Kürtler Efrîn’de zaferle çıkacak

Cihan EREN

13 Şubat 2018 Salı | Forum

Ortadoğu ulus devletleri I.Dünya Savaşı tahribatları üzerinde kuruldular. Osmanlı gericiliği olmasaydı büyük ihtimalle “objektif şartlarda” kabul edilebilir uluslararası anlaşmalarla kurulurlardı. Böylece en azından bugünkülere benzer inkar ve soykırım rejimleri kurulmaz, sistemleri demokrasiye daha açık olurdu. Ortadoğu'daki sınırlar emperyalist güçlerce çizilmez, kutsal topraklarımız bu kadar kan ve öfke ile dolmazdı. Bunda da baş sorumlu Osmanlı’dan iktidar devralan “mirasçı Türk”lerdir. 

Birinci Dünya Savaşı’nda Türk egemenleri faşizmi icat ettiler. Ermeni ve Asuri halklarını katlettiler. Rumları göçerttiler. Kürtlerin başına getirilenler daha bir ağırdı ve halen bu devam ettirilmektedir. Gerçekten de Panislamizm ve Pantürkçülük denilen din istismarcılığı ve milliyetçilikle halkları katletme Türk egemenlerinin buluşudur. Türk egemenliği Ermeni, Kürt ve Rum halklarına dönük politikalarında da görüldüğü gibi katlettiklerini suçlayıp hakarettn bin türlüsüne layık görmenin de icatçısıdır. Egemenliğin bu türü bu kadar ahlaksız ve alçaktır. Kürtlerin bunlara neden “Roma Reş” dediği daha iyi anlaşılmaktadır.

95 yılık Türk barbar sisteminin suçlarını saymakla bitiremeyiz. Bu barbarlığın devlet olarak kabullenilmesinde üç önemli faktör rol oynadı: 

Birincisi; Ortadoğu'nun orta yerindeki Kürdistan'ın stratejik konumudur. Enerji ve su kaynaklarının varlığı, Asya, Afrika ve Avrupa ile kara bağlantısı üzerinde yer alması Kürdistan'ı önemli bir jeopolitik yer yapmıştır. TC bu jeopolitik yeri pazarlayarak kuruldu. Musul, Kerkük petrollerini, Kürtlerin varlığını kullanarak devlet oldu. TC İngiliz ortaklığı, Kürt pazarlığı üzerinde kuruldu. Bugünkü felaketlere götüren yol da böyle açıldı. Başta Kerkük ve Musul için Kürtlerle birlikte hareket eden TC kurucuları, Lozan’da İngilizlerin safına geçerek Kürtleri arkadan hançerleyip bugün ki devletlerini güvenceye aldı. TC'nin, Lozan’da Kürtleri inkar ve imha siyasetine evet diyerek kurulduğunu, Birinci Dünya Savaşında “gazi, şanlı ve kahraman” Kürtleri arkadan hançerlediğini, dillerini ve adlarını bile yasakladığını Kürtler asla unutmayacaktır. 

İkincisi; kapitalizmin Ekim Devrimi’nden duyduğu korku alelacele Ortadoğu'nun güvenliği için kullanılışlı birilerini devlet adıyla bir araya getirmeyi gerektirdi. Sovyetlere karşı kapitalist sistem ve dönemin imparatorluğu İngiltere’nin çıkarlarını sağlama alacak bir devlette duyulan ihtiyaç TC’nin kuruluşundaki sebeplerden bir diğeridir. TC, Rusların Sovyetik emellerine karşı Batı kuklası olduğu için hizmet amaçlı halklar düşmanı bir devlettir. TC, nasıl ki bugün Ruslarla Batı arasındaki çelişkiden faydalanıp Kürtlere saldırıyorsa, Sovyetlerden kaynaklı o zamanki çelişkilerden de istediğini yapan hesap sorulmayan bir devlet gibi davranmayı çıkarmıştı. Palu, Hani ve Genç başkaldırısında Kürtleri “gerici şeriatçı” diyerek katletti. Zîlan Ağrı’da katliam yaparken “isyan var” dedi. Dersim’de de “şakiler çete ve haydutlar var” diyerek Kürt halkını katletmiş ve hiç kimse bu soykırımlara tek bir şey dememişti. Bırakın bir şey demeyi Kürt katliamı radyo ve gazetelerde haber bile yapılmamıştı. 

Sovyet Devrimi’nin kapitalist sistemde yarattığı panik Türk devletinin başta sol ve sosyalistlere olmak üzere İslami kesimler de dahil muhalif olan her kesi tutuklama, işkence yapma ve öldürme hakkını kendinde görmesine olanak vermişti. Özcesi bu devlet dünyanın en kirli ve suçlu devleti oldu. Bu devletin fideliğinde yetişenlerin hemen hepsi hasta ruhlu insanlar haline geldi. Bugün ki faşist uygulamalar ve kirli işler devletin kodları ile iş yapmasından ileri geliyor. CHP-MHP-VP-AKP hepsinin bir olması kafalarının 1925-1938 dönemi kodları ile çalışmasından dolayıdır. Bunların demokrasi, kardeşlik, paylaşım, adalet kavramlarını anlamalarını beklemek saflık olur. 

TC iki kutuplu dünya dengelerinin eseridir. Kürtler ve Araplar iki kutuplu dünyanın kurbanıdır. Kutuplar kalmayınca iki kutup arasındaki gerginliğin ürünü olan yapılar zorlanacak ve belki de yok olacak. Bu gerginliğin mağduru olanlarsa rahat bir nefes alacak ve belki de tüm bölgeyi değiştirecekler. 

İki kutuplu dünya dönemi Ortadoğu'da TC için bir şanstı. TC o dengelerde hak etmediği kadar pay almış ve çok abartılmıştı. Türk egemenleri halen bu abartılarla yaşamaktadır. Türk egemenlerinin kendilerini abartmaları iyidir. Ve hayırlı sonuçları olacaktır. “Kibir” ile “Kebair” aynı kökten kelimelerdir. Kebair büyük günah ve ahlaksızlık demektir. Devletin TV ekranlarında konuşturduklarının düzeyi ve bu adam ve kadınlara söylettirdikleri, Kürtlerin ve Kürtler şahsında başta Türkmen halkı olmak üzere bölge halklarının kazanacağının garantisidir. Türk ulus devleti bugün tıpkı Osmanlı’nın yeniliklere “gavur icadı” diyerek dogmatikçe geçmişe sarılmasını tekrarlamaktadır. Acıları ve kayıpları olsa da sonuçları iyi ve hayırlı olacak bir diğer hususta budur. Geride kalmış iki kutuplu çağın uygulamalarını sürdürdükçe Kürtler ve halklar kazanmaya devam edecektir. Tabi kendileri de iki kutbun kalmadığını dillendiriyorlar. Ancak geçmişte ABD, AB için yaptıklarını şimdi Rusya için yapıyorlar. Onun iki kutuplu siyaset kalmadıdan anladığı budur. Ve bu anlama düzeyi de hayırlara vesiledir. 

İki kutuplu dünya değerlendirmesi çok geç olmadı mı diyenler olabilir. Fakat tek kutuplu dünya sisteminin Ortadoğu'da daha yeni kurulmakta olduğu da inkar edilemez. Bunun için herkes iki kutuplu dünya şartlarında heybesine koyduklarını orta yere serecektir. TC, kurulduğu dönemin şartlarını bir kez daha bulamayacaktır. TC'nin güçlenmesini ABD ve AB istemezse Ruslar hiç istemez. Bu devletin gelişmeleri geriden okuması faşistleşmesinin nedenidir. Osmanlı’da böyle yapmıştı. Bu okuma biçimi onu yıkıma götürecektir. TC halkları iki kutuplu dünya ortamında katletti. Halen dünyanın ve halkların seksen yıl önceki gibi olduğunu sanmaktadır. İki kutuplu dünya koşullarının ondan yapmasını istediği ve yapınca sesiz kaldığı işlerinin artık kabul görmediğini anlamak istemediği için yıkımı büyük olacaktır. Efrîn’e saldırarak ömrünü uzatmayı düşünüyorsa bilsin ki, Efrîn savaşı bir daha dirilmemek üzere onu yıkacaktır. Gerçeğin böylesini tarih bir kez daha Kürtlere nasip eylemiştir. Kutlu olsun demekten başka ne diyebiliriz ki!


63

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA