Başarılı bir diş hekimi başarılı bir anne Kürdistani bir kadın

Hastalarına üç dilde hizmet veren Dr. Rojê Turgut, aynı zamanda çocuklarının kendi kimliğiyle büyümeleri için çaba gösteren bir anne. Tuttuğunu koparan özelliğiyle mütevazı ve titiz kişiliğini birleştirmesi ona büyük avantajlar sağlıyor.

15 Temmuz 2017 Cumartesi | Kadın

SERPİL TEMİZ/GİESSEN


Nisêbîn’den tanıdığım çocukluk arkadaşım, diş hekimi Rojê'yle (Dr. Roja Turgut) deyim yerindeyse hem ziyaret hem ticaret için buluşacağım. Uzun zamandır ihmal ettiğim diş tedavisi için aradığımda zaman kaybetmeden Giessen-Lollar'daki muayenehanesine gitmemi istedi. Ziyaret sırasında eski günleri yad edeceğimiz bir sohbetin beni beklediğini biliyordum. Gitmişken bir de başarılı bir Kürt kadınının portresini çıkarmak, diş-ağız sağlığı konusunda bilgiler almak için röportaj yapmaya da karar verdim. 

Yoldayken nasıl bir Rojê’yle karşılaşacağımı merak ediyordum. Mahalleden tanıdığım Rojê mî, diş hekimi Rojê mi, anne Rojê mi? Oraya vardığımda Rojê'yi beyaz hekim kıyafetiyle görmek gurur vericiydi. Titiz çalışan ve hastalarının sorunlarının en ince ayrıntısına kadar ilgilenen pırıl pırıl bir dişçi.

Bütün hastalarıyla ilgilendiği kadar benimle de ilgilendi. Sıram geldiğinde tedavi odasına aldılar. Hasta koltuğuna uzandığımda ise çocukluk arkadaşlığı, komşuluk tuzla buz oldu. Dişle ilgili sorunları, yapacaklarını ve yapmam gerekenleri ciddiyetle anlatan ve profesyonellikten zerre taviz vermeyen duruşu karşısında, saniyeler sonra dişçinin elleri arasında kıvranan, ihmalkarlıklarının cezasını acı ve zorlukla ödeyen bir hasta psikolojisine girdim bir anda.  

O diğer hastalarının tedavisi ile ilgilenedursun, ben komşu evin sahibine, Rojê'nin annesi Halime ablaya gittim. Daldığımız derin sohbetten zamanın nasıl geçtiğini farketmedim. Rojê'nin terasta evin günlük işlerini telaşla yaptığını görünce mesainin bittiğini farkettim. Birkaç saat önceki doktor Rojê gitmiş yerine maharetli bir ev kadını gelmişti. Kısa bir süre içinde etrafı çekip çevirdikten ve çocuklarıyla ilgili işleri bitirdikten sonra bize katıldı. 

Çocuklarını Zarok TV'yi izlemeye teşvik ediyordu, Kürt kimliğiyle büyümeleri için çaba gösteriyordu. Başarılı, titiz ve işini seven bir hekim, maharetli bir Kürt ev kadını ve sevecen bir anne olan Rojê’ye, pek gönüllü olmasa da geçmiş günlerin hatırına röportaj yapmayı kabul ettirdim. Ona iş hayatı, aile yaşamı ve Kürt toplumunun diş-ağız sağlığına ilişkin sorular sordum. 

Mêrdîn Midyad’da doğan, bir yaşındayken Nisêbîn'e yerleşen, daha sonra siyasi nedenlerden dolayı ailesiyle İskenderun'a göç eden Rojê, orada bir sene kaldıktan sonra ailesiyle birlikte 1993'te Avrupa'ya göç etmek zorunda kalmış. 

Diş hekimliği okurken bildiğim kadarıyla çocuk sahibiydin? Hem evlilik, hem çocukların sorumluluğu hem de okul zor olmalı... 

Lise sonunda evlendim, oğlum 1.5 yaşındayken üniversiteye başladım. Çocuğuma hem iyi bir anne olmak istedim hem de karar verdiğim mesleği okudum. 

Elbette kolay değildi. Öğrenci değil annesiniz en başta. Çocuk uyuduktan sonra ders çalıştım hep. Başka da zamanım yoktu. Ve her şeyi kendim yapmak istedim.

Evlendiğimde babam üzülmüştü, artık okumayacağımı düşünmüştü. En çok da onun için okumak istedim. Evliliğin okumama, kararlarıma engel olmayacağını gösterdim, onu hayal kırıklığına uğratmak istemedim. 

Geceleri oğlumu yatırdıktan sonra ders çalışırdım sabahlara kadar. Herşeyin zorluğu vardır elbette ama isteyen için başarmamak mümkün değil.


Neden diş hekimliği?

Bunu ben de sormuştum kendime ve sanırım ince el sanatlarına benzerliği ve tıbbi olduğu için. Nisêbîn’deyken yakın dostumuz olan bir diş hekimi vardı. İlgim beni buna yöneltmiş olabilir. 

Muayenehaneniz evinizin alt katında olması işlerinizi nasıl etkiliyor?

Çocuklarım her an ulaşabilecağim yerdeler ve bu işimi daha rahatlıkla yapmama vesile oluyor. Ama diğer taraftan tatil demeden kapının çalındığı, ‘dişim ağrıyor bakar mısınız? diyen hastalarımla göz göze geldiğim anlar da az olmuyor.


Günlük yaşantını özetlersen…

Çocukları hazırlayıp okula gönderiyorum, sonra işime başlıyorum. Öğlen yemeğine gelirler, beraber yemek yeriz. Ve bu zaman diliminde de ilgilenmeye çalışıyorum. 

Akşam işten sonra yemeği çoğu kez annem yapar, birlikte yeriz. Hafta sonlarının yanı sıra haftanın bir günü öğleden sonra çalışmıyorum. Çocuklar ve eşimle vakit geçiriyoruz, tabii ki zili çalan yoksa…  

 

Mesleğinde Kürtçe, Türkçe, Almanca hizmet veriyorsun. Bunun avantajları neler?

Evet. Hastalarımızın yüzde 50'si Türk, yüzde 30'u Alman, yüzde 20'si Kürt. Almanca bilmeyen hastalar rahatlıkla bize gelebiliyorlar, çünkü ne istediklerini ifade edebiliyorlar.


Size gelen çocuk hastalarla aranız nasıl?

Kendim de üç çocuk annesiyim ve çocuklara nasıl yaklaşacağımı biliyorum. Anneliğin avantajlarını da kullanıyorum. Korkularını yenmeleri için tüm odaları gösteriyoruz, ellerine ayna verip onları da işin içine katıyoruz. Beraber diş fırçalıyoruz ve korkuları zamanla geçiyor. Başka sefere korkuyla değil gülümseyerek geliyorlar.


Hekimlik yaparken karşılaştığın ilginç şeyler oldu mu?

Tabii ki. Mesela ilk hastam, daha merhaba demiştim ki bayıldı. Yine bir hastamız dişleri ve damağı çok ağrıyor diye acil tedavi istedi. Protezini çıkarmasını söyledim. O ise ısrarla ‘protezim yok’ dedi. Protezi olduğunu ve çıkarmadan ağrının nedenini anlayamayacağımı söyledim. Bunun üzerine, "benim protezim yok, köprü yaptırmışım, on yıl önce doktor yaptı ve çok güzel yaptı, memnunum" dedi. O an mevzuyu anladım. On yıl boyunca günlük çıkarılıp temizlenmesi gereken protezi, on yıl köprü diye çıkarmamış ve protezi çıkardığı anı unutamam; altı kurtlanmıştı. Dişlere zaten bakamadık bile ve damak diye bir şey kalmamıştı.


Dişlerimize bakmıyoruz


Biz Kürtler diş sağlığına dikkat ediyor muyuz?

Dişlerimize pek baktığımız söylenemez. Özellikle çocuklara karşı sorumsuzuz. Ebeveynlere söylemek istediğim bir şey var. Çocuklar elleri kalem tutana kadar dişlerini güzel temizleyemez. Bu süreçte ebeveynler her gün en az bir kez yatmadan önce beraber diş fırçalasınlar. Abur cuburdan uzak tutsunlar.  

Çok abur cubur yediren bir milletiz. Yasaklamasınlar ama en azından sınırlı yedirsinler. Yine sonrasında muhakkak dişlerini fırçalamalarını sağlasınlar. Biz bir anneye çocuğunuzun dişleri güzel temizlenmemiş dediğimizde ise genelde ortaya çıkan tepki şu oluyor. Anne üç yaşındaki çocuğunu azarlayıp, "ben sana dişlerini iyice fırçala demiyor muyum" diyor. Ben buna şaşırıyorum. Çocuk bunu düşünemez. Biz de onlara  bunun anne ve babanın görevi olduğunu söylüyoruz. Sağlık sigortaları  önümüzdeki dönem ailelere çocuklar için diş kontrol defteri verecek ve diş doktoruna gitmek mecburi olacak. Tıpkı çocukların gelişim defteri gibi olacak.


Peki biz büyükler için ne diyorsun?

Günde iki, en az bir defa akşam yatmadan evvel güzelce fırçalamalı ve diş ipiyle aralarını temizlemeniz gerekir. Diş fırçası da sert olmamalı. Mümkünse elektrikli diş fırçası kullanılmalı. Fırçanın başı büyük olmamalı. Yılda iki kez de kontrola gitmeniz gerekir.   


1498

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA