O bir çizgi

Kuzey Suriye’de yaşayan Çınar Salih, 1991 yılında tanıştığı Sakine Cansız’ı anlattı. Salih, nerede bir yanlışlık varsa, o yanlışlığın karşısında duran Cansız’ın, özgür kadın hareketi için bir çizgi olduğunu belirtti.

09 Ocak 2018 Salı | Kadın

NAZIM DAŞTAN / MA/QAMIŞLO


Fransa’nın başkenti Paris'te 9 Ocak 2013'te bir komplo sonucu katledilen Kürt kadın siyasetçilerinden Fidan Doğan, Leyla Şaylemez ve Sakine Cansız’ın şehadetinin üzerinden 5 yıl geçti. Katliam uluslararası alanda da büyük yankı uyandırdı. Şehadet yıldönümünde üç Kürt kadın siyasetçi, Türkiye ve Kürdistan'ın yanı sıra Avrupa’da da kitlesel bir şekilde anılırken, Kuzey Suriye’de çalışmalar yürüten Kongra Star yöneticilerinden Çınar Salih, Cansız’ı anlattı. 

Katliamın hareket olarak kendilerinde büyük bir etki bıraktığını paylaşan Salih, Cansız’ın kadın direniş tarihinin temsilciliğini yaptığını, kadın mücadelesi ve örgütünün onun şahsında yaşatıldığını dile getirdi. 

 

‘Önder Apo ile çok iyi bir ilişkisi vardı'

Cansız ile 1991 yılında tanıştığını paylaşan Salih, o dönemi şöyle anlattı: “O dönem cezaevinden çıkmıştı. Cezaevindeyken dönemin cunta yönetimine karşı amansız bir direniş başlatmıştı ve herkes onu konuşuyordu. Onun orada gösterdiği direniş bizim için ders niteliğindeydi. Onunla aynı grupta Bekaa Vadisi’nde bulunan Mahsum Korkmaz Akademisi’ne gittik. Akademide birimizi tanımaya başladık. Tanışmadan önce de biz onu biliyorduk. Halk ondan çok bahsederdi. Zindan direnişi destansı bir şekilde anlatılıyordu. Özellikle Önder Apo ile çok iyi bir ilişkisi vardı. Orada bulunan bütün kadınlar onun bu yaklaşımından etkileniyordu. 3 ay boyunca Mahsum Korkmaz Akademisi’nde beraber kaldık. Daha sonra ülkeye birlikte geçtik.”

“Sakine Cansız özgürlüğün sembolüdür” diyen Salih, Cansız’ın yaşamı boyunca gericiliğe ve iktidara karşı kararlı bir duruş sergilediğini ifade etti. 



‘Kaygısız ve tereddütsüzdü’

Cansız’ın bir çizgi olduğunu söyleyen Salih, katledilmesinin de bu çizgiye karşı yapıldığına işaret etti. “Son dönemlerde ortaya çıkan belgelerde de görüldüğü gibi, Cansız’ın o dönem görüşmeler içinde yer alan kişiler tarafından öldürüldüğünü” söyleyen Salih, kadınların mücadele tarihinde bu şekilde gerçekleştirilmiş katliamların ilkinin Mirabel kardeşler olduğunu, ikincisinin de Cansız ve yoldaşları olduğunu söyledi. 

Duruşun sözden daha önemli olduğunu vurgulayan Salih, şöyle devam etti: “Özgür kadın hareketi için bir çizgiydi. Kadın mücadelesinin en aktif rollerini üstlendi. Ne kadın gericiliği ne de erkek iktidarını kabul etti, bu formülü şahsında yaşattı. Son kitabında da dediği gibi bütün yaşamı bir kavgaydı. Sadece gelenek, görenek ve aile içinde yaşanan gericiliğe karşı değil, aynı zamanda toplum ve hareket içinde yaşananlara karşı da amansız bir duruş sergiledi. Nerede bir yanlışlık varsa o yanlışlığın karşısında Sara’yı bulabilirdiniz. Kaygısız ve tereddütsüzdü.

 

‘Ortadoğu tanrıçaları listesinde’

 Cansız’ın tanrıçalaşmış kadının ismi olduğunun altını çizen Salih, tarihte böyle kadınların olduğunu söyledi. Ninhursag, İştar ve Lilith gibi tanrıçaları örnek veren Salih, bu listeye Cansız’ın da girdiğini dile getirdi. 

Onun Ortadoğu kadınları içinde bir tanrıça olduğunu ifade eden Salih, kadın adına ne varsa tüm temsiliyetini şahsında barındırdığını belirtti. 

 

‘Öcalan'ı en iyi anlayanlardandı'

 Cansız’la en son 2010 yılında görüştüğünü dile getiren Salih, “Önder Apo görüşme notlarında ne söylediyse, Cansız onu yerine getirmek için büyük çaba sarf ediyordu. Önderliğe yaklaşımı böyleydi. Çözüm projesi için de çok netti. O dönem birçok kişinin kafası karışıktı; bu süreci çok anlamıyorduk ama O en iyi anlayan arkadaşlardan biriydi” dedi. 

 

Bir yol anısı

Salih, Cansız’a ilişkin unutamadığı bir anıyı da şu sözlerle paylaştı: “Onunla birlikte bir dağ yolunda çok yol yürümüş ve bayağı yorulmuştuk. Bulunduğumuz alanda bir mağara vardı. Dinlenmek için oraya gittik. Hepimizden önce Sara arkadaş girdi. Girer girmez bir köpek sesi geldi. Ardından biz girdik. Bir köpek mağarada doğum yapmıştı, 6-7 yavrusu vardı. Onun alanına girdiğimizde havlamaya başladı. Köpek yavrularını korumak için ona saldırdı ve ayağını ısırdı. Hepimiz köpeğin refleksi karşısında telaşlandık, korkanlar da vardı. Fakat o çok sakin davrandı. Bekledi, bize korkmamamız gerektiğini söyleyerek, köpeği yatıştırmaya çalıştı. O köpek bir anneydi; Sara arkadaş ona bu şekilde yaklaştı.” 


620

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA