

Plana göre, TSK'nin eğittiği KDP'ye bağlı ENKS peşmergeleri Rojava-Şengal arasındaki YBŞ/YJŞ kontrolünde olan Xanesor'a mevzilenecek ve YBŞ/YJŞ ile çatışmaya girilecekti. Böylece TSK hem Şengal'deki YBŞ/YJŞ güçlerini bombalayacaktı hem de TSK'nin Cerablus-Ezaz-El Bab arasındaki işgali gibi (Fırat Kalkanı) Rojava'ya girmesi sağlanacaktı. AKP'ye yakın gazeteci A. Kadir Selvi bu planı açıkça yazdı. ENKS'li peşmerge komutanı da Rudaw'a "çatışmayı Rojava'ya taşıyacağız" dedi. Hakeza, yıllar önce PKK'den kaçan ve şu anda KDP peşmergeleri komutanı olan Eziz Weysi de sınıra gönderilen peşmergelerin Rojava'ya geçeceğini açıkladı.

Bu planın uygulamasını sahada denetlemek için MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın 14-15 Mart günü Duhok’ta Mesud Barzani ve Neçirvan Barzani ile yaptığı görüşmeden sonra Şengal’e gidip ‘Rojava peşmergeleri’ dedikleri maskeli paramiliter güçlerle yaptığı görüşmeleri KDP'nin söz konusu basını hiç haberleştirmedi.

Ne tuhaftır ki "Roj peşmergelerini NATO eğitiyor ve ABD onların Rojava'ya geçmeleri için hazır olmalarını istedi" haberlerini servis eden KDP basınını, IŞİD'e karşı koalisyonun ABD'li komutanı "Rojava'da peşmerge ile çalışma planımız yok, onları biz eğitmedik" diyerek yalanladı. Zaten KDP basınının "NATO eğitti"den kastı, NATO üyesi TSK'den başkası değildi.

Yalan yazmada pek maharetli bu basın, Şengal’deki saldırgan (Roj peşmergeleri adlı çeteler) içerisinde yer alan maskeli, Türkçe konuşan ve kırmızı bandaj takan silahlı kişilerin kim oldukları ve neden peşmergeler içerisinde yer aldıkları asla işlemez.

Ama 20 yaşındaki Nazê Nayîf Qewal’ın katledilmesi çirkefçe manipüle edilir.

Bu, bir görevi icra etmekten öte bir şey değildir.

Daha önce de yaptılar. 

2013 Şubat ayında Hesekê’ye yakın Til Hemis kasabasında IŞİD pususuna düşen bir grup YPG’linin cenazesini Rudaw’da teşhir ettiler. YPG’lilerin cenazelerini ekranda gösterdiler ve IŞİD’in YPG’ye karşı ne kadar başarılı olduğunu anlattılar.

2014'te Kobanê direnişi döneminde IŞİD uzaktan Qamişlo'ya top atışı yaptığında "yüzlerce kişi öldü" diye yalan haber yapıp halkı korkutmak isteyen de bunlardı.

Enfal'de yüzbinlerce Başurlu Kürdü unutup, Rojava 6 yıldır saldırı altındayken Başur'a sığınmak zorunda kalan siviller için "PYD'den kaçtılar, Rojava boşaldı" diyen de "PYD kitle göçertmesi yapıyor. Arap ve Süryani ve muhaliflerinin mallarına el koyuyor" diyen de bunlardı. (BM son raporunda bu iddianın gerçek dışı olduğunu açıkladı.)

Bu yayınlarıyla Rojava'ya saldıran TSK, IŞİD, NUSRA, ÖSO, AHRAR ŞAM ve diğer çetelere moral verip YPG’ye karşı motive etmeye çalışıyorlar. Zaten onların bu yalan haberlerinin her gün Türk medyasına kaynak olduğunu görüyoruz.

Mesud Barzani’nin, Maxmur’u IŞİD’ten kurtaran gerillalara teşekkür ziyaretini haber yapmadılar, bir sonraki gün ‘Mahmur peşmergenin kontrolünde’ diye haber geçtiler.

Binlerce haberlerini kendileri bir süre sonra yalanladı. Bunların dökümünü burada yaparak çevreye rahatsızlık vermek istemem.

‘PYD Minbic'i rejime teslim etti diyen bunlardı’ ama Minbic'ın teslim edilmediğini, TSK ve ona bağlı ÖSO çetelerinin Minbic'a işgal saldırılarına karşı Minbic Askeri Meclisi'nin Rusya ile anlaşma yaptığını ve sadece TSK+ÖSO ile sınır köylerin ortak komutaya devredildiğini yazmadılar.

Bu yalanlarını sıralarsak sayfalar dolusu yazmak mümkün ama izaha muhtaç bir konu var;


RUDAW’DA ÇALIŞAN MİT’ÇİLER


Rudaw’ın Haber Merkezi’nde sürekli bulunan, Ankara’dan gittikleri herkes tarafından bilinen ve sadece Rojava ile PKK haberlerini kontrol eden iki kişi kim?

Wikileaks belgelerinde 6 Rudaw çalışanının Türk istihbaratı MİT'e çalıştığını okumayan yoktur.

Orada çalışan herkes bu kişilerin MİT temsilcileri olduğunu biliyor. Kürtçe MİT propagandası yaptıkları zaten biliniyor ama bunu hangi mekanizmalarla yaptıklarını da anlatmaları gerekiyor.

Sosyal medya hesapları için kiraladıkları elemanları sormaya bile gerek yok. İşin ana kumandası kimin elinde olduğu anlaşıldığı için, çukurun kenarındaki böcekleri kurcalamaya bile gerek yok.

Daha önce de yazdık, bu kanalda haber spikerliği yapan bir eleman, Alman polisi ve MİT’e ROJ TV aleyhine konuştu. MİT, bu iftiraları dosya halinde Danimarka mahkemesine sundu. Bu eleman halen Rudaw’da spikerlik yapıyor.

Sadece çalışmak için oralarda bulunan kişileri tenzih ediyorum. Ama bu şebekenin medyacılıkla, Kürt medyacılığıyla asla alakası yoktur. Çirkin bir virüstür, bunun kumandası Ankara’dadır.

Bunlarla herhangi bir şekilde muhatap olanların bu çirkefliği bilmesi ve tanıması gerekmektedir.



828

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA