Topraklarımıza döneceğiz

Qamişlo’dan Türkiye’ye gelen Êzdîha Ahmed Abdî’nin, göç hikayesi binlerce Suriyeli mültecinin yaşadıkları zorlukları özetler nitelikte. İzmir’e yerleşen Abdî ve ailesi, 14 yaşındaki çocuğunun haftalık 25 liraya tekstil atölyesinde ve kendisinin de iğne oyası yaparak kazandığı parayla geçimini sağlıyor. Abdî, topraklarına geri dönecekleri günü bekliyor.

11 Nisan 2018 Çarşamba | Kadın

ZUHAL ATLAN/RUKEN DEMİR / MA/İZMİR 


Göç ettikleri her yerde topraklarına hasret bir şekilde yaşayan Suriyeli mülteciler, savaşın son bulmasını istediği ülkelerine dönmek istiyor. Suriyeliler, büyük zorluklarla geldikleri Türkiye’de de hakaretlere ve sömürüye maruz kalıyor. Kuzey Suriye’nin Qamişlo kentinden 2 yıl önce Türkiye’ye gelen Êzdîha Ahmed Abdî’nin (38), göç hikayesi binlerce Suriyeli mültecinin yaşadıkları zorlukları özetler nitelikte.

Ezîdî olan Abdi, DAİŞ saldırılarıyla birlikte Qamişlo’dan göç yollarına düşer. Önce Irak’a varan Abdi ve ailesi, burada Domiz Kampı’nda kalır, oradan Musil’in Başika bölgesine geçer. Eşiyle birlikte dükkan açan Abdi, DAİŞ’in Başika’ya da saldırmasının ardından bu kez aç susuz günlerce yürüyen Abdi ve ailesi Duhok üzerinden Şirnex sınırına gider. Buradan da Türkiye’ye giriş yaparak İzmir’e gelir. 

 

‘Çocuklarım olmasaydı savaşırdım’ 

Göç edinceye kadar çocukluğundan beri Qamişlo’da yaşayan Abdi, köylerinin kent dışında olduğunu ve her an saldırının kendilerine geleceği endişeyle yaşadıklarını söyleyerek, “DAİŞ’in bize yavaş yavaş yaklaşacağını biliyorduk. Çocuklarımız korkuyordu, bütün köy panikliyordu. Açıkçası çocuklarım korkmasaydı köyümüzü bırakmazdık. DAİŞ’i herkes kafa kesen, kadınlara tecavüz eden diye tanımlıyordu. DAİŞ’ten korkmuyorduk, ama çocuklarımızı alır diye panikliyorduk. Üstüne bir de her sabah Esat rejimine ait uçakların bombardımanıyla uyanıyorduk. Bomba babamların evine düştü, çoğu yaralandı. Ardından biz de çıkmak zorunda kaldık. Çocuklarım olmasaydı ben de savaşırdım. DAİŞ’ten katlettiği kadınların intikamını alırdım” diye anlattı.  

 

Kamp çilesi 

Daha sonra Irak’a geçtiklerini belirten Abdi, burada Kürt güçlerinin olduğu Domiz Kampı’nda kaldıklarını dile getirdi. Kampta yaşamanın zorluklarından bahseden Abdi, şöyle devam etti: “Domiz’de 3 gün küçük çadırda 2 aile kaldık. Ardından, Kürt güçleri bize tahtalardan çadır yaptı. Bir dayanışma vardı kampta. 1 buçuk ay kampta kaldık, sonra kış geldi. Çadırlarda artık kimse kalamıyordu. Çocukları küçük olanlar başka şehirlere göç ediyordu. Bir gün fırtına çıktı ve çadırlar yıkıldı. O dönem durumumuz iyiydi, Hêwler’e geçtik.” 

 

Başika’dan ayrılış

Hêwler üzerinden Musul’un Başika bölgesine geçtiklerini dile getiren Abdi, 6 ay kaldıkları Başika’dan da DAİŞ’in saldırısı sonrası ayrılmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Başika’da küçük bir dükkan ve ev tutuklarını söyleyen Abdi, burada yaşamlarını kurduktan sonra DAİŞ saldırısının başladığını dile getirdi. 

Abdi şöyle devam etti: “DAİŞ’in Musul’a girdiğini duyduk. ‘Başika’ya girmez’ diyorduk. Bir sabah bağırış sesleriyle uyandık. ‘Ne oluyor’ dedik. ‘Kaçın DAİŞ geliyor’ dediler. DAİŞ geldi, her yeri talan etti. Kendini Allah’ın savaşçı meleği olarak tanımlayan biri geldi. Bize, ‘Araplar kalsın, diğerleri gitsin. Kalan olursa öldürürüz’ diyorlardı. Biz mecbur kaldık ve çıktık oradan.” 

 

‘Birçok genç HPG’ye katıldı’

Başika’da kalıp da çıkmayanların olduğunu söyleyen Abdi, kalanların YPG’ye katıldığını ve DAİŞ’e karşı savaştığını söyledi. Özellikle; genç kadınların DAİŞ’e karşı silahlandığını ifade eden Abdi, “Onların başları dikti ve savaşıyorlardı. Ben de onlardan çok etkilendim. Gitmek istemiyordum. Çocuklarım ağlıyordu. O genç kadınlar, ‘senin çocukların var, git’ diyordu. Onların mücadelesine baktıkça ayaklarım beni onların yanına götürüyordu. Ama çocuklarım vardı ve ben de ayrıldım oradan” dedi. 

Başika dağlarında günlerce yürüdüklerini ve bu sırada HPG ve peşmergenin kendilerine yardım ettiğini söyleyen Abdi, çoğu gencin de o sırada HPG’ye katıldığını ifade etti. 

 

Kadınlara hakaret, erkeklere darp

Abdi, Başika üzerinden Duhok’a geçtiklerini ve buradan da Şirnex sınırından Türkiye’ye geçiş yaptıklarını söyledi. Türkiye’ye giriş yaptıkları anda askerlerin şiddetiyle karşılaştıklarını söyleyen Abdi, “Askerler bize hakaretler etti. Koşullar o kadar kötüydü ki 6 odada yüzlerce kişi ayakta kalıyordu, uyuyamıyorduk. Çocuklar ağlayınca askerler kızıyordu bize. Kadınlara hakaret, erkekleri ise darp ettiler. Sık sık hasta oluyorduk, yüzlerce kadın 1 tuvaleti kullanıyorduk. Türkiye’de en büyük hakareti ve köleliği 6 günde askerler tarafından yaşadık” sözleriyle giriş yaptığı esnada maruz kaldığı muameleyi anlattı. 

 

‘Türkiye’de yaşamak istemiyorum’  

Geçici mülteci belgesi aldıktan sonra İzmir’e geldiklerini dile getiren Abdi, yaşlı ve hasta olan eşinin çalışamadığını, 14 yaşındaki çocuğunun haftalık 25 liraya tekstil atölyesinde, kendisinin de iğne oyası yaparak kazandığı parayla geçimlerini sağladıklarını belirtti. Basmane semtinde aylık 400 lira kirada kaldıklarını ifade eden Abdi, artık Türkiye’de yaşamak istemediğini söyledi. Abdi, “Suriye üzerindeki bu savaş bitsin. Buralarda yaşamak istemiyoruz. Qamişlo’da şu an akrabalarımız var. Arıyoruz, çok iyi ‘artık yaşam çok güzel’ diyorlar. Biz de dönmek istiyoruz. Orada belki eksiklikler var ama yine mutlular. Almanya’daki oğlum geldiğinde biz de Qamişlo’ya geri döneceğiz” dedi. 


130

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA