Cenevre çıkmazı ve Kürtler

28 Kasım 2017 Salı

SERKAN DEMİREL

Suriye’deki iç savaş ve kaos, yüzbinlerce sivilin ölümü ve milyonlarca insanın yerini terk etme gerçekliği ile 7. yılını geride bırakmaya doğru giderken, siyasi çözüm adı altında Suriye halklarının geleceğini, kendi siyasi çıkarlarına kurban edenler, BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura ve ekibi öncülüğünde Cenevre’de yeniden bir araya gelecekler.

30 Haziran 2012 tarihinde Cenevre-1 ile başlayan görüşmeler, bugüne kadar 7 defa gerçekleştirilmesine karşın, Suriye’deki iç savaşa siyasi çözüm bulunması noktasında hiçbir sonuca varmadı. Türkiye, Rusya ve İran öncülüğünde gerçekleşen Astana toplantıları ile Cenevre görüşmelerinin 6 ve 7. turunda bir ilerleme kaydetmek isteyen BM temsilcisi de Mistura, davet ettiği tarafları aynı masa etrafında bir araya getirmeyi bile başaramadı. 

Suriye’nin en büyük siyasi ve askeri gücüne sahip olan Kürtlerin gerçek temsilcilerinin davet edilmediği görüşmelerin 8. turunun da Kürtlersiz gerçekleşmesi durumunda nasıl bir sonuç çıkacağını görmek için, daha önce gerçekleşen toplantılara bakmakta yarar var.

Cenevre-3 ile başlayıp bugüne kadar farklı aralıklarla devam eden görüşmelere, Esad rejimini temsilen BM Suriye Büyükelçisi Beşar Caferi başkanlığındaki bir heyet katılmıştı. Muhalefeti temsilen ise Türkiye ve Suudi Arabistan’ın maşası konumunda olan Riyad ekibi olarak da bilinen Nasır el-Hariri başkanlığındaki Yüksek Müzakere Komitesi adı altındaki bir heyet görüşmelerde yerini almıştı. Geçtiğimiz günlerde ise de Mistura başkanlığında Riyad’da yapılan yeni bir toplantının ardından, sözde muhalif grupların ortak bir heyet adı altında 50 kişilik bir grupla görüşmelere katılacağı duyurulmuştu.  

BM Güvelik Konseyi’nin 2254 sayılı Suriye kararı ışığında bugüne kadar gerçekleşen görüşmelerde herhangi bir sonuca varılamadı. Görüşmelerin 7. turunda ağırlıklı olarak yönetim, yeni anayasa ve seçim konuları üzerinde durulmak istense de bu konular hakkında da elde edilmiş bir netice yok. 

İşin özü, tarafları hala aynı masa etrafında bile bir araya getirmeyi başaramayan de Mistura, bugüne kadar Rusya’nın Esad’lı bir geçiş süreci baskısı ve Suriye’nin geleceğine yönelik hiçbir somut projesi olmayan masada sadece Esad karşıtlığı üzerinden söz üreterek, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi bölgesel güçlerin çıkarlarını korumak isteyen sözde muhalif gruplar arasında bol bol mekik dokuyup durdu.

Peki, BM’nin bu gruplar arasında mekik dokuma sürecinde Suriye özelinde neler yaşandı, asıl önemli olan da bu sürece yön veren bu gerçek. Bu süreçte Demokratik Suriye Güçleri öncülüğünde terörizme karşı verilen mücadele gün geçtikçe büyütülerek, dünyanın başına bela olan DAİŞ terörü neredeyse Suriye topraklarında bitirilecek düzeye getirildi. Diğer taraftan ise rejim, bölgesel güçler destekli cihatçı gruplara karşı önemli başarılar elde ederek yerini sağlamlaştırdı. Rejim elde ettiği bu başarılarla bir anlamda Cenevre görüşmelerine muhalefet adı altında davet edilen grupların masada ki elini de zayıflattı.  

Suriye’nin geleceğine yönelik hiçbir projesi olmadığı gibi sahadaki güçleri yok denecek kadar az olan bu kesimlerle tekrardan masaya oturmak Esad rejimine veya Suriye’nin geleceğine nasıl bir gelecek sağlar bilinmez ama gerçek olan, bu gruplar üzerinden masada bölgesel ve uluslararası güçlerin siyasi ve ekonomik çıkarlarının yarıştırılmaya devam edileceği.

Bu çıkarlara tek engel olarak görülen, bölgenin en büyük askeri ve siyasi gücüne sahip olduğu kadar Suriye’nin geleceğine yönelik tek demokratik projesi olan Kürtler ise başından beri bu görüşmelerin dışında bırakılmak istendi. Çünkü; Kürtlerin masada olması, Suriye halklarının değerleri üzerinden pazarlık yapanların planlarını boşa çıkarmak anlamına gelmekteydi. Bunu göze alamadıkları için Kürtsüz Cenevre planlayanlar, Kürdü Cenevre’ye davet etmeyenler, bugün artık çok iyi biliyor ki; son söz masada değil savaş meydanlarında söylenir… 

Bu gerçek bilinmesine rağmen ne yazık ki bir Cenevre görüşmesi daha Kürtler davet edilmeden gerçekleşecek. Savaş meydanlarında son sözü söyleyen aktörlerin katılımı sağlanmadan yapılacak olan Cenevre-8 görüşmelerinin akıbeti, diğerlerinden farksız olmayacaktır. Kürtlerin olmadığı masada Suriye’deki sorunları çözmek mümkün olmadığı gibi, Kürtlerin olmadığı bir masada Suriye adına alınacak kararların da sahada da hiçbir karşılığı olmayacaktır. Çünkü; bu defa meydanda Lozan’da göz ardı edilecek kadar zayıf bir Kürt değil, son sözü savaş meydanlarında söyleyecek kadar güçlü bir Kürt var… 



742
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: