IŞİD dininin bir esiri: Kürt Selo

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

  • Selo, bir devletin değil, eli kanlı IŞİD çetesinin, “Türk İslamo Faşizmi” çetesinin esiridir 8 seneden beri. Suçu mu? Onu zindanda tutanlar da bir kanıt gösterip 'suçun bu' diyemediler. Ama bilen biliyor suçunu: Kürt olmak...

Gençliğimde, Amed’e yolum düştüğünde bir gün, oradan uzak ufuklara bakıp kendimle “tek, yalnız” kalmak için, İslamın Halifesi Ömer’in katliamcı ordularına bile direnip ayakta kalabilmiş efsanevi sularına çıktım. Köy görünümünde olan Mehmed Ali Paşa mahallesine tepeden bakarken, yan tarafta karmakarışık, çoğalan sesleri duydum.

Kalktım. Onlara gittim. Okulda olması gereken bir grup misket oyununa dalmıştı. Beni görünce oyunu bıraktılar. Sohbete başlarken, her çocuğun duymaya alışık olduğu bir soru sordum:

“Büyüyünce ne olmak istiyorsunuz?”

Biri “Yılmaz Güney abe, Yılmaz Güney!” dedi. Ötekiler de ona katıldılar.

“Mitos”ları yaratan, zamanın ruhuydu. Kürt çocukları, ilerleyen yıllarda, Kürt çocuklarının hayallerini, halkının güneşli günler görmesi için, tabur tabur yönünü dağlara veren Gerilla adayı “xort” ve “azıv” kızları süslüyor ve “büyüyünce gerilla olacağım” diyen çocukların sesi birbirine karışıyordu. Çocuklar hırslı ve yürekleri kin doluydu. 1990’lardı, işkence, insan kaçırıp öldürmek, köy yakmakla anılan Türk asker ve polisin devriye kollarını gören çocuklar, oyunlarını bırakıp onlara dönüyor, ellerini yumruklaştırıp işaret ve orta parmaklarını “v” harfi şeklinde açarak, İngiliz Churchill’den kalma ünlü zafer işareti yapıyor, ardından “ez dı diya te...” diyerek yerden taş alıp onlara fırlatıyorlardı.  

Kurdistan’da, “taş atan çocuklar” dönemiydi. Musa Anter onlara, “Bizim Çocuk Generallerimiz” adını vermişti. Türk devleti çok geçmeden, topyekün taarruza geçiyor ve hapishaneler, işkenceden çıkmış Çocuk Generallerle doluyordu. O arada, büyüyen sur çocukları, dağlara akanlara karışıyordu. Umut ağacının dal ve yaprakları öylesine gürdü ki...

“Çocuklar Generaller” tarihe not ediledursun, ikibinlerde yeni bir motif göğermeye başladı: Selo...

Kurdistan’da, herkesin asıl adının yanında, takma ismi, lakabı vardır. Bebeklik ve çocuklukta sevilirken, hitap olarak kullanılan bir olgu veya ad kısaltmasıdır.

Selahattin Demirtaş’ın aile içinde bir lakabı var mı, bilemiyorum, ama Kürtler, çocuğunu sever gibi, ona “Selo” dediler ve bunu sevdi. Kısa zamanda yayıldı, yeni adı. Düşmanlarının ağzına geçti.

Çocuklar, bu kez sokaklarda Türk polisi ve askerine karşı zafer işareti yaparken, “Selo” demeye, gördükleri kameralara dönüp Amed ağzıyla, “oğlım oyum Selo’ya” diye bağırmaya başlıyorlardı. Dedeler, nineler de anket sorularına “oyum tabii ki Selo” cevabını veriyorlardı.

Selo, Türk yasalarının izin verdiği çerçeve içinde, “Kürt ulusal davasını yürütüp dillendiren” sivil bir liderdi. “İstisnalar” hariç, öncekilerden ne ileri, ne de geri...

Ama Selo, bir başka kendisiydi. Gülüşü, duruşu, bakışıyla arcaktı. Annesinin, bahçede tahta üstünde hamur açıp, odun ateşi üstündeki kızgın saca yaydığı lavaşı döndürürken de, yığınlara Kurdistan davasını dillendirirkenki kadar tabii ve kendisiydi. Saz çalarken, kılam mırıldanırken de, köşede bağdaş kurmuş gencecik Kürt, Selo idi. Onun kibirden arınmış, kendisi olan hallerini çok sevdi, halkı. Davasına adanmış namuslu duruşunu...

Çağımızı onurlandıran siyasi mahpuslar vardır. Kurdistan tarihinde bir Şeyh Said geçti. Öğrencileriyle sohbet ede ede ölüm zehirini içen Sokrates gibi, cellatlarıyla tartışıp onları mahkum ederek darağacına yürüyen bir şeyh geçti Kurdistan tarihinde. Cellatlarına “sizin yalanlarına baş edemedim, bu bana dert oldu. Önünüzde eğilmedim, bu da size dert olsun” diyen Seid Rıza...

Dünyada, düşmanlarına teslim olmayanlardan biridir, Mahatma Gandi. Öteki, bir başka Hintli olan Pandit Nehru ve Afrikalı Mandela...

Selo, onur sınavı günlerinde, bunlardan ne bir adım ileride, ne de geridedir, bugüne dek.

Selo, bir devletin değil, eli kanlı IŞİD çetesinin, “Türk İslamo Faşizmi” çetesinin esiridir 8 seneden beri. Suçu mu? Onu zindanda tutanlar da, bir kanıt gösterip suçun bu diyemediler. Ama bilen biliyor, suçunu: Kürt olmak...

İslamo Faşizm ırkçılığında her Kürt suçlu doğuyor. Selo da doğarken suçluydu ve Kürtler onu bu suçu yüzünden çok sevdiler, adına Selo dediler...

Selo bir gece yarısı ev baskınıyla küçücük kızlarından koparılıp esir alındı. Selo şimdi 51 yaşında. Yeni yaşı kutlu olsun.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.