Devrimci zamanın oluş gücü

30 Aralık 2016 Cuma

MERAL ÇİÇEK

Takvimlere göre bir yılın daha sonuna geldik. Yarın gece yarısı itibariyle yeni bir yıla gireceğiz. 

2016 yılı nasıl geçti anlamadık. O kadar çok şey sığdı ki geride bıraktığımız yıla. O kadar hızlı geçti ki. Bireysel, kolektif hafızamızdan belki de hiç çıkmayacak o kadar çok olay yaşandı ki. Ama geriye baktığımızda akıllarımızda kalan nedir? Yaşadığımız mutluluklar mı acılar mı? Belleğimizde iz bırakan anlar hangileri?

Yeni bir yıla genelde dileklerle gireriz. İsteriz ki yeni yıl mutluluklar getirsin; barış, başarı, sağlık getirsin. İsteriz ki zaman daha güzel geçsin, mutlu anlarımız çoğalsın, acılar yaşanmasın. Her yeni yılı aynı dileklerle karşılarız. Savaşların, felaketlerin, krizlerin çalkaladığı günümüz dünyasında insanların en büyük isteği elbette ki bunların son bulması, savaş yerine barış olması, ölüm ve açlık yerine insanca bir yaşamın sürmesi. Ama dilemekle gerçek değişir mi?

Tanrılardan dilemek, yeni yıldan dilemek, gelecekten dilemek çağlar boyu insanların yaşadıkları gerçekten farklı bir realiteye dair özlemlerini ifade ederken, aynı zamanda bir çaresizliğin de göstergesi değil mi? Zamanın oluşturucu gücü kimin elindedir? Tanrısal bir gücün mü yoksa insanın ta kendisinde mi? Promete’nin tanrılardan çalıp kayalara zincirlenmesine neden olan ateş neyi simgeliyordu? Bilginin ateşi, insanın tarihe müdahale etme şansı veya gücünün ta kendisi değil miydi? 

Tarih tekerrürden ibaret değildir. Zaman, görülmez gizli bir el değildir. Bizler de zamanın dışında değiliz. Zamana, tarihe müdahale edebilecek güçteyiz. Ki Kürtler olarak bunu yapıyoruz da. Hem kendi ulusal tarihimiz hem de insanlığın tarihine. Ki özgür yaşam tutkusu ile dolup taşan Kürdün etrafını kuşatmış olan büyük karanlığa karşı savaşımı, İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar’dan biridir kuşkusuz. 

Devrim denen şey, gerçeğe müdahale etmenin koşullarını yaratmak ve bu koşullar üzerinden özgür yaşamı inşa etmektir. Zamana müdahale etmektir. Yeni bir zamanı başlatmaktır. Fakat o zamanın takvimde işaretlenebilecek bir yeri yoktur. Belli bir sayfası yoktur. O zaman şimdidir. O zaman dün başladı. O zaman yarındır. Biz o zamanın ta içindeyiz. O zaman devrimcidir. Gerçek, o devrimci zamanı çoğaltarak değiştirilebilir. Zamana devrimci bir nitelik kazandırarak. 

Şimdi yeni bir zamanın en orta yerindeyiz. Dün başladı o zaman, ancak dünün tarihi değil, şimdiden yarının dünyasına aittir. O zamanın yaratıcı gücü, öznesi direnenlerdir. Onların sesini kısmak için her tür katliama başvuranlar bilmiyor ki onlar şimdiden tarihi anlatan ve yazanlardır. Onlar yerine konuşmaya cüret edenlerse bilmiyor zamanın tozu içinde yok olup gideceklerini, asla hatırlanmayacaklarını. Çünkü onlar Promete’nin ciğerini kemirmeyi seçen akbabalardır. Ve her sabah o ciğerin nasıl belirdiğini asla anlayamazlar. Çünkü onlar zamanı yaratanın, tarihi yazanın tanrısal güçler olduğu yalanına inanmışlardır. Ya da böylesi işlerine geliyor. 

İmralı’da tarihte eşi benzeri görülmemiş bir işkence sistemine tabi tutulan Çağdaş Promete başta olmak üzere dayatılan karanlığa karşı ışık olmayı seçen serhildanlardan “Sonuç ne olursa olsun mükemmel olacaktır” diyen Çiyagerlere kadar geride bıraktığımız bir yılda devrimci zaman öyle bir çoğaldı, öyle bir çoğaltıldı ki şimdiden hem dünün, hem bugünün hem de yarının dünyasında yaşamaktayız.

Yeni bir yıla girerken yüzümüzü Serhildanlar ve Çiyagerler tarafından parlatılan o insanlığın yıldızına çevirelim. O yıldızı parlatan tanrısal bir güç değildi. İnsanlar, kendini tanrı yerine koyanların dayattığı simsiyah karanlık içinde ışık olarak o yıldızı büyüttü. Zamanın oluşturucu anında yıldızlaşarak bize, bir tek direnişle tarihe müdahale edilebileceğini öğrettiler. 

Şimdi bir yılı geride bırakıp yeni bir yılı karşılarken, bu gerçeği anımsayalım. Ve bu tarihin içinde yerimizi alalım. Yaşam olacaksa böyle olmalı. Dileklerimizi ne tanrı ne başkası gerçekleştirmeyecektir. Bir tek kendimiz bunu yapabiliriz. Bir tek kendimiz...



1304
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: