CHP Erdoğan’la arayı bozar mı?

Cafer TAR yazdı —

  • CHP içindeki sermaye kesimleri ve belediyeler üzerinden kamuda pozisyon almak isteyen CHP’li delegeler ve diğer rantiye çevreler bu aşamada iktidarla, dolayısıyla Erdoğan’la bir çatışmaya girmek istemiyorlar.

Daha düne kadar kendisine muhalif olan herkesi vatan hainliği ile suçlayan, yüz binlerce insanın cumhurbaşkanına hakaretten yargılandığı bir ülkede Erdoğan yaşadığı ikinci seçim yenilgisinden sonra bir anda dümen kırdı. 

Aslına bakarsanız Erdoğan’ın dün söylediğinin yüz seksen derece tersine bir pozisyona savrulması kimseyi fazla şaşırtmıyor. Kendi taraftarları da bu konuda şerbetli; çünkü Erdoğan bunu ilk defa yapmıyor ve Erdoğan taraftarları “Eğer reis yapmışsa bir bildiği vardır!” diye düşünüyorlar.

Fakat CHP’ye oy vermiş çevrelerde müthiş bir şaşkınlık yaşanıyor; birçok insan “hazır AKP ikinci parti durumuna düşmüşken, Özgür Özel neden Erdoğan üzerindeki baskıyı artırmıyor?” diye düşünüyorlar. Birçok çevre hayal kırıklığı yaşıyor; CHP Eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise bu hayal kırıklığını kendisi ve çevresi için bir şansa dönüştürmek istiyor. 

Yıllarca dokunulmazlıkların kaldırılması gibi açıktan hukuk ihlallerinden önüne gelen her tezkereye onay vermeye kadar iktidarın bütün hukuk dışı eylemlerine göz yuman Kılıçdaroğlu bir anda yeniden kamuoyunda görünür hale geldi. 

Saray tam 22 yıldır Kılıçdaroğlu’nun basiretsizliği nedeniyle ayakta duruyor; eğer kendisi sarayla mücadele etseydi, bugün başta Osman Kavala, Gültan Kışanak, Sabahat Tuncel, Selahattin Demirtaş da dahil binlerce siyasi tutsak cezaevlerinde değil, özgür olurlardı. CHP Genel Başkanlığı dönemi boyunca iktidarla Türkiye’nin bütün temel meselelerinde kayıkçı kavgası yapmış olanların bugün sanki saraya en fazla kendileri muhalifmiş gibi yapmaları çok anlaşılır bir şey değil. 

Peki iki tarafı da çok sert geçen bir seçim sürecinin hemen sonrasında birdenbire karşılıklı nezaket ziyaretlerine mecbur eden şey nedir; ne oldu da Özgür Özel alel acele Erdoğan’ı AKP Genel Merkezi’nde ziyaret etti?

Hadi ana muhalefet partisinin genel başkanı seçildikten sonra ülkenin cumhurbaşkanını ziyaret etmesini bir nebze olsun anladık diyelim; fakat hemen sonrasında Erdoğan’ın özel kaleminden CHP Genel Merkezi’nden bir an önce bir randevu ayarlamasını talep etmesi bugüne kadar alışageldiğimiz Erdoğan profiline hiç uymuyor. Kaldı ki Erdoğan bugüne kadar muhalefeti kamuoyu önünde hiç ciddiye almamış; hiçbir konuda özel olarak bilgilendirmemiş, adeta yok saymıştı.

Gelin bunun nedenini her iki partinin de durduğu yerden değerlendirmeye çalışalım. Önce CHP’den başlarsak, ilk elden söyleyeceğimiz şey şu olur: CHP içindeki sermaye kesimleri ve belediyeler üzerinden kamuda pozisyon almak isteyen CHP’li delegeler ve diğer rantiye çevreler bu aşamada iktidarla, dolayısıyla Erdoğan’la bir çatışmaya girmek istemiyorlar.

“Niye girsinler ki?” Türkiye’de politika seçmene anlatılan gibi bir şey değil ki; son tahlilde parti bürokrasileri ve profesyonellerin kendi aralarında güçleri oranında devleti paylaştıkları bir mücadele alanı. Eskiden devlette büyük bir dengesizlik vardı ve AKP/MHP ikilisi bütün devlet olanaklarını kendi aralarında paylaşıyorlardı. 

Fakat 31 Mart’tan sonra bunun olanağı kalmadı; son yerel seçimlerden sonra bütün önemli belediyeler CHP’ye geçti; bu aslında CHP’li sermaye çevrelerine ve parti delege yapısına muazzam olanaklar sunuyor. Onlar da bu şansı Erdoğan’la çatışarak heba etmek istemiyorlar. Bir sonraki seçimlere uzunca bir süre var; istiyorlar ki bu dönem boyunca onlar iktidarı, iktidar da CHP’li belediyeleri rahatsız etmesin. 

CHP’liler şimdi telaşla kendi dönemleri boyunca hangi belediyeden kimin ne kadar yararlanacağının, kimin hangi belediyede hangi makama geleceğinin hesabını yapıyor, bir an önce iktidarla önümüzdeki dört yıl için bir denge kurmaya çalışıyorlar. 

Erdoğan ise bir süre geri çekilip yaralarını sarmak istiyor; ayrıca muhalefetle el altından ola ki iktidarını kaybederse devri sabık yaratılmamasının yollarını bulmaya çalışıyor. O da önündeki dört yılı her açıdan doğru değerlendirmek istiyor. Herhangi bir sebeple bu süreç kesintiye uğramasın istiyor. Erdoğan biliyor ki, olası bir erken seçimde başarılı olamayacak. 

Bu açıdan bakınca DEM Parti muhalefetin de artık bir anlamda iktidarlaştığını, toplumsal muhalefete öncülük etmenin kendi görevi olduğu bilinciyle davranmalıdır. Türkiye’de yurtseverler ve demokratlar için rehavete kapılmanın değil, daha fazla çalışmanın ve örgütlenmenin tam zamanıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.