Demokrasi eylemsiz olmaz!

05 Eylül 2017 Salı

NURETTİN DEMİRTAŞ


HDP eylemleri üzerine çeşitli tartışmalar yapılmaktadır. Eylemleri zayıf görenler var, iyidir diyerek destekleyenler var, gerekli değil çünkü sonuç almaz diye soğuk bakanlar var, fedakârca tüm eylemlerde öncülük yapanlar var…

Biz de o feda canlar gibi diyoruz ki iyi ki HDP ve eylemleri var! Diğer Partilerin hali ortadadır. Faşizm karşısında demokrasiye sahip çıkmak konusunda tüm toplumca tarihsel bir sınavdan geçerken HDP etrafında kenetlenmek için başka sebebe gerek yoktur.

Demokrasinin HDP veya eylem olmadan da sağlanabileceğini düşünenlerin birçoğu maalesef şimdi faşizmin hapishanelerindedir. Aydınlara düşman olan bu rejim karşısında demokrasi savunuculuğunu yaparken kuşkusuz teorik-felsefik bir hesaplaşmaya da ihtiyaç vardır. Konumuz gereği burada genişçe değinemesek de bir yönüne dikkat çekebiliriz ki bu da demokrasiye yaklaşımdaki temel farkımızı ortaya koymak içindir:

Demokrasi üzerine yapılan tüm tartışmaları aşan, farklı bir yaklaşım Önder APO tarafından geliştirilmiştir. Bu fark demokrasi ve devletin birbirinden ayrıştırılması sayesinde oluşmuştur. Böylelikle demokrasinin tarihsel temelleri ve ortaya çıkış koşulları Atina’dan çok öncesine götürülmüş, klanlardan başlamak üzere doğal topluma dayandırılarak gerçek kökenleriyle yani toplumla buluşturulmuştur.

Demokrasinin bu tarz yorumu, toplumsal hakikati ve radikalizmi ifade ederken tersi durum yani devletle bağlantılı ele alınışı ise bireyciliğe ve liberalizme tekabül etmektedir.

Toplumcu veya radikal demokrasi devlete rağmen kendini örgütlerken sürekli olarak egemenlerin baskısıyla karşılaştığından kendini savunmak için eylem halinde olmak zorundadır. Eylemsiz bir demokrasi düşünülemez. 

Tarihsel toplumun verdiği meşruiyet temelinde sürekli eylem halinde olmak demokrasinin temel bir ilkesidir. Buna bir de faşizmin saldırılarını eklersek eylem halinde olmak, var olmanın vazgeçilmez emri haline gelmektedir. Durmak ise çürümek ve ölmek anlamına gelir.

Faşizmin saldırıları ne kadar büyük olursa olsun ona karşı direnmek, eyleme geçmek insana ve topluma büyük bir heyecan verir; eylemsizlik ise umutsuz, moralsiz, cansız bir varlık olmaya sürükler. 

Bu pencereden bakınca dört parça Kürdistan’da ve tüm alanlarda her geçen gün büyüyen direniş, demokrasiye ruh ve can verirken tüm Türkiye toplumuna direnme azmi ve cesaretini de kazandırmaktadır. Bu anlamda HDP’nin de Türkiye demokrasisi için önemi her geçen gün daha fazla artmaktadır.

Tüm bileşimleriyle birlikte HDK ve onun içinden çıkmış olan parti olarak HDP faşizmin soykırımcı saldırılarından “normalleştirme ve sürüleştirme” faaliyetlerine dek her türlü yönelimi karşısında düşünmeyi, sorgulamayı, alternatif oluşturmayı, insanlığı temsil ediyor. Faşizmin sınırsız saldırıları altında demokratik eylemlerinden vazgeçmeyen bu siyasi duruş sonuna dek desteklenmelidir.

Faşizm koşullarında tek bir kişiye yardım etmiş insan bile tarihte anılmayı hak ediyor. Yahudi soykırımı sırasında böylesi tekil örnekler bile şimdi minnetle anılmayı hak ediyorken kendi demokratik eylemliliğimizi basit görmemeliyiz. 

Zayıf eylemler karşıtına güç verir fakat zayıf bile olsa süreklileşen eylemler nar topu-kartopu misali giderek güç biriktirir. Süreklileşen eylemler nehirlerin denizlere akması gibi coşku yaratır ve deniz dalgaları gibi kayaları vurdukça aşındırır. Böylece nehirler denize ulaşacak yolu bulurken, deniz ise kayalara çarparak yerini genişletir.

Yakın geçmişte “eylemsiz kalma” ya da sadece “eylem partisi” konumuna gelmenin eleştirilerinin yapıldığı da hatırlanırsa bir parti olarak eylem, örgütlenme, düşünce, inşa, çözüm bağlantılarını hep canlı tutmak, diyalektik bütünlüğe göre hareket etmek faşizm karşısında sadece soluk aldırmayacak, faşizmi yenecek gücü açığa çıkaracaktır.

Eylemdir her türlü yanlışı, hatayı erdemliliğe çeviren; eylem içinde insan öğrenir ve çelikleşir; bir Parti de ancak eylem sayesinde demokrasiye sahip çıkabilir.

Bu anlamda eylem demek, özgür yaşam demektir! Eylem demek, moral ve umut demektir!

Eylem demek, faşizmden hesap sormak ve onu yenmek demektir!



1022
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: