Hiçbirimizin hikayesi yok

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Afrika kıtasından köle olarak getirilen ve bugün sayıları 10 binleri bulan Afro Türkler yıllardır, “Nereden geldik, nasıl geldik, biz kimiz?” sorularının yanıtlarının peşindedler. Bunlardan biri olan 56 yaşındaki Yalçın Yanık, “Hiçbirimizin hikayesi yok...” diyor.

09 Ocak 2017 Pazartesi | Forum



18 ve 19’uncu yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu döneminde Sudan, Kenya, Libya ve Arabistan gibi ülkelerden binlerce siyahi, köle ticaretiyle yoluyla Anadolu’ya getirildi. Son dönemde yapılan kimi başvurulara rağmen, getirilen siyahilerin rakamları açıklanmazken, dönemin gazetelerine yansıyan haberlere göre, köle olarak getirilen siyahilerin sayısı 19. yüzyılda 1 milyon dolaylarındaydı. Getirilen erkek çocuklar, hadım edilip Saray’da hizmetkar olarak kullanılırken, genç kızlar ise zengin ailelerinin çocuklarına cariye yapıldı. 

Son yılarda Ege Üniversitesi’nin yaptığı kazı çalışmaları sonucunda Burdur’da siyahi kölelerin gömüldüğü bir köle mezarı bulundu.

1960’lara kadar ‘evlatlık’ alma yöntemiyle köle olarak alınıp, en kötü koşullarda çalıştırılan siyahiler, dönemin Türkiye yasaları sayesinde evlatlık olarak alındıkları için mirastan da mahrum bırakıldı. 

Asimilasyon politikalarına maruz kalıp, bugün sayıları 10 bin civarında olduğu tahmin edilen ve başta İzmir, Aydın, Muğla olmak üzere Anadolu’nun birçok kentinde yaşamlarını sürdüren “Afro Türkler”, bugün geçmişlerine dair gerçeklerin peşine düşmüş durumda. 


Biz kimiz?

Bunlardan biri de 56 yaşındaki Yalçın Yanık. Kendisine sürekli “Nereden geldik? Nasıl geldik? Biz kimiz?” sorularını sorduğunu paylaşan Yanık, “Belki de bir insanın taşıyamayacağı en büyük yük; nereden geldiğini, kim oluğunu, atalarının kültürünün ne olduğunu bilmemesidir. Her insanın bir hikayesi vardır ve bu hikayeler karanlıkta kalamaz. Ancak bizim hikayemiz bizden saklanıyor. Ne yazık ki sadece bizim değil, bu coğrafyadaki farklı kültürlerin tamamı saklanıyor, kaybettiriliyor” diye konuştu. 

Dedesi vefat etmeden önce ona geçmişleriyle ilgili sorular sorduğunu, ancak dedesinin ‘Ben daha bebekken getirilmişim onun için hiçbir şeyi hatırlamıyorum’ dediğini aktaran Yanık, “Bana söylediği tek şey ‘şu ağanın şu beyin yanındaydık’ oldu. Bizler en az 200 yıl bu topraklarda köle olarak çalıştırıldık. 10 binlerce Afro Türk var ama hiçbirimizin hikayesi yok…” dedi. 


Dışlandık

Çocuklarının ilkokulda ten renginden dolayı dışlandığını sözlerine ekleyen Yanık, “Oğlum okula başladığında onun yanına diğer çocuklar oturmadı ve ‘Arap’ diyerek onu dışladılar. Ben okula gidince öğretmeni bunu yapan çocuklara kızdı ancak ben bunun böyle çözülmeyeceğini biliyorum. Bunun eğitimi verilmeli anlatılmalı kızarak ırkçılık ortadan kalkmaz” diyor. 

Irkçılığın, insanların çok derinlerine kadar işlediğini ifade eden Yanık, “Dedem kör olduğu için onunla hiç kimse evlenmemiş. Benim baba annem siyahi ve ona demişler ki sen ‘Arapsın’ o kör sizi evlendirelim’ ve evlendirmişler. İşte ben bu ayrımcılığı istemiyorum” dedi. 


Bir karış toprak vermediler

Doğduğu günden bu yana anlamlandıramadığını söylediği ırkçılıkla sürekli karşılaşsalar da, insanların kendilerini tanıdıkça ön yargılarından kurtulduklarını belirten Yanık, sürekli vurguladığı nokta, atalarının bu topraklara gönüllü olarak gelmemiş olması. Hiç kimsenin toprağını bırakıp, bir yerden bir yere köle olmak için gitmeyeceğini söyleyen Yanık, atalarının bir ticaret nesnesi olarak kullanılıp, pazarlarda satıldığını, onunla da kalmayıp nereden geldiklerinin bile kendilerinden gizlendiğini ifade etti.

Osmanlı’da ve devamında 1970’lere kadar Türkiye’de sadece siyahilerin ve romanların mülkünün olmadığının altını çizen Yanık şöyle diyor: “Egemen sınıfın ve egemen ırkın egemen kültürü vardır, bunu da diğer herkese dayatır. Siyahilerle, romanlar hiçbir zaman devletin arazileri üzerine çöreklenmedi. Devlet birçok sefer halka toprak arz etti. Köylülerin toprağı olsun eksin, biçsin geçimini sağlasın diye ama hiçbir zaman romanlara ve siyahilere vermedi. Bu dediğim kayıtlarla sabittir. Hiçbir siyahinin 1970’lere kadar bir karış toprağı yoktur” diyerek devletin uyguladığı ayrımcı politikalara da dikkat çekti.

Yanık, ırkçılığın sadece Türkiye’de karşılaşılan bir sorun olmadığı, bunun bir dünya sorunu olduğunun da bilincinde. Bu yüzden de “insanlık ayıbı” olarak adlandırdığı bu durumun artık aşılmalı ve okullarda bunun dersinin verilmesi gerektiğini istiyor. Sadece Afrikalılar için de değil, bütün ırksal, sınıfsal, cinsel sömürülerin kaldırılması ve anayasa güvencesi altına alınması gerektiği görüşünde.


 DİHABER / İZMİR


1459

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA