Cinsiyetçilik her iki cins için bir savaş

Bedeni “muharebe alanı”, erkekliği ise “uyuşturucu” olarak ele alıp toplumsal cinsiyet rollerini irdeleyen Jessica Schiefauer’in “Oğlanlar” kitabı çıktı. Cinsiyetçiliğin her iki cins için bir savaş olduğuna işaret eden yazar, “Kitabı yazarak içimdeki genç kızı bir parça rahatlattım” dedi.

16 Nisan 2018 Pazartesi | Kadın

NECLA DEMİR / MA / İSTANBUL 


İsveçli yazar Jessica Schiefauer’ın “Oğlanlar” adlı kitabı Güldünya Yayınları’ndan çıktı. Yönetmen Alexandra-Therese Keining tarafından 2005 yılında sinemaya uyarlanan ve 2011 yılında İsveç Yayıncılar Birliği tarafından August Ödülü’ne layık görülen Oğlanlar, gerçekçi bir hikayeyi masalsı bir şekilde anlatıyor. Kitap 14 yaşındaki üç genç kızın İsveç’in küçük bir şehrinde, cinsiyet rollerinin onlara dayattığı ‘kızlar’ olmakla cinsiyetlerden bağımsız bir dünyada sadece kendileri olmak arasındaki sıkışmışlığı işliyor. Kitapta beden bir “muharebe alanı”, erkeklik ise “uyuşturucu” olarak ele alınıyor. 


Üç kadını konu alıyor

 Doğayla bağı çok kuvvetli olan, bir serası bulunan Bella; kimliğiyle, cinsiyet kimliği ve cinselliğiyle ilgili oyunlar oynayabilen Momo ve yanlış bir bedene doğduğunu düşünen Kim’in hikayesini konu alan roman, şu ana kadar Fransa’dan Finlandiya’ya, Danimarka’dan Suriye’ye kadar birçok ülkede de yayımlandı.  

 

‘Körsen sana göre değil’

 Toplumsal cinsiyet rolleri, cinselleşen bedene yönelen bakış ve algı gibi birçok konuyu akıcı bir dille ele alıp irdeleyen Yazar Jessica Schiefauer, kitaba ilişkin “Bir öykü anlatacağım. Ama bu öykü herkese göre değil. Görmek isteyenlere, büyüteci gözüne dayayıp sıra dışı olanı izlemeye cesaret edebilenlere göre bir öykü. Bu tür şeylere karşı körsen, sana göre bir öykü değil. Ama gözlerin açıksa dikkatle dinle. Öykü köknar gövdelerinin kızıl bir kor gibi ışıdığı ormanda küçük bir açıklıkta başlıyor. Gökyüzü alacakaranlık mavisi, orman sessiz, sakin. Eski evin ince pencerelerinden tiz, ısrarcı bir telefon sesi geliyor” diyor. 

 

‘İçimdeki kızı bir parça rahatlattım’ 

Oğlanlar kitabını cinsiyetçiliğin hem kız hem de erkek çocukları için bir savaş olduğunu düşünerek 6 yılda tamamlayan yazar Schiefauer, bu uzun yazma sürecini de şu sözlerle özetliyor: “Okula gidersiniz, derslere girersiniz, bir şeyler öğrenirsiniz ama asıl derinizin altına işleyen okul koridorlarında öğrendiklerinizdir. Bilirsiniz, çekici olmak için belli tipte bir kız olmanız gerekir. Eğer bunu yapmazsanız orada size yer yoktur. Kitapta bahsettiğim ‘ceylan kızlar’ gibi olmazsan sende bir şeylerin yanlış olduğunu düşünmeni sağlarlar. Eğer o kızlardan biri olmayı seçersen de senin asla kendin olmana izin vermezler. Okula giderken o kızlar gibi ilgi gören biri olmak istediğimi, böyle biri olmadığım için onları kıskandığımı hatırlıyorum. Aslında onların gördüğü ilgiyi görmek istemiyordum. Oğlanların özne, kızların nesne, oğlanların aktif, kızların pasif olduğu düşüncesinden kurtulmak çok zordu. 

Sanırım 28 yaşıma geldiğimde artık kendimi güvende hissediyordum. Geriye dönüp baktım ve bu deneyimleri yazmaya karar verdim. Bu kitabı yazarak içimdeki genç kızı bir parça rahatlattığımı ve bir şekilde onun intikamını aldığımı hissettim. Kitaptaki karakterleri inşa ederken onlara farklı kadınlık özellikleri vermeye özen gösterdim. 


‘Çünkü onlar görünmez olmak istemiyordu’

İkinci önemli motivasyonum ise trans geçiş süreci yaşayan arkadaşlarımdı. Ameliyat olmaları, terapiye gitmeleri gerekiyordu. Bu süreçler çok acı verici olabiliyordu. Hatta bazı arkadaşlarım intihara bile teşebbüs etti. Ben de kendimi bu kavganın içinde görüyordum. Hissettiğin kişi olabilme hakkın için kavga etmenin… Bedeni bir kıyafet olarak düşünmeye başladım. Sabah uyandığımızda dolabımızı açıp o gün için bir beden seçebildiğimizi hayal ettim. Hikâyede geçen maskeleri ve kostümleri kullanmamın sebebi de buydu. Kim, Momo ve Bella’nın güvende ve kendileri gibi hissettikleri sihirli bir dünya yaratmak istedim. Onların günlük gerçeğin dışına çıkmalarını ve özel güçlere sahiplermiş gibi hissetmelerini istedim. Çünkü onlar görünmez olmak istemiyordu, onlar oldukları kişi gibi görünmek istiyorlardı.” 




Jessica Schiefauer kimdir? 


Romanında gündelik hayata dair sert ve gerçekçi anlatımı peri masallarını andıran şiirsel dille bir araya getiren Jessica Schiefauer, 1978 yılında İsveç Kungalv’da dünyaya geldi. Elektronik müzikten, arkadaşlarının fikirlerinden, tramvay ve trenlerde yaşadıklarından ilham aldığını; toplumsal cinsiyet, sınıf, dilin sonsuz imkanları ve kendi kendini şaşırtma yeteneğinin ilgisini çektiğini söyleyen İsveçli yazar, halen Göteborg’da yaşıyor.  


227

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA