Yargılanan bizzat Erdoğan’ın kendisidir

01 Aralık 2017 Cuma

CAFER TAR

ABD’de başlayan Reza Zarrab davası sadece AKP ve Erdoğan’ın değil, aynı zamandan Türkiye toplumunun da yüzüne ayna tuttacak gibi gözüküyor. Daha ilk günden; Egemen Bağış, Zafer Çağlayan ve Halk Bankası eski genel müdürü Süleyman Aslan’ın adı dava tutunaklarına girmiş oldu.

Alsında konuşulan şeyler çok yeni değil; ama bunları kimse davanın bir numaralı sanığı Reza Zarrab’ın ağzından dinlememişti. İranlılar Zafer Çağlayan’a otuz milyon verildiğini söylüyorlardı, Reza Zarrab bu rakamı elli milyon olarak düzeltti. Anlattığı şeyler gerçekten insanın kanını donduracak türden şeyler.

Bakan koltuğunda oturan insanların nasıl da “hal esnafı!” edalarında “yarı yarıya pazarlığı yaptığını bizzat pazarlığı yapandan duymak bu ülkede yaşayan herkesi sarsmalı, biraz olsun kendine getirmeli. 

Bu davaya “Türk toplumu nasıl tepki verir?” bunu yaşayarak göreceğiz; ancak bu davadan sonra ne Türkiye eski Türkiye, ne de Erdoğan eski Erdoğan olamayacak! Daha davanın ilk gününden itibaren Türkiye’de işlerin nasıl yürüdüğünü bütün dünya görmüş oldu. Türkiye artık herkesin gözünde bizzat bakanların rüşvet pazarlığı yaptığı bir ülke konumundadır.

Türkiye sürekli cari açığı olan bir ülke; gereksinim duyduğu ham madde ve ara malları, ancak dışardan gelecek yabancı sermaye üzerinden finanse edebiliyor. Sadece devlet değil; özel bankalar da uluslararası piyasalardan kredi kullanıyorlar. Soru şudur; “Bu davadan sonra da uluslararası finans kuruluşları Türk bankalarına kredi kullandırmaya devam edebilecekler mi; edeceklerse hangi koşullarda bu ilişki devam edecek? ”Türkiye’de iş yapmak isteyen bütün resmi ve özel kurumlar bundan sonra “kılı kırk yaracak, fazlasıyla dikkatli olacaklardır.”  

Davanın en önemli sanığı artık itibarını yitirmiş Reza Zarrab değil, Mehmet Hakan Atilla olacak. Atilla’nın avukatı ilk savunmasında suçlamaları kabul etmiş; fakat bu suçların müvekkili tarafından değil; bankanın genel müdürü Süleyman Aslan ve dönemin ekonomi bakanı Zafer Çağlayan tarafından işlendiğini söylemiştir.

Atilla belki Zarrab gibi itirafçı olmayacak; ama verdiği bilgilerle AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve çevresine en büyük darbeyi bizzat Atilla indirecek gibi gözüküyor. Atilla’nın savunma stratejisi daha ilk günden anlaşıldı. Atilla “Türkiye ve Erdoğan hükümetini korumayı esas alan bir tür siyasi savunma yapmak yerine; kendini kurtarmayı esas alan bir savunma yapacak!” 

Bu strateji ise ancak iddia makamı tarafından ortaya konulan suçların kabulü; fakat bu suçların kendisi tarafından yapılmadığı tezi ile karşılık bulabilir; ki nitekim Atilla’nın avukatı da bunu yapmıştır. Bu ise Erdoğan ve çevresi için tam bir felakettir; fiilen Atilla’nın da Erdoğan ve çevresi aleyhine tanık haline gelmesidir.

İşler bu kez öyle kolay kolay FETÖ komplosuyla atlatılabilecek gibi de gözükmüyor; Eğer dava sadece Reza Zarrab’ın itirafları üzerinden yürüseydi; belki FETÖ üzerinden dava itibarsızlaştırıla bilinirdi. Ama daha ilk günden savcılığın hiç bir şeyi şansa bırakmadığı anlaşılıyor. Reza Zarrab sadece konuşmuyor; mahkeme salonunda söylediği her şeyi sunduğu delillerle destekliyor.

Atilla da bir süre sonra fiili itirafçı durumuna düşecek ve yargılanan artık; Atilla ve Zarrab değil, bizzat Erdoğan ve Türkiye olacak. “Davaya Erdoğan veya ailesi dahil edilecek mi?” bunu yaşayarak göreceğiz. Ama sonuç ne olursa olsun; Erdoğan’ın başbakanı olduğu bir hükümetin birden çok bakanının ve kamu bankasının başkanının yargılanıp ceza aldığı bir davanın Erdoğan açısından siyasi ve hukuki bir sonuç üretmemesi düşünülemez.

Kimi havuz medyası yazarları bu davanın Türkiye’nin iç siyasetinde hiç bir şeyi değiştirmeyeceğini söylüyorlar; kim bilir belki de öyle olur. Ne de olsa 17/25 Aralık rezaleti ortaya saçılan onca; para sayma makinesi ve ayakkabı kutularına rağmen AKP’nin oylarında hatırı sayılır bir oy kaybına neden olmamıştı.

Fakat burada aynı şeyle muhattap değiliz; burada sorun bir mahkeme kararı ile uluslarasılaşacak; bu olduktan sonra; artık AKP ve Erdoğan’ın içerde ne kadar oy aldığının bir önemi kalmayacak. Bu kadar yolsuzluğa bulaşmış bir AKP ve Erdoğan hangi oy oranı ile seçilirse seçilsin; dışarıda artık Türkiye’yi temsil yeteneğini kaybedecek.



1312
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: