Evet’ten uyum çıkmaz

esonzamanci@gmail.com | 20 Nisan 2017 Perşembe

ELİF SONZAMANCI

Almanya Gündemi


Başkanlık sisteminin önünü açan referandum sonuçlandı, fakat üzerine tartışıp konuşacağımız bir sonuç yok ortada. Seçimlerin antidemokratik koşullarda yapılması, başından bu yana ‘sonucun meşruluğu’ açısından zaten sisli bir atmosfer yaratıyordu. Durumun vehameti, mühürsüz zarflarda kullanılan oylardan bir kaç adım daha ötededir. Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim; AKP’nin koşarak lanse ettiği gibi referandumun galibiyeti evet değildir. Görünür bir düzeyde seçimleri hayır oyları kazanmıştır. Dolayısıyla şu an sonuç olarak karşımıza çıkarılan durumun hiçbir meşruiyeti yoktur. Seçimlerin bitmesinin ardından teknolojileri kıskandıracak hızda sonuç aktarımı, sandıkların tamamı sayılmadan yapılan balkon konuşması, YSK başkanının bizzat kendileri tarafından konulan kuralları çiğneyen trajikomik açıklamaları, ‘meşru olmayan bir sonucu’ alelacele oldu bittiye getirerek, kamuoyu algısında ‘kazandılar’ olarak yer etme çabasıdır. Nitekim Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), hazırladığı ön raporunda referandumun Avrupa Konseyi standartlarına erişemediği, yasal çerçevenin gerçek bir demokratik sürecin yaşanması için eksik olduğu belirtildi.

Türkiye ve Kürdistan’da sandıklar üzerinden tartışmalar devam ederken, Avrupa’da, özellikle Almanya’da referandum oylamalarının sonuçlarını daha farklı bir yere koymak gerekiyor. Birbirinden bağımsız değerlendirmemek koşuluyla, özgünlükleri gözardı edemeyeceğimiz aşikar bir sonuç ortaya çıktı. Yurtdışında 2 milyon 957 bin 870 seçmen bulunuyor. Yurtdışı seçmen oranında en yüksek sayı Almanya’nın. Almanya’da kayıtlı bulunan 1 milyon 430 bin 127 seçmen, yüzde 46,2 oranında bir katılım gösterdi. 653 bin 502 geçerli oydan yüzde 63’ün üzerinde evet, yüzde 37’ye yakın bir hayır çıktı. Bu da 412 bin 149 evet, 241 bin 353 hayır’a tekabül ediyor. Oy oranları arasında en yüksek fark Essen’de yaşandı. Essen’de  yüzde 75.89 evet oyu kullanılırken, yüzde 24.11 oranında hayır dendi. Berlin, Frankfurt ve Nürnberg’te oy oranları birbirine yakın bir seyir izledi. 

Evet oylarının Almanya’da yüksek çıkması sadece seçmen tabanında değil, aynı zamanda Alman kamuoyunda tartışmaları beraberinde getirdi. Tartışmaların merkezinde antidemokratik seçim koşullarından ziyade, evet oylarının neden bu kadar yüksek çıktığı yer alıyor. Uyum politikaları da bu bağlamda tartışılan en önemli neden. Buradan hareketle, çifte vatandaşlık hakkının kaldırılması, uyum politikalarının yenilenmesi önerileri de, çıkan sonucu direk yansıtmayan tartışmalar gibi, sonuca götürecek öneriler olarak durmuyor. Uyum politikalarındaki eksiklikler elbette üzerinde çalışılması gereken önemli konulardır. Fakat seçimlerin sonucunu direk etkileyen argümanlar olarak sunmak, kamuoyunu eksik ve yanlış bir tartışmaya götürür. Evet oranı bize iki temel soru yöneltiyor: AKP Almanya’da nerelerde ve ne şekilde örgütlendi?

DİTİB ve MİT’in Almanya’daki faaliyetleri, yine bununla bağlantılı olarak AKP’nin benzer diğer örgütlenmelerde olan faaliyetleri, okul müfredatlarına müdahalesi, Almanya’nın bu noktada toleransı, dolayısıyla AKP’ye sunduğu örgütleme zemini, her evet oyunda önemli payı olan nedenlerdir. Mülteci antlaşması ile beraber Merkel ve Erdoğan özgülünde gerçekleşen görüşmeler bu süreci daha da genişletmiş ve hızlandırmıştır. 

Referandum sonrası birçok dengenin değişeceği aşikar. Bu önemli dengelerden biri de Türkiye’nin AB üyeliği süreci. Yine Almanya için de benzer bir denge değişikliği söz konusu olacaktır. 1 Kasım seçimlerinin ertesinde Davutoğlu’nu arayarak tebrik eden Merkel, bu defa referandum sonuçlarının ertesi günü Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ile birlikte yaptığı ortak basın açıklamasında muhalefet ile saygılı bir diyalog çağrısı yaptı. Konuşmalarının detayında, tebrikten çok, sonuçların meşruiyetini henüz kabul etmediklerinin kodları yer alıyordu. Referandum koşullarına yönelik AGİT’in ön raporunu göz önünde bulunduran Avrupa’nın ise henüz kabul ettiği bir başarı durumu yok ortada. Almanya da nasıl bir tavır alacağı konusunda şimdilik temkinli açıklamalar yapıyor.

Türkiye’de demokrasi ve hukuk ayaklar altında, tutuklanmalar her geçen gün artıyor, medyanın geldiği durum ortada, ağzında salyalarla kitleler neye hizmet ettiklerini bilmeden idam cezasının geri dönmesini haykırıyor. Dışişleri Bakanı Gabriel, Ortadoğu gezisi sırasında, referandum sonrası Türkiye’deki gerginliklerin Alman toplumuna taşınmasını istemediklerini, idam cezasının da Almanya’nın kırmızı çizgisi olduğunu söyledi. Artık, AB’nin sıkısıkıya bağlı olduğunu iddia ettiği bu değerlere karşılık, açıklamaların ve niyet okumaların ötesinde bir tavır takınması gerekiyor. Nitekim bu koşullardan zarar görecek ülkelerin başında Almanya geliyor. Evet’ten uyum çıkmaz, evetçilerle uzlaşmak Almanya’ya kaybettirir.



743
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: