Güven sorunu

esonzamanci@gmail.com | 12 Ocak 2017 Perşembe

ELİF SONZAMANCI

Almanya Gündemi



Mülteci akını, son dönemlerde meydana gelen saldırılar ve saldırı teşebbüsleri nedeniyle Alman toplumu hem güven, hem de güvenlik sorununu tartışıyor. Güvenlik kuşkusuz birçok ülkenin sorunu, fakat Berlin saldırısının ardından hızlı bir şekilde uygulamaya sokulmak istenen güvenlik önlemlerinde ‘belirleyici’ ilke ne olmalı sorusu kafaları karıştırıyor. Öyle ki; güvensiz koşullardan kaçarak güvenli ülkelere sığınmak isteyen mültecilerin varlığı ile ilgili özellikle aşırı sağcılar ‘güvensizlik’ algısı yaratırken, hükümetin güvenlik önerileri ise güvenlik birimlerinin güçlendirilmesi ile birlikte daha fazla silahlanma esasına dayanıyor. Konuyla ilgili yapılan bir araştırma ise toplumun güven problemi hakkında başka bir perspektif sunuyor.

Alman devlet televizyonu ARD tarafından 2 ve 3 Ocak tarihleri arasında 1005 kişiye sorularak yapılan bir kamuoyu araştırmasında toplumun yüzde 73’ünün kendini güvende hissettiği sonucu ortaya çıktı. Anketin Berlin saldırısı sonrası güvenlik politikalarının tartışıldığı bir atmosferde yapıldığının da tekrar altını çizelim. (Oysa Emnid Araştırma Şirketi tarafından 11 Ağustos 2016’da 501 kişiye sorularak yapılan bir araştırmaya göre Almanların yüzde 56’sının kendini güvende hissetmediği sonucu çıkmıştı. Yine aynı şirket tarafından yapılan araştırmada 2015’te bu oran yüzde 54, 2014’te yüzde 48 olarak belirtilmişti.) 

ARD’nin araştırmasını ilginç kılan bir başka unsur ise oranların oy verilen partilere göre değişiklik göstermesi. Buna göre soru yöneltilen Sol Parti seçmeninin yüzde 96’sı, Yeşiller’in yüzde 92’si, SPD’nin yüzde 78’i, CDU/CSU’nun ise yüzde 77’si kendini güvende hissediyor. AfD tabanında bu oran yüzde 34. Yine araştırmaya göre Almanya’da polise olan güven, istihbarat teşkilatına olan güvenden daha fazla. (88’i polise güven duyarken, yüzde 54’ü istihbarata güvenmediğini belirtiyor.)

Araştırmadaki güven sorunu partilerin izlediği politikalarla da paralellik gösteriyor. Alınması gereken güvenlik önlemleri tartışmaları da bir o kadar kafa karıştırıcı. Şöyle ki; Berlin saldırısının ardından Almanya’da güvenlik tartışmaları daha da hızlandı. Güvenlik politikasında yapılmak istenen değişiklik (de Maiziere’nin sunduğu öneriler doğrultusunda) partilerde de tartışmaların fitilini ateşledi. CDU’nun kendi içindeki tartışmaları ile birlikte, kardeş parti CSU ile de çatlaklar oluştu. Bu çatlaklar hükümetin güvenlik politikasına sürekli sert eleştiriler yönelten Sol Parti’de bile kendini gösterdi. Aşırı sağcı AfD ise güvenlik politikasında oklarını suçlu-suçsuz ayırımı yapmadan mültecilere çeviriyor. Onlara göre mültecilerin varlığı güvenliği tehdit ediyor. Dolayısıyla seçmen kitleside güvende bir ülke için mültecilerden arınılması gerektiğini düşünüyor. Sağcı partilerde durum çok farklı değil, fakat hükümetin politikalarına paralel olarak direk mülteciler hedef alınmadan alınacak güvenlik önlemlerine sıcak bakılıyor. Lakin mülteciler bu kesim için de bir yük teşkil ediyor. Sol Parti’nin ise bu konuda kafası karışık. Güvenlik konusunda farklı görüşler öne çıkıyor. Zira demokrasi değerleri ile önerilen güvenlik politikaları çakışır durumda. 

Tüm bu tartışmaların gölgesinde İçişleri Bakanı de Maiziere ve Adalet Bakanı Heiko Maas yaptıkları hızlandırılmış görüşmenin ardından yeni bir güvenlik paketi konusunda uzlaştı. Önerilen paketin zaman kaybetmeden meclise sunulması bekleniyor. Pakette öne çıkanlar; iltica başvurusu yapmış tehlikeli görülen radikal İslamcıların tutuklanması, sınır dışı edilmesi kolaylaştırılacak, ayrıca gözaltı gerekçeleri de genişletilecek. Bu tehlikeli şahısların takibi için elektronik kelepçe en iyi yöntem olarak öneriliyor. Söz konusu düzenlemelerin en hızlı şekilde uygulamaya konması bekleniyor. Ateşli tartışmaların devam edeceği aşikar, güvenlik paketinin kabul edilmesi ise yüksek bir olasılık. 

***

ARD’nin araştırmasında toplum kendini güvende hissederken, Emnid Araştırma Şirketi tarafından yapılan bir araştırmaya göre Almanya’da kadınlar artık kendilerini güvende hissetmiyor. Araştırmaya göre Almanya’da kadınların yüzde 58’i kamuya açık alanlarda bile kendini güvende hissetmiyor. Ankete katılanların yüzde 48’i havanın kararmasının ardından belirli bölgelere gitmekten kaçındıklarını belirtiyor. Yüzde 16’sı ise korunmak maksadıyla yanında biber gazı taşıyor. Yüzde 44’ü, ki bu önemli bir oran, mültecilerle birlikte koşulların kötüleştiğini düşünüyor. Buna yönelik önlemler ise henüz hararetli bir şekilde tartışılmadı. 

Saldırılar karşısında önceden tedbir almak kuşkusuz önemli. Fakat güvenlik probleminin salt sert güvenlik önlemleri ile aşılamayacağı da ortada. Tehdit unsurlarına karşı silahlanma merkezli güvenlik önlemleri almak yerine, nedenleri ortadan kaldırmaya çalışmak, kaynakların barış ve huzurlu bir ortam tesisi için tüketilmesi daha da verimli olmayacak mı?



632
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: