Efrîn’i, Rojava’ yı savunmak!

Demir ÇELİK

13 Nisan 2018 Cuma | Forum

İnsanlığın kök hücresi değerlerine, emeğe, sermayeye ve iktidara el koyarak palazlanan, büyüyen devlet; çeperine ve çevresine yayılmak, yaygınlaşmak ister. Emperyalizm kanser hücresi gibi çevreye yayılmak, kendi jeo-stratejik ve jeo-politik çıkarları gereği yeni yaşam alanlarını oluşturmak için bölgesel ve küresel düzeyde savaşların yaşanmasına neden olmuştur. Devletli hegomonik güçler, evrenimizi yayılma stratejileri ekseninde evrensel ve bölgesel olmak üzere iki mekân üzerinden tasnif etmektedirler. Jeo-stratejik bölgelerinde çepere doğru dünyayı paylaşma, hegomonyasını dünyaya yayma çelişkisi ve çatışması içinde olan emperyalizm, bugün de yeni bir dünya savaşını insanlığa yaşatmaktadır.

1- Evrensel olanları; jeo-stratejik bölgeler süper güçler ve onların hâkimiyet alanlarıdır. Jeo-stratejik merkez olmada coğrafi üstünlük, kültürel zenginlik ve savunma gücü avantajları sağlayan bölgelerdir. Bu bölgeler stratejik sağlamlılık oluşturmaya yetmez. Stratejik sürdürülebilirlilik için ideolojik, politik gücünde yeterli olması gerekmektedir. 

2- Bölgesel olanları; jeo-politik bölgelerdir. Bu bölgelerde, insan çevresiyle daha uyumlu, kültürel, siyasi ve ekonomik açıdan daha bütünlüklüdür. Bu bölgeler kırılgan kuşaklar bölgesidir. Kırılgan kuşaklar bölgesi; Ortadoğu, Güneydoğu Asya, Güney ve Orta Afrika’ dır. Jeo-politik: mekânın kara kütleleri ve denizlerle olan ilişkisini, denizlere çıkış imkânlarını, iklim kuşaklarıyla olan bağlantısını, dünya siyasetinin güç odaklarıyla olan konumunu ifade eder.

Kırılgan kuşaklar bölgelerinden olan Ortadoğu; insanlığın Afrika Rif hattından bugüne uzanan iki milyon yıllık evrim sürecinin ivme kazandığı, sıçrama yaptığı mekandır. Mezopotamya’da yaşamsallaşan inanç ve kültürel yaşam doğal toplumun değerleriyle örtüştüğünden insanın özüne, doğasına ve doğaya yakın olan değerlerdir. Doğal olanı esas aldığından kalıcıdır. Bu kültürde kadın- erkek eşittir. Yaşam hakkını, özgün ve özerk yapısallığı ve inanç hakkını savunur.

Zerdüştlük ve üç semavi dini bu mekansallık üzerinden yükselirler. Bu dinler devlet dinine dönüştüklerinden toplumun politik gücünü direniş temellnde örgütleme zihniyetinden giderek uzaklaşmışlardır. Ortaya ilk çıktıklarında toplumun iyiliğine, güzelliğine ve yararına olan ahlaki değerlerini dinleştikçe kaybeden, devlet dinine dönüştükçe topluma yabancılaşan dinler; hiyerarşiye ve onun yayılmacı politikalarının uygulanması aracısına düşürüldüğünden insanlık ütopyasız ve umutsuzca verili sisteme ikna edilmiş bulunmaktadır.

Halbuki kapitalist modernitenin her tür kuşatıcılığı ve tahakkümüne karşı demokratik modernite jeo-politik kırılgan bölgelerde hala da toplumsallığını sürdürmektedir. Devletçi, iktidarcı sistemin Semitik kültürüne karşın insan toplumsallığının Aryenik değerleri bu bölgelerde ahlaki ve politik değerler olarak insanlığa umut olmaya devam ettiklerinden emperyalist-kapitalist sistem saldırılarıyla her seferinde büyük riskler yaşamaktadırlar.

Anacıl toplumun ahlaki ve politik değerleri Mezopotamya başta olmak üzere jeo-politik bu kırılgan bölgelerde yaşayan halklarca yaşatılan değerlerdir. Hiyerarşiye, iktidara, güç ve erke karşı adalet, eşitlik ve özgürlüğü esas alan bu değerler bölge halklarının sosyal ve kültürel yaşamında yaşamaya devam ettiğinden devletçi sistem tarafından ortadan kaldırılması gereken değerler olmaktadırlar.

Kürtlerin bayraklaştırdığı yeni ve özgür yaşam bu nedenle emperyalist-kapitalist sistemce ortadan kaldırılmak istenmektedir. Paylaşım savaşında açığa çıkan yeni denge ve statülerde demokratik Kürdistan’a yol vermek istememeleri bu nedenledir. Faşizme karşı demokrasiyi, barbarlığa karşı uygarlığı, iktidar ve hiyerarşiye karşı çokluk içinde birliği savunan Rojava Devrimi bu nedenle bugün bölgesel aktörlerce işgal ve ilhak edilmekte, emperyalist paylaşımla ile kadın devrimi boğazlanmak istenmektedir. Uluslararası bu komploya karşı Efrîn’i ve Rojava’yı savunmak demokratik Kürdistan’ı savunmaktır. Demokratik Kürdistan’ı savunmak ise dünya demokrasisini savunmak demek olacaktır. Kapitalist moderniteye karşı demokratik moderniteyi, hiyerarşikçi iktidarcı sisteme karşı özgür yaşamı ete kemiğe büründürmek için bölgesel, kıtasal ve küresel düzeyde dünya demokrasi kongrelerini inşa etmek, bu kongreler üzerinden emperyalizme ve faşizme karşı mücadeleyi yükseltmek her zamandan daha önem arz eder olmuştur. Bunu başarmak, özgür ve yeni yaşamdan yana olan tüm güçlerin tarihsel görevi olmaktadır.  


128

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA