Efrîn'e sahip çıkmak şereftir

Türk devleti Sur’da, Cizre’de, Silopi’de insanlar bodrum katlarında diri diri yaktı. Herkesi ‘terörist’ ilan ettiler, bombaladılar, katlettiler. Aynısını şimdi Efrîn’de yapıyorlar. Biz buna karşı nasıl sessiz kalırız ki? Kendisine insanım diyen her namuslu ve şerefli insan Efrîn’e sahip çıkmalı.

03 Şubat 2018 Cumartesi | Dizi

ADEM KARAÇOBAN / KÖLN


Deniz Naki ile profesyonelliğe yeni adım attığı dönemlerde bir söyleşi için bir araya gelmiştim. O zamanlar henüz 16’sındaydı. Ne kolunda AZADî ne de elinde Che Guevara dövmesi vardı. O dönem ki hedefi iyi bir Alman takımında top koşturmaktı.

Aradan 13 yıl geçti. Şimdi ise Deniz Naki’yi tanımayan neredeyse yok. Kobanê sürecinde yaptığı açıklamalar ardından ırkçı saldırıların hedefi oldu. Amedspor’a transfer olduktan sonra her sözü, her hareketi olay oldu, ırkçı çevrelerin saldırıları lince kadar uzandı. Attığı golden sonra zafer işareti yaptı diye ceza bile aldı. Almanya’da ise suikastten şans eseri kurtuldu. Türkiye’de spor da dahil her alana sirayet eden ırkçılığa açıktan ve en uç noktalarda tüm kamuoyunun gözleri önünde maruz kalan futbolcu Deniz Naki son olarak ‘ayrımcılık’ ve ‘propaganda’ suçlamasıyla Türkiye Futbol Federasyonu (TTF) tarafından “ömür boyu futboldan men edildi!” Tarihinin en büyük cezasını veren federasyon bununla da yetinmeyip 273 bin TL para cezası verdi. TTF’nin kararıyla kuşkusuz Deniz’in futbol hayatı sona ermeyecek. Amedsporla sözleşmesini karşılıklı fesheden futbolcu şimdiden bazı teklifler almaya başlamış bile. 

Uğradığı her saldırı ardından dik duruşuyla meydan okuyan genç futbolcu ile Köln’de buluşup “hayat hikayesi, Türk sporunda ırkçılık, suikast girişimi ve bundan sonraki futbol yaşamı nasıl sürecek vb” birçok mevzuyu konuştuk. Sözü, 29 yaşındaki genç futbolcu Deniz Naki’ye bırakıyoruz…


Ne kadar zamandır futbol oynuyorsun?

Almanya’nın Düren kentinde doğdum ve büyüdüm. Altı yaşımda futbola başladım. Aslında çocuk iken arkadaşlarımla mahallede başladım. Babam beni bir kulübe yazdırmıştı, orada başladım. 98 yılında babam inşaata başladı kendi evimizi yaptı. O dönem babam benim inşaata çalışmamı istiyordu. Ben ise kaçıp futbol oynamaya gidiyordum. Aslında ilk başlarda babam karşı çıkıyordu ‘senden futbolcu çıkmaz’ diyordu (Gülerek). 13 yaşıma geldiğimde Leverkusen alt takımında oynamaya başladım. Altı yıl Bayer Leverkusen alt yapısında oynadım. Sonra Almanya milli takımına seçildim. Alman milli takımında U 15-21 yaşları arası milli takımda oynadım; ümit milli takımında.


İlk transferın hangi takıma oldu?

İlk transferim Rot-weiss Arn’e oldu, ikinci lig takımıydı. 18 yaşımda profesyonel olarak oynamaya başladım. Leverkusen’de oynarken aynı zamanda Almanya milli takımında da oynuyordum. Avrupa Şampiyonu olmuştuk. 21 yaşına kadar milli takımda oynadım. Sonra Ahlen’den St. Pauli’ye geçtim. Üç yıl St. Pauli’de oynadım. İlk yıl ikinci ligde oynadık ve şampiyon olduk. Sonra birinci ligde oynamaya başladık. Üç yıl St. Pauli’de oynadıktan sonra oradan ayrıldım. Paderbon’a transfer oldum. Bir yıl orada oynadıktan sonra ise ilk defa Türkiye’ye adımımı attım. Gençler Birliği’ne transfer olmuştum. İlhan Cavcav aracılığı ile gitmiştim.


Gençler Birliği’nde nasıl karşılandın?

Ankara’ya gittiğimde Dersimli olduğumu, Kürt ve Alevi olduğumu biliyorlardı. Zaten hiç inkar etmedim kimliğimi. Bir buçuk yıl Gençler Birliği’nde oynadım. Kobanê süreciydi; Kobanê’ye destek amaçlı bir paylaşım yaptığım için saldırıya uğradım. Sonra Gençler Birliği’nden atıldım; karşılıklı sözleşmemizi fesh edip Almanya’ya geri döndüm.


Amedspor’da nasıl başladın? 

Gençler Birliği’nden ayrıldıktan sonra yaklaşık altı ay futbolu bırakmıştım. Sonra Amedspor’dan arkadaşlar aradı, konuştuk. Amedspor, ismini de o sene değiştirmişti. Doğrusu biraz da o etkiledi. Aslında o dönem Almanya’dan birçok takım istiyordu ama ben Kobanê olayından sonra gidip Amedspor’da, ordaki halkımız içerisinde bulunmayı tercih ettim. Halkım ve insanlarım için gittim.


Amedspor senin için ne ifade ediyor?

Bence Amedspor sportif anlamda Kürt halkını temsil eden bir kulüptür. Benim için çok büyük bir değerdir. Tüm ırkçı baskılara rağmen iyi bir mücadele veriyor. Amedspor’a ilk başladığımda, doğrusu taraftarı çok yoktu. Zaten ismi yeniydi. Kupada son sekize kalmamız taraftarı bir araya getirdi. Özellikle Bursa maçını aldıktan sonra taraftar daha çok sahip çıkmaya başladı.


Peki Deniz ismi nereden geliyor?

Küçük kardeşimin ismi de İnan. Büyük ihtimalle Deniz Gezmiş’ten dolayıdır. Politik bir aileden geliyorum. Babamın da siyasi bir duruşu var.


Kolundaki dövmeler de göze çarpıyor. Kaç dövmen var?

İlk dövmeyi “AZADî” Gençler Birliği döneminde Türkiye’de yaptırmıştım. O zamanlar Kobanê süreciydi. İlk başta farketmediler. Sonra bu olaylar olduktan sonra AZADî nedir? diye soruyorlardı. Ben de “AZADî Kürtçe’dir, özgürlük demektir” dedim. Sonra, “Che Guevara” dövmesini yaptırdım. Ardından “Dersîm” ve “Berxwedan jîyan e” dövmelerini yaptırdım. Toplam dört dövmem var.


Birçok kez saldırıya uğradın. Neden bu kadar hedef haline geldin?

Bursa maçından sonra başladı diyebilirim. 2-1 galip gelmiştik. Zaten o dönem Sur’da çatışmalar vardı. Bursa maçında aldığımız galibiyeti Sur’da direnen halka armağan ettim. Ondan dolayı federasyon tarafından 12 maç oynamama ve 19 bin TL para cezası almıştım. ‘Hain’ ilan edilmiştim!


Bütün bu saldırılara rağmen bir duruş sergiledin ve sözünü hiç sakınmadın. Nedir bu motivasyon?

Halktır, halkımdır. 12 maç ceza aldığım dönemde Sur’daydım. Oradaki ailelerle görüştüm. Sur, Cizre, Silopi, Nusaybin’deki mağdur ailelerle görüştüm. Onların yaşadıklarına rağmen ‘barış‘ demeleri beni gerçekten çok motive etti. Çatışma ortamından çıkmış, baskı görmüş aileler, kimi çocuğunu, kimisi ailesini kaybetmiş ona rağmen “biz barış istiyoruz” demeleri beni çok motive etti. Ben o gücü ve motivasyonu halktan aldım.


Yaşadıkların, gördüklerin hayatını nasıl etkiledi?

Diyarbakır’a gitmeden önce sadece medyadan takip ediyordum. Ama birebir görmek ve yaşamak çok farklı bir duygu. Çok etkilendim. Beni motive etti ama öbür taraftan da psikolojik sorunlar yaşadım.


Neden?

Çünkü yardımcı olmak istiyorsun ama elinden bir şey gelmiyor. Benim orada yapabileceğim tek şey onların sesini duyurabilmekti. Onlar için bir ses olmak istedim. O halkın istemlerini dile getirdiğim için hedef haline getirildim. Ama eğer o yüzden hedef haline getiriliyorsam ne mutlu bana. Ben her zaman söylediklerimin, yaptıklarımın arkasındayım.


Şimdilik Türkiye ve Kürdistan’a gidemeyeceksin galiba. Çıkıp geldin, ne hissediyorsun?

Bir ay gibi bir süre önce Almanya’ya geldim. Açıkcası ben devre arası tatil olduğu için ailemi görmeye geldim. Sonra geri gidecektim. Ama bu olaylar olduktan sonra geri gitme şansım azaldı.


Linç girişimi suikaste kadar uzandı. Soruşturmayla ilgili bir gelişme var mı?

Ocak ayının başında silahlı saldırıya uğradım. İçeride ve dışarıda araştırmaya devam ediyorlar. Soruşturma çok yönlü devam ediyor. Ancak şu ana kadar hiçbir gelişme yok.


Saldırıyı biraz anlatır mısın? Nerede ve nasıl olmuştu?

Aachen’den Düren çıkışına yaklaşık 4-5 km kalmıştı. Normal seyir halindeydim. Belçika plakalı bir arabaydı. Otoban boş olmasına rağmen yavaş sürüyordu. Ben de onu sollayıp geçtim. Daha sonra bir ses duydum. Ben cama taş değdi sandım. Sonra sola baktığım gibi hani çakmak çakıldığında ateş çıkar ya, aynen o şekil ateş gördüm. Tam o sırada frene basıp eğilip arabayı sağa çektim. Bunlar o arada basıp gittiler. Polisi aradım. Aslında böyle bir olay karşısında Alman polisi çok kısa zamanda gelir olay yerine. Ama ben yaklaşık 25 dakika polisin gelmesini bekledim. Daha sonra geldi ve Düren Karakolu’na gittik.


Saldırıyı kim ya da hangi çevreler yapmış olabilir?

Yaklaşık iki buçuk yıldır Amed’de yaşıyordum. Almanya’ya geldiğimde bir iki hafta kalıp geri dönüyordum. Benim burada, Almanya’da bir sorunum yok. Zaten burada yaşamıyordum. Saldırıyı kimin yaptığını bilmiyorum. Ama bana göre; siyasi görüşümden rahatsız olan kişi ya da çevreler yapmış olabilir. Bu artık MİT midir, radikal olan sağcılar mıdır, bilemem. Büyük ihtimal siyasi görüşümden dolayıdır.


HDP’li Garo Paylan, Almanya’da muhalif ve Kürtlere suikast yapılacağı konusunda uyarıları oldu. Alman devleti bu uyarıları dikkate aldı mı sence?

Beni dokuz saat ifadeye aldıklarında ben de bunu dile getirmiştim ama çok fazla kulak vermediler. Örneğin; dokuz saat ifade verdim. Yaklaşık üç saat olayla ilgili konuştuk. Geri kalan 5-6 saat ise çok farklı ve saçma sapan sorular sordular.


Ne gibi sorular?

Mesela “Türkiye’de oyunu kime kullandın?” diye sordular. HDP diyorum. “HDP ve PKK aynı değil mi?” deyip, “PKK üyesi misin?” diye sordular. “Esrarla uğraşıyor musun? Oradan esrar buraya taşıyor musun?” gibi saçma sapan sorular sordular.

Dokuz saat ifade verdiğimde mağdur olan ben olmama rağmen sanki olayı yapan benmişim gibi bir muamele gördüm. Telefonumu elimden aldılar. Avukat istedim, kabul etmediler. Uzun süre kaldığım için babam karakola gelip beni sordu diye onun da ifadesini aldılar. Daha sonra kardeşimi de ifadeye çağırdılar. Olay yerinde bir arkadaşımı aramıştım. Onun da ifadesini aldılar.


Onlara ne sormuşlar?

Babama “Evinizi nasıl yaptınız? Bu para nerden geldi?” gibi şeyler sormuşlar. 


Saldırıdan sonra sana herhangi bir koruma verildi mi?

Olaydan sonraki gece otelde kalmıştım orada iki polis kapıda beklemişti. Daha sonra oradan ayrıldım. Çıktıktan sonra herhangi bir koruma falan vermediler.


Peki koruma talep ettin mi?

Sordum. Koruma talep ettim, evet. Bana dedikleri şuydu: “Bir şey olursa 110’u ararsın sana yardımcı olurlar.”


Güvenliğini nasıl sağlıyorsun?

Güvenliğimi kendim sağlıyorum. Öyle çok fazla gezmiyorum. Sağolsun arkadaşlar yardımcı oluyor bana. Beni yalnız bırakmıyorlar, o konuda sorun yok.


Saldırıdan sonra tehdit devam etti mi? Korkuyor musun? 

Evet, sosyal medya üzeri küfür, hakaret ve tehditler gelmeye devam ediyor. Ama bu saatten sonra korkarak yaşayacak halimiz yok. 


Türkiye’de bir çok saldırıya uğradın, hakkında davlar açıldı, cezalar aldın. Ama en son Efrîn ile dayanışmak için bir açıklama yaptın ve Türk Futbol Federasyonu tarihinin en büyük cezasını verdi. Neler söyleyeceksin?

Bu kesinlikle siyasi bir karar. Bir olay daha var onu önce anlatayım. Mersin maçından önce polis tesislere geldi ve beni gözaltına aldı. Gerekçe ise “Deniz Naki fan sayfası” adına Cumhurbaşkanı’na hakaret edilmiş. Onlar da çok iyi biliyorlardı o sayfanın bana ait olmadığını. Amaç beni hedef haline getirmekti. İfademi verdikten sonra bıraktılar. Bir hafta sonra Mersin’de maça çıktık ve birisi onca polisin gözü önünde tribünden aşağı inip bana saldırdı. Orada da hedef haline getirildim. Beni ‘hain’ ilan ettiler. Bu Efrîn açıklaması da aynı şekilde medya tarafından kullanıldı ve böyle siyasi bir karar alıp ceza verdiler.


Efrîn çağrısını neden yapmıştın?

Almanya’da geçen hafta bir yürüyüş vardı. Türk devletinin sivilleri de bombaladığı bir saldırısı söz konusu olduğu için ben de bütün duyarlı insanları Efrîn’e sahip çıkmaya çağırdım. İşte bu yüzden Türkiye’de futbol lisansım ömür boyu iptal edilerek bana 272 bin TL para cezası verdiler. Açıkçası ceza verip vermemeleri beni fazla etkilemiyor artık. Umursamıyorum da. Her alanı hükümet eline almış durumda, futbol da dahil. Türkiye’de hiçbir özgürlük yok. Alınan bütün kararlarda siyasilerin etkisi var.

Bazı futbolcular Rabia işareti yapıyor ama ceza almıyorlar. Ben bir gol attıktan sonra zafer işareti yaptığım için bana ceza veriyorlar. Benim yaptığım propaganda oluyor ama o Rabia işareti yapıyor propaganda olmuyor. O yüzden Amedspor üzerinde federasyon ve devlet tarafından büyük bir baskı kuruluyor. Hatta kayyum atandıktan sonra “Siz Amedspor’un ismini değiştirin size her türlü desteği veririz” demişti ama biz kabul etmedik.


Türk medyasının tavrını nasıl değerlendiriyorsun?

İktidarın yalakasıdır. Türkiye’de iktidara karşı duran hiçbir basın yok. Zaten gerçekleri dile getiren basın emekçilerinin çoğu içeri atılmış veya gazeteleri, televizyonları kapatılmış durumda. Bizim bu kadar saldırıya uğramamızda da kuşkusuz basının rolü var. Hedef gösteren onlar. Hepsi AKP’nin adamı. Medya önce hazırlığını yapıyor sonra da faşist zihniyet harekete geçiyor.


Özellikle Amedspor’a gittikten sonra yapılan tüm saldırılar karşısında seninle ciddi bir dayanışma gösterildi. Bu sahip çıkış seni nasıl etkiledi?

O süreçte Amed halkı olsun, Kürdistan halkı olsun gerçekten sahiplendi, beni hiçbir çekilde yalnız bırakmadı. Ben halktan o desteği aldığım için ayakta durabildim.


Almanya’daki saldırıdan sonra eski takım arkadaşlarından destek veren oldu mu?

Evet, özellikle St. Pauli takımındaki arkadaşlarımdan büyük destek gördüm. Amedspor camiası zaten sonuna kadar yanımda. Bütün Kürt halkı bana sahip çıktı, zaten o bana yeterli. Siyasi partiler, sivil toplum örgütleri yani birçok çevre sahip çıktı.


Arkana dönüp baktığında “Keşke şunu yapmasaydım” dediğin oldu mu?

Ben yaptıklarımın arkasında duruyorum ve hiçbir şekilde de pişman değilim. Yapmadıklarımdan pişmanım. Çünkü daha orada yapacak çok şey vardı, gidemiyorum diye üzülüyorum. Artık Avrupa’da telafi etmeye çalışacağım, mücadelemi burada sürdüreceğim.


Bundan sonrası için ne yapmayı düşünüyorsun?

Açıkcası futbol yaşamım devam eder mi etmez mi ya da farklı alanlarda çalışmalara girer miyim, girmez miyim, çok fazla net değil henüz. Zaten bu olaylardan sonra çok fazla da düşünemedim.


Teklif var mı?

Var, evet bazı görüşmeler yapıyoruz. Açıkcası kulüpler de beni transfer etmeye korkuyor. Yani onlar için bir risk aslında. Siyasi kimliğimden dolayı. Böyle bir sorumluluğu göze almaları gerekiyor.


Kobanê sürecinde halkla buluşup destek veriyordun. Aileleri ziyaret ettin. Bir nevi sivil itaatsizlik eylemleri yaptın. Efrîn için var mı planların?

Nasıl ki Kobanê sürecinde sessiz kalmadıysak, Efrîn için de aynı şekilde sessiz kalamayız. Efrîn’de bizim halkımız katlediliyor. Ben bunu açık ve net olarak söylüyorum, YPG ve YPJ bugüne kadar Türkiye topraklarına bir taş atmamış. DAİŞ barbarlarına karşı savaşan bir örgüttür. Bunlar tüm dünya tarafından kahraman olarak görülüyor sadece Türk devleti onları terörist olarak görüyor. Oysa ki gerçek teröristlere karşı savaşan sadece YPG ve YPJ’dir. Şimdi devlet Kürtlere saldırıyor bizler nasıl sessiz kalalım?


Efrîn’deki işgal girişimi için neler söyleyeceksin?

Türk devleti Sur’da, Cizre’de, Silopi’de insanlar bodrum katlarında diri diri yakıldı. Herkesi ‘terörist’ ilan ettiler, bombaladılar, katlettiler. Aynısını şimdi Efrîn’de de yapıyorlar. Halkı öldürüyorlar, çocukları katlediliyor. Bu konuda UNESCO gibi örgütlerin Türk devletine baskı yapmaları gerekiyor. Annelerimizi, babalarımızı, kardeşlerimizi katlediyorlar. Biz bunlara karşı nasıl sessiz kalalım? Kendi camilerini vurup kendi halkını kandırıyor. Kendisine insanım diyen her namuslu ve şerefli insan Efrîn’e sahip çıkmalı. Bunun bedeli ne olursa olsun ödemeye sonuna kadar hazırım. Oradaki insanlara sahip çıkmak, destek vermek bir şereftir.

Açıkçası Köln’de yapılan yürüyüşte duygulandım. Binlerce gencin orada olması beni çok mutlu etti. Benim gençlere çağrım şudur: Herkes özgürlük mücadelesinin bir parçası olsun. Herkes dik duruşlu olsun. Ve herkesi Efrîn’e sahip çıkmaya çağırıyorum.


Hatırlarsan, daha 16 yaşındayken ve profesyonelleşmeye yeni adım atarken seninle Yeni Özgür Politika için ilk röportajı yapmıştık. Yıllar sonra tekrar söyleşiyoruz. 

Evet hatırlıyorum. Futbol hayatımda ilk röportajımı bizim gazeteye vermiştim. Yine sen yapmıştın. Bütün emekçi arkadaşlarıma, abilerime, büyüklerime, hevallerime selamlarımı iletiyorum. Bu dönemde onların duyarlılığına ve onlara çok büyük ihtiyacımız var. Bütün olayları cesur bir şekilde bunu halka ulaştırmak için onları da selamlıyorum ve başarılar diliyorum.


4376

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA