Referandumun kazananı kim?

rojbinekin24@gmail.com | 18 Nisan 2017 Salı

Rojbîn Ekin


Türkiye genelinde 16 Nisan’da yapılan referandumun sonuçları konuşulmaya devam ediyor. Yazım yayına verildiğinde seçim gecesi yapılmış olan birçok tartışma tüketilmiş olacak. Fakat bu referandumun kazananının kim olduğu tartışılmaya devam edecek. Peki gerçekten Erdoğan mı kazandı? Türkiye’nin ikiye bölündüğünü gösteren referandum tablosuna rağmen, Erdoğan kazandığını söyledi. Peki Türkiye’nin bölünme korkusu Erdoğan’ın en büyük korkusu değil miydi? Türkiye’nin bekaa sorunu en büyük sorunu değil miydi? Seçim boyunca Türkiye’yi bölmek isteyenler var söylemi üzerinden propaganda yapmadı mı? Demokrasi ve özgürlük mücadelesi yürütenler daha düne kadar bölücü, terörist, kendisi de birleştirici olan değil miydi? Şimdi Türkiye’yi ikiye bölen bir referandum sonucu nasıl oluyor da Erdoğan’a ‘kazandım’ dedirtiyor? Demek ki asıl bölücü kimmiş? Erdoğan!.. 

2019 yılından itibaren yürürlüğe gireceği söylenen Türkiye’nin yeni faşist, ırkçı, milliyetçi, dinci, cinsiyetçi anayasasına, “AA’nın verileri ve Erdoğan iktidarının denetimine alınmış olan YSK’nın sonuçlarına göre” Türkiye’nin yarısı hayır derken, yarısı da evet dedi. Yarı yarıya tamamlandığı iddia edilen bu sonucu, AKP-MHP faşist bloğunun başarı olarak görmesi, en büyük yanılgısı ve aymazlığı. Yalan ve hileyle elde edilen bu başarıyı, Erdoğan seçim akşamı yapmış olduğu konuşmada “atı alan Üsküdar’ı geçti” Türk atasözüyle ifade etti. Asıl demek istediği, siz ne yaparsanız yapın, bu, sonucu değiştiremeyecek.

Vicdanının sesini dinleyen, onurlu yaşam mücadelesi veren ve iradesini Erdoğan faşizmine teslim etmeyenler, AKP-MHP faşist cephesinin nasıl böyle bir sonucu elde ettiğini biliyor. O yüzden yarı yarıya Erdoğan kazanmış görünse bile, Türkiye’de şaibeli bir referandumun gerçekleştiği gizlenemeyecek ve bu referandumun hayır’dan yana oy kullanan Türkiyeli halklar nezdinde meşruiyeti olmayacaktır. Bu sonuç, Türkiye’de AKP-MHP faşist, cinsiyetçi, dinci, milliyetçi bloğu ile özgürlük ve demokrasi bloğu arasındaki mücadelenin de devam edeceğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla kazanan gerçekten kim? Elbette hayır diyen demokrasi ve özgürlük cephesi. Hayır oyu veren tüm Kürtler, demokrasi güçlerinin tümü kazanmıştır. Bu sonuç aynı zamanda Erdoğan faşizmine karşı direnişin devam edeceği mesajını da vermiştir.

Bu sonucun Erdoğan’ı rahatlatmadığı, tam tersine uykularını bölen korkulu rüyası olmaya devam edeceği ve nefesinin üzerine oturacağını söyleyebilirim. Çünkü vermiş olduğu ilk tepki faşizmin çaresizliğine sığınmak oldu. Yine ‘tek’lerini sıraladı, tüm Türkiye toplumunun ezberlediği tehditlerini üstü kapalı bir şekilde yine yaptı. İlk açıklamasından sonra herkes bir daha açıklama yapmayacağını beklerken, ondan daha akıllı olan ve ona sürekli akıl veren birileri, “bir daha sahneye çıkmalısın, referandum oylaması öncesi miting meydanlarında savurduğun tehditleri bir daha sıralamalısın. Çünkü çıkan sonuca itirazlar var” dediler. Erdoğan her zaman yaptığı gibi bir daha sahneye çıktı. Kendisini tanrının yeryüzündeki gölgesi olarak ilan eden Erdoğan’a itaat etmeye yemin etmiş bir topluluk, Erdoğan’ı karşılarında görünce yine her zaman yaptıkları gibi ‘padişahım çok yaşa’ moduna girerek, ona alkış tutmaya başladı. Erdoğan teklerini sıralamaya başlayınca Erdoğan’a ‘başkan Erdoğan’ ‘idam idam’ bağırışlarıyla çanak tuttular. 

Direniş ve mücadele tutumuna karşı şiddeti öğrettiği bu topluluğa da Erdoğan, bir nevi ne yapmaları gerektiği mesajını da verdi. Kaldı ki onlar da ne yapacaklarını daha önce söylemişlerdi: “ Evet çıkarsa, hayır diyenlerin eşleri, kızları ve kızkardeşlerine bir ganimet olarak el koymak helaldır” demiş ve bunun fetvasını çıkarmışlardı.  

Türkiye’de kazananın ve kaybedenin kim olduğunu asıl gösterecek olan, bundan sonraki mücadele süreci olacaktır. Bu mücadele sürecine kimin, ya da kimlerin nasıl bir kararlılıkla katılacağı çok daha önemli olacaktır. Son iki yıldır Erdoğan faşizmine, uyguladığı fiziki ve siyasi soykırıma karşı direnişten yana tutum alan Kürtlerin, bundan sonraki mücadele sürecine de direnişten taviz vermeyerek katılacağı tartışmasız. Kürdistan illerinden çıkan referandum sonuçları bunu daha da görünür kılmıştır. Kürt halkının almış olduğu direniş tutumunu ve referandumda ortaya koymuş olduğu kararlılığı örtme çabası da var. Erdoğan’ın faşizminin Kürdistan’da kabul gördüğü çabası. Bu boş bir çabadır. Kaldı ki HDP bu sonuçların üçte ikisini kabul etmediğini ve bu sonuca itiraz edeceğini de açıklamıştır. Kürt halkının Erdoğan faşizmine ve tekçiliğine karşı direnişi, önümüzdeki süreçte de Erdoğan faşizmine karşı direnmeyi tercih etmiş tüm Türkiyeli halklara, demokrasi güçlerine cesaret verecektir. Türkiye’nin demokrasi değerleriyle yeniden inşa edilmesi, Kürt halkının direnişini destekleyen ve bu direniş saflarında yer alanların yükselecek olan özgürlük mücadelesiyle olacaktır. Dolayısıyla bu seçimin asıl kazananı ve gerçekten kazananı Kürt halkıdır, Türkiye’nin demokrasi güçleridir. 



788
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: