Kolonileştirilenlerin kolonileştirdikleri: Êzîdîler

Selimferat@web.de | 08 Ağustos 2017 Salı

SELİM FERAT


Son olarak okuduğum en çarpıcı yazı: "Şengal bir statüye kavuşturulmalıdır!" oldu.

Şengal’de olduğum (2007)‘de Êzîdîler 73’ncü Ferman (jenosid)‘in kurbanları olduklarını duyurdular.

Şengal’de, kurşunlanmaktan kıl payı kurtulan Mir Taha’yı ziyaret eden Kaymakam, Êzîdî‘ydi.

Pervasız bir adam.

Geldiğinde, O’nun Papa’sı sayılan şahsiyet, Mir Taha ayağa kalkarak, onu karşılamıştı.

Yaşamımda ilk kez önünde elpençe durduğum ve tüm yaşamımda önünde eğileceğim tek din adamı Mir Taha’nın, bu Kaymakam’ı ayakta karşılamasını, insana olan saygısına bağlamıştım.

Kaymakam’ın KDP’li olduğunu duyduğumda, bir kaç gün önce öldürülmesine müsade edilen Mir Taha’nın bu davranışına başka bir anlam yükledim.

Müslümanlar, Kürtler dünyasında bir "ada“ Şengal.

Güvenlikten sorumlu olanlar, Güney Kürdistan Yönetimi’ydi.

Hala ve öncesinde de kolonileştirilen Kürt Müslümanlar, korumaları gereken, "asil Kürt“ Êzîdîleri koruyamamışlardı.

Êzîdîler, bir nevi kolonileştirilenlerin kolonisi olmuşlardı.

O günden sonra, 74’ncü ferman yaşandı.

DAİŞ, Şengal ve Êzîdîlerin yaşam alanlarını talan ettiler.

Özellikle Êzîdî kadınları bir travma tünelinden geçtiler ve hala da kurtulamadılar.

Bu travmaya göz yuman ve saldırılar başladıktan sonra Êzîdîleri korumak için tedbir almayan güç, KDP oldu.

Gelinen durumda, Güney Kürdistan için yapılacak bağımsızlık referandumu ne kadar önem arzediyorsa, Êzîdîlerin kaderini belirleyecek adımlar da o kadar hayati öneme sahip.

Êzîdîlere sahip çıkmayan Kürt önerleri, Kürdistan halkını koruma felsefesinden yoksun kalacaklar.

Hakim oldukları topraklarda Êzîdîleri koruma imtihanını başarmayanlar, yarın Êzîdîleri temsil hakkına sahip olabilirler mi?

74’ncü (?) katliamdan sonra Êzîdîleri kucaklayanlar başta kadın Gerillalar oldu;

Bugün Şengal’i, Lalêş’i koruyanlar da onlar.

Lalêş’e bekçilik yapan ve yaşamı boyunca ayakkabı giymeyecek olan "Çaviş“ın yaşamını devam ettirmesi için, ulusal bir proje oluşturulmalıdır.

KDP, Êzîdî halkından tarihi bir özür deklerasyonu hazırlamalıdır.

Mesud Barzani, Lalêş’i ziyaret ederek, Willy Brand’ın Varşova’da yaptığı gibi, diz çökmeli ve Êzîdî halkından özür dilemelidir.

Güney Kürdistan yönetimi, Êzîdîlerin topraklarına dönmesi için tazminat ödemeli ve teşvik projeleri hazırlamalıdır.

Kürdistan’ın içeriğini dolduracak halklar, Kürtler, Ermeniler, Asurlar, Türkler olmalı.

Ancak Êzîdîlerin eksil olması, boş bir Kürdistan’a işaret ediyor.

Dünyada baskı altında olan ulusların ilk sıralamasında yer alan Kürtler, dünyanın en zor şartlarında yaşamak mecburiyetinde bırakılan Êzîdî Küretler’e sahip çıkmadan, onları o zulüm cenderesinden kurtarmadan, özgürleşemezler.

Bunu yapmadıkları takdirde, kendileri, köle sahibi; kolonileştirmekten kurtulamazlar.



783
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: