Erdoğan’ın elinde Kürt düşmanlığı kaldı!

31 Aralık 2016 Cumartesi

MUZAFFER AYATA

Türkiye’nin Suriye ve Ortadoğu’da hedefleri daha da netleşiyor. Bu konuda çokça yazıp söyledik. Şimdi artık gizlenir bir tarafı kalmadı. Türk hükümetinin Kürt karşıtlığı ve onları statüsüz bırakma ve kazanımlarını ortadan kaldırma dışında ellerinde bir hedef kalmadı. 

Erdoğan, Rusya’ya sığınma ve yanaşmanın açık ki, bir bedeli olduğunu biliyordu. Daha önceleri nasıl ki, Rus uçağını düşürüp gerekirse bir daha düşürürüz efelenmelerinin bir bedeli olduysa. Ruslara yanaşmanın ilk tavizi Halep’in düşüşü oldu. Türk hükümeti Bab’da destek almak ve Rusları Kürtlerden uzak tutmak için Halep’teki güçlere verdiği desteği kesti. Bu Suriye’deki dengeleri ve gelişmeleri açık ki, ciddi biçimde etkileyecek bir adımdı.

İş Halep’i rejime bırakmakla sınırlı kalmadı. Türk hükümetini Rusya’daki görüşmelere çektiler. Bu görüşmelerde her gün “katil ve kanlı diktatör” olarak nitelediği Esad rejimini Erdoğan artık tanıyacağına dair anlaşmayı imzaladı. Bunu da DAİŞ vb terör örgütleri öncelikli hedeftir diye formüle ettiler. İran ve Rusya, Erdoğan ve hükümetinin zaafını ve çıkmazını iyi gördüler ve değerlendirdiler. Daha bir kaç gün öncesi Erdoğan Suriye’ye işgal güçlerini gönderme nedenlerinden birisinin Esad rejimini devirmek olduğunu açıklamıştı. 

Rus büyükelçisinin Ankara’da bir polis tarafından katledilmesi Erdoğan’a ve Türkiye’ye bir fatura çıkaracaktı. Bu defa derslerini almışlardı. Uçak düşürmede olduğu gibi efelenmelerin devri çoktan geçmişti. Olabildiği kadar alttan aldılar. Cinayeti Fethullah’a yıkarak, polisi de öldürüp susturarak durumu kurtarmaya çalıştılar. Ancak bütün bunlar Erdoğan’ın önüne Rusya’daki görüşmelerde geldi. İran ve Rusya’nın istediği anlaşmayı imzalamak zorunda kaldılar.

Rusya kaba pragmatik bir politika izliyor. Hem Türkiye’den koparabildiği kadar taviz koparmaya hem de Türkiye’yi batıyla karşı karşıya getirerek çelişkilerini derinleştirmeye çalışıyor. Nitekim gelişmeler de bu yönlü. Erdoğan tüm stratejisini Kürt karşıtlığı üzerine kurduğu için ABD’yi hedefler duruma geldi. Aylardır ABD’ye dayatıyor. “Ben NATO müttefiğiyim, ben mi, PYD mi” diye yapmadık pazarlık, söylenmedik söz bırakmadı. Öyle ki, ABD’yi teröristlere silah ve yardım vermekle suçlar noktaya geldi.

Erdoğan ve şürekası PYD’yi, Kürtleri terörist ilan ettirmek için yırtınıp duruyor. Tüm dış politikasını ve Ortadoğu ilişkilerini buna göre belirlemiş durumda. Orduyu Suriye batağına sürmelerinin de tek nedeni buydu. Erdoğan zihniyet olarak DAİŞ ve El Nusra’dan hiç farklı değil. Tüm dünya gelişmelere tanık. DAİŞ, Türkiye’ye sınır olan bir çok alanı elinde tutuyordu. Erdoğan ve hükümeti hiç bir zaman bundan rahatsız olmadı. Sınırlarını bu örgütlere açtı. Binlerce militanı serbestçe Türkiye sınırlarından girip çıkabildi. DAİŞ’in Suriye’de bu kadar güçlenmesinin ve yerleşmesinin nedeni Erdoğan ve hükümetleriydi. Erdoğan bununla da yetinmedi. Türkiye topraklarını DAİŞ’e ve diğer örgütlere açtı. Tüm ülkede rahat çalışıp örgütlendiler. Nasıl ki, DAİŞ’i Suriye’de Kobanê’ye, Kürtlere saldırttıysa Türkiye içinde de HDP ve demokratik kesimlere saldırttılar.

Erdoğan bu kanlı oyun ve komplolara başvurma yerine İmralı görüşmelerini dürüstçe sürdürseydi ve demokratik çözüme evet deseydi, bu duruma düşmeyecekti. Bir düşünelim, Kürt sorununda bir barış ve çözüm Türkiye’yi ne kadar rahatlatırdı. Bu Suriye’de de Kürtlerle ittifakı getirirdi. Ortadoğu’da Kürtlerle dost ve müttefik olan bir Türkiye’nin Suriye’ye girmesine, milyarlarca doları savaşa harcamasına, bu kadar devletle karşı karşıya gelmesine gerek kalmayacaktı. Ayrıca Türkiye’nin sınırları içinde bu kadar şehir yıkılmayacak, binlerce insan yaşamını yitirmeyecekti. Ekonomiye bu kadar ağır bir savaş faturası yüklenmeyecekti.

Şimdi Erdoğan’ın elinde ne kaldı? Türkiye’nin en faşist savaş bloku kaldı. Bahçeli ve Ergenekon, Doğu Perinçek’le ittifakı kaldı. Tüm demokratikleşme iddialarından ve barıştan vazgeçen Erdoğan, Bahçeli’yle el ele vererek daha faşist bir yönetim kurmak için sözde anayasa değişikliği yapmaya çalışıyor. Anayasa yapmada Kenan Evren’in bile gerisine düştü. Çünkü ülkeyi bir darbeler ve kanlı savaşlar girdabına soktu. Suya düşenin yılana sarılması gibi Bahçeli ve dikta rejimine sarıldı. Başka bir geleceğinin olmadığını biliyor.

İçeride Kürtlere düşmanlık dışarıda Kürtlere düşmanlık Erdoğan ve iktidarını iflah etmeyecektir. Bu sorunu çözmeyenler er geç kendileri çözüleceklerdir. Bir halk topyekün ortadan kaldırılmadıkça, bir de direnişçi ve örgütlüyse kimse onu yenemez. Erdoğan da tarihte kanlı diktatörler, ırkçı faşistler kategorisinde yerini alacaktır.



2168
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: