Fundamentalizme giden yol ‘cennet pornosu’ mu ?

Sünni bir çevrede büyümüşseniz eğer mutlaka “cennet konseptiyle” ilgili bir sürü söylence duymuşsunuzdur.

17 Şubat 2017 Cuma | Kültür-Sanat

Sünni bir çevrede büyümüşseniz eğer mutlaka “cennet konseptiyle” ilgili bir sürü söylence duymuşsunuzdur. Cennete gidecek her erkeği 72 “tane” hurinin (yani bakire kızın) beklediğinden her yerden akan şarap nehirlerine kadar hazzı besleyen ne varsa öbür dünyaya atfeden binbir söylence... Bunların çoğu komik gelebilir size ama peki ya bunlar günümüzde binlerce genci ölüme hazır makineler haline getiren çok iyi kurgulanmış bir Selefi propagandasının aleti olursa?

 Cezayirli yönetmen Merzak Allouache, buradan yola çıkıyor. Cezayir’deki Müslümanların cennet algısının, “Tahqiq fel djenna” (Cenneti Koğuşturma) isimli belgesel filmiyle izini sürüyor. 

Cezayir’deki bir günlük gazete için muhabirlik yapan Nedjma, radikal İslamcı propagandanın cennet konseptini araçsallaştırmasından, Selefi şeyhlerinin aynı propagandayla gençleri ‘cihat’ adı altında yürüttükleri savaşa çağıran videolarından yola çıkıyor ve cenneti araştırmaya karar veriyor. Genç asistanı Mustafa ile birlikte İslam algısında cennetin neye denk düştüğünü inceleyen Nedjma, “Cennet nedir” sorusunun yanıtını sokaklarda arıyor. Yaşlı, erkek, kadın, entelektüel... Sokaktaki birçok insanla bunu konuşuyor.

Suudi ‘şeyhveti’

İnternette Suudi Vahabi şeyhlerin anlatımlarına yer verilen ve milyonlarca kez tıklanan yüzlerce video dolaşıyor. Nedjma, izlediği bu videolardan birinde bir Vahabi şeyhinin, cennete giden erkekleri bekleyen 72 huriden, göğüslerinin büyüklüğünden, dudaklarının kalınlığından, cinsel ilişki sırasında kendilerini erkeğe arzuyla sunmalarından bahsediyor ve bunları oldukça pornografik bir dille anlatıyor. Nedjma, bu videoyu röportajları sırasında insanlara izletip fikirlerini soruyor. Genç erkeklerin çoğunun belki direkt bu videodan değil ama propagandadan haberi var ve onaylıyorlar. Biraz daha yaşlıca olan çoğu orta sınıf entelektüeller ise başta komik gelse de bunun sapkın bir propaganda olduğu konusunda hemfikir.

Kadın nedir?

Bu dünyayı ölümle eş tutan, ölümün propagandasını yapan ‘cihatçı’ söylemin en çok yöneldiği toplumsal kesim, hiç kuşku yok ki kadınlar. Bundandır ki röportaj yapılanlar arasında kadınlar, videodan en çok rahatsız olanlar oluyor. Çünkü ‘cihatçıların’ iki dünyasında da aslında kadınlar yok. Bu dünyada kadınları “fitne sebebi” olarak gören Vahabi propaganda, öbür dünyadaki kadınları ise yalnızca “erkeklerin arzularını yerine getirecek araçlar” olarak hayal ediyor.

Bu dünyada bütün arzuları yasaklayan ve cenneti “pornografik” bir biçimde anlatarak takipçilerini ölüm makinesine dönüştüren Selefi propaganda, oldukça popüler. Ve biz gülüp geçsek de, çoğu işçi sınıfından olan dar gelirli, eğitimsiz ailelerin çocuklarında karşılık buluyor. Geleceğe ilişkin umutlarını yitiren bu çocuk ve gençler, bu propagandaya aldanıp giderek ölüye dönüşüyor. Aynı anda propagandanın kaynaklarından biri olan Suudi şeyhleri ise saray veya konaklarında 4 eşleri ve cariyeleriyle “vacip” gördükleri “seks partilerinde” eğleniyor. 

Birkaç eleştiri


Allouache’nin filmi gibi sorgulayan yapımlara olan ihtiyaç ortada ama yine de izlerken beni rahatsız eden birçok nokta olduğunu söylemeliyim.

Film boyunca sorun “bir eğitim ve kültür sorunu” olarak aktarılmaya çalışıyor. Fakat bu sorunun nasıl aşılacağına ilişkin neredeyse tek bir şey yok. Devletler desteğiyle Selefi propaganda yapan yüzlerce medya organı olduğundan bahsediliyor ama mesela ismi en çok geçen Suudiler olmasına rağmen ne Suudi devletinin Selefilerle ilişkilerinden ne de Batılı devletlerin Suudi devletine olan desteğinden bahsediyor.

Kadınlar röportajı kabul etmiyor

Kendini Müslüman olarak görenlerin kendi adlarına yapılan terör ve şiddet için sorumluluk alıp karşı harekete geçmesi gerektiği kesin. Ama bu, sadece Avrupalılar istiyor diye, kendini onlara beğendirmek için yapıldığı zaman çoğu zaman var olan durumu daha da zorlaştırmaktan öteye gitmiyor. Film boyunca içimde yönetmenin Avrupalıların seveceği bir film yapmaya çalıştığı hissi oluştu. Mesela Selefileri eleştirenlerin çoğu, orta sınıf ve eğitimli kişiler. İlginç bir şekilde bir iki kişi dışında hepsi soru Arapça sorulmasına rağmen Fransızca cevap veriyor. Bir ara gazeteci kadın, pazarda örtülü kadınlarla röportaj yapmaya çalışıyor ama hiçbiri kabul etmiyor. Avrupa görünümlü olanlar ‘cihatçı’ propagandaya karşı oldukça sert konuşurken, biraz daha gelenekçi görününenler ya onaylıyor ya da ancak kısmi bir şekilde eleştiriyor. Dışarıdan bakınca insan da, “Yahu Cezayir Fransa kolonisi olarak kalsaydı bunların hiçbiri olmazdı” diye düşünmek zorunda hissediyor kendini. Peki gerçekten öyle mi? Yoksa ortaya çıkan sonuç, bu büyük fundamentalizm bataklığı, biraz da sömürgecilikle ilgili olabilir mi?

Ama bütün eksikliklerine rağmen oldukça öznel bir yapım, “Tahqiq fel Djenna”. İzlemeye değer olduğu da kesin. Sahi sizin için cennet ne ifade ediyor?


810

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA