Kaybedilenlerin mezarlığı

Daha önce Victor Jara hakkında yaptığı belgesel ile tanıdığımız Şilili yönetmen Elvira Diaz, bu kez El Patio (Avlu) filmiyle Pinochet diktatörlüğü sırasında öldürülen devrimcilerin gizlice gömüldükleri mezarlıkları irdeliyor.

10 Ocak 2017 Salı | Kültür-Sanat

Daha önce Victor Jara hakkında yaptığı belgesel ile tanıdığımız Şilili yönetmen Elvira Diaz, bu kez El Patio (Avlu) filmiyle Pinochet diktatörlüğü sırasında öldürülen devrimcilerin gizlice gömüldükleri mezarlıkları irdeliyor.

Şili’nin başkenti Santiago’daki bir mezarlığın üç çalışanı ülkenin kasvetli mazisini kurcalamaktadır. Siyasi mücadele sırasında diktatör Pinochet’in baskıcı rejimi binlerce kurban almış, cesetler gizlice mevzubahis mezarlığa gömülmüştür. Lelo ve Perejil adeta günah çıkarmaktadırlar, zar zor itiraf ettikleri gerçekler yeni çalışan Sergio’nun irkilmesine, hatta öfkelenmesine yol açar.

Özellikle gece karanlığında mezarlığa getirilen cesetlerin tanınmaz haldedir. İnsanlık onuru ayaklar altına alınmıştır. Korkunç manzaraya şahit olan bazı çalışanlar gördüklerine dayanamayarak kendini içkiye vermiş, kimisi akıl sağlığını yitirmişti. Mezarlık görevlilerinden filmin iki kahramanı, yakınlarını arayanlara bilgi vermeyip sustuklarını belirtirler. Rejimle işbirliği yapmak anlamındaki bu durumun suçluluğu ile kavrulmaktadırlar. 

Askeri rejim sona erdikten sonra bile kaybedilenlerin hesabını sormaya yönelik girişimler güvenlik kuvvetleri tarafından hoş karşılanmaz. Arşiv filmlerinde seyrettiğimiz şekilde, sözkonusu mezarlığa yönelen barışçı kortej biber gazı ve tazyikli suyla dağıtılmaya çalışılır. Ölülere bile saygısı olmayan polisler zırhlı araçlarıyla mezarlığa girip şiddetli müdahalelerini sürdürürler.

Victor Jara’nın mezarı da çirkin saldırı sonrasında bir kez daha tahrip olanlar arasındadır.

Belgeselde, kaybedilen bir insanın seneler sonra teşhis edilen kemiklerinin ailesine teslim edildiği sahneler yüreklere bir nebze su serpiyor.  


KÜLTÜR SERVİSİ


431

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA