PKK listeden çıkarılmalı

Brüksel’de AP’de gerçekleştirilen 14. Kürt konferansında konuşan Tennessee Teknoloji Üniversitesi Siyasal Bilgiler Profesörü Michael Gunter, ABD ve AB’nin PKK’yi ‘terör listesi’nden çıkarmasını isteyerek, “Liste, barış önünde engeldir“ dedi.

08 Aralık 2017 Cuma | Haber

FEHMİ KATAR / BRÜKSEL


Avrupa Parlamentosu’nda Avrupa Birliği Türkiye Yurttaşlar Komisyonu (EUTCC) ile AP’de grubu bulunan Yeşiller, Sosyal Demokratlar ve Sol grubun organizasyonuyla bu yıl 14’üncüsü düzenlendi. Konferansın ikinci gününde gerçekleştirilen „Reqa sonrasında barış, demokrasi ve insan hakları, bölge ve Kürtler için öngörülenler“ başlıklı oturumun moderatörlüğünü Avrupa Birleşik Sol Grubu üyesi Takis Hadjigeorgiou ve Rubin Uluslararası Araştırma Merkezi Müdürü Mr. Jonathan Spyer gerçekleştirdi. 

Suriye savaşında bölgesel ve global güç politikaları üzerine sunum yapan Yazar ve ABD’li Dışhaber Muhabiri Jonathan Steele, Suriye’deki itilafla Ortadoğu’da yeni bir süreç başladığını belirtti. Türkiye’nin Suriye işgalinin asıl nedenin Kürtler olduğunu belirten Steele, Steele, DAİŞ’in 2014’teki toprakların çoğunu kaybettiğini bunun da Öcalan’ı destekleyen Kürt savaşçıların sayesinde gerçekleştiğinin altını çizdi. 

Yunanlı gazeteci  Evaggelos Aretaios, Irak savaşında bölgesel ve global güç politikaları üzerine sunum yaptı. Aretaios, DAİŞ’in Güney Kürdistan’a Kürtleri yok etmek üzere yöneldiğinin altını çizdi. 


Şengalliler dönebilmeli

Güney Kürdistan Parlementosu Başkanı Yusuf Muhammed Sadiq, bölgesel ve global güç politikaları üzerine sunum yaparken, DAİŞ sonrası Güney Kürdistan’ı anlattı. Bağdat ve Erbil arasında derhal görüşmelerin başlaması gerektiğini belirten Sadiq, „Askeri çatışmanın derhal bitirilip özellikle evlerinden olan Şengallilerin evlerine dönecek ortam yaratılmalı“ dedi. 

Referanduma giden süreçte, güvenlik, ekonomik ve gelecek tehlikelere karşı önlem alınmadı“ eleştirisinde bulunan Sadiq, referandumun Kürtleri birleştirmekten çok arasındaki farklılıkları derinleştirdiğini söyledi. 


AB-Türkiye anlaşması

İngiltere Cambridge Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde Politik Sosyoloji Profesörü Thomas Jeffrey Miley „Terör savaşı, mülteci krizi ve Avrupa’nın krizi“ üzerine yaptığı sunumda, Suriye savaşı ve mülteci krizi ile NATO ve AB’nin ne kadar iki yüzlü olduğunun otaya çıktığını belirtti. AB’nin Erdoğan ile mültecilere ilişkin „ahlak dışı ve yüz kızartıcı bir anlaşma yaptığını„ belirten Miley, mültecilerin Erdoğan rejimi tarafından şantaj aracı haline getirildiğini söyledi. Miley, sadece Suriye’de değil aynı zaman Türkiye’de yarım milyona yakın Kürt mültecinin Türk devlet terörü sonucu mülteci olduğunu aktardı. Değerler birliği olduğunu belirten AB’de Kürt Hareketi’nin baskıya maruz kaldığını ve kriminalize edildiğini söyleyen Miley,  AB’nin devlet terörünü görmezden geldiğini ve terör torbasına herkesi atarak genelleme yaptığını belirtti. 


Özellikle Kürtlere yakınım

ABD’li Vietnam gazisi ve barış aktivisti, eski Kara Panter Üyesi Darnell Stephen Summers, savaş karşıtı mücadele ve Demokratik Konfederal modele ilişkin sunumunda bir siyahi olarak dünyadaki bütün ezilenlere kendini yakın hissettiğini özelikle Kürtlere yakın hissettiğini belirtti. ABD’li kalabalık gazi grubundan biri olduğunu, ırkçı ve nefret toplumunda doğduğunu, sadece ten renginden dolayı kendisinden nefret edildiğini belirterek bazı insanların buna baş kaldırdığını hatırlattı.  


‘Terör listesi’ barışa engel

Tennessee Teknoloji Üniversitesi Siyasal Bilgiler Profesörü Michael Gunter ise „Avrupalı kurumların rolleri ve politikaları-siyasi ve legal zorluklar“ başlıklı bir konuşma yaptı. PKK’nin ateşkes yaptığı dönemde Time dergisinde Öcalan’ın en etkili 100 kişi listesinde yer aldığını hatırlatan diyen Gunter, bunun barışı motive ettiğini ama ciddi bir barışın oluşması için PKK’nin ‘terör listesi’nden çıkarılması gerektiğini belirtti. PKK’nin AB ve ABD’de ‘terör listesi’nde olmasının sebebinin Türkiye’yi memnun etmek olduğunun altını çizen Gunter, „Bu tutum, barışın önünde engeldir“ dedi. Mandela’nın partisinin de bir zaman ‘terör listesi’nde olduğunu daha sonra çıkarıldığını, bu listelerin hukuki değil siyasi olduğuna işaret ederek, AB ve ABD’nin PKK’yi ‘terör listesi’nden çıkararak tekrardan barış süreci başlatabileceğini, bunun geçmiş yıllarda örneğinin olduğunun altını çizdi. PKK’nin listeden çıkarılması durumunda Türkiye’nin YPG ve YPJ’ye de bu kadar düşmanca bakmayacağını söyleyen Gunter, Rojava’nın uzun vadede Suriye’nin barış görüşmelerine katılmasının istikrarın ve barışın önünü açacacağını söyledi. 




Erdoğan yargılanmalı


Avrupa Parlamentosu’ndaki Kürt konferansında önceki gün gerçekleştirilen „Avrupa Birliği, Türkiye ve Kürtler: Demokratikleşme için yeni koşular, sorunlar ve zorluklar” isimli oturumun moderatörlüğünü Almanya Sol Parti Milletvekili  Gökay Akbulut ve KURD-AKAD yöneticisi Dersim Dağdeviren yaptı. „Çözüm sürecinin kesilmesi ve demokrasi krizi” başlıklı bir sunum yapan HDP Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, AKP’nin yüzyıllık Türk devletinin tekçi yaklaşımının bir devamı olduğunu belirterek ‘tek dil, tek devlet, tek  bayrak’ söylemine ‘tek cinsiyet’ eklediğini belirtti. Taşdemir, Öcalan’ın geliştirdiği barış sürecinin AKP tarafından sonlandırıldığını kaydetti ve şunlara dikkat çekti: “AKP barış ve çözüm süreci sürdürürken aynı zaman paralel olarak çökertme planı da yaptı„ dedi. 


12 Eylül’den daha kötü 

Daha önceki yıllarda da birçok kez konferansa konuşmacı olarak katılan Gazeteci Cengiz Çandar, konuşmasına idam sehpasında „Yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği“ diyen Deniz Gezmiş’i anarak başladı. Aradan 45 yıl geçtiğine işaret ederek „Deniz idam edildiğinde, o dönemde bir askeri bir rejim vardı ama bugünden daha kötü değildi. Bugün şartları o dönemdeki askeri vesayetten bile daha kötü. 12 Eylül beli son 2 yıllık dönemden daha iyi“ dedi.  HDP’li vekiller, DBP’li belediye başkanları, gazetecilere yönelik siyasi operasyona işaret eden Çandar, „Kürt halkı görülmemiş bir zulme uğruyor“ diye konuştu.  Çandar, AP’de iki yıl önce yapılan konferansta Mehmet Tunç’un telefonla bağlanıp, Cizre’deki katliamın önlenmesini istediği oturumu yöneten Nurcan Baysal’ın kaleme aldığı „Size bir şey anlatacağım ama siz inanmayacaksınız” isimli makalesini okudu. 


Phillips: Türkiye cihatçıları besliyor

„AKP’nin radikal islamcı gruplarla ilişkisi ve bağı“ başlıklı sunum yapan Kolombiya Üniversitesi Barış Kurma ve İnsan Hakları Programı Müdürü David Phillips, Türkiye’nin radikal islamcı örgütlere askeri, tıbbi olmak üzere birçok yardımda bulunduğunu belirtti. ABD’li senatör Joe Boden’in 5 Ekim 2014’te yaptığı bir konuşmada, „Bölgemizdeki müttefiklerimiz en büyük sorunumuzdur“ diyerek Türkiye’yi işaret ettiğini beliren Phillips, cihatçıların dünyanın dört bir yandan Türkiye’nin bilgisi ve desteği ile Suriye geçirildiğini söyledi. Üniversite olarak araştırma yaptıklarını ve bunun sonucunda da çoğu cihatçının pasaportlarında Türk vizesi olduğu, cihatçılar sınırdan istedikleri gibi girip çıktıklarına rastladıklarını belirten Phillips, Türk devleti tarafından cihatçılara direkt silah desteği yapıldığını söyledi.DAİŞ’in petrolünün en çok Türkiye’ye aktarıldığını belirten Phillips, Berat Albayrak’ın 3.5 milyon dolar civarında petrol ticareti yaptığını söyledi. Phillips, son olarak şunları belirtti: „Şimdi NATO ve NATO üyeliği söz konusu olunca Türkiye’nin bir müttefik olduğu söyleniyor ama Türkiye kesinlikle iyi bir müttefik değildir ve Erdoğan yaptıklarından dolayı yargılanmalıdır.“ 


Türkiye’ye baskı yapılmalı

Avrupa Parlementosu Üyesi Ana Gomes, 2005 yılında Leyla Zana’nın da isteği ile büyük bir umutla Türkiye ile AB üyeliği müzakereleri başlattıklarını ama aynı süreci kısa bir süre önce sonlandıklarını belirtti. Türkiye’nin bugün otoriter bir rejim haline geldiğini belirten Gomes, Erdoğan’ın darbe girişimini bahane ederek bütün muhalefete baskı yaptığını, Türkiye’de faşizmin yaşandığını söyledi. AP’nin Türkiye’ye karşı politik işlevsizliğini eleştiren Gomes, „Bizim bu diplomatik işlevsizliği sona erdirmemiz lazım. Türkiye, mülteci konusunu şantaj olarak kullanıyor“ dedi. AB’nin bu ahlak dışı anlaşmayı kabul etmesinin kabul edilemez olduğunu söyleyen Gomes, tüm AB ülkelerinin Türkiye’ye; NATO üyesi olarak, Avrupa Komisyonu üyesi olarak, AB ile müzakereler nedeniyle yükümlülüklerini yerine getirmesi için baskı yapması gerektiğini belirtti. 


Cizre etnik temizlik!

“Suriye’deki şehirlerin görüntüsü Şırnak, Cizre’yi andırıyordu“ diyen Hollandalı Gazeteci Geerdink, bir şekilde etnik temizliğe tekabül uygulamanın gelecekte de devam edebileceği konusunda uyardı. 

„Özerklik“ üzerine sunum yapan Akademisyen Çetin Gürer, Kürt Hareketi’nin 2000’lerin ortalarından beri özerkliği bir şekilde kurumlaştırmaya çalıştığını belirtti. „Demokratik Özerklik iki sorunu çözmeye aday. Kürt sorunun çözümü ve Türkiye’yi demokratikleştirme“ diyen Gürer, bu sistemle ilgili bilgi verdi.   




Rojava’da kadın rönesansı 


Konferansın „Kürt hareketi ve cins özgürlüğü mücadelesi“ başlıklı oturumunda, Kürt kadınların özgürlük mücadelesi üzerinde duruldu.  

İngiltereli Avrupa Parlementosu üyesi Julie Ward, toplumsal cinsiyet özgürlüğü üzerine yaptığı sunumda Kürt kadın hareketini artık zaten herkes tanıdığını belirtti. Diyarbakır’da bir kadın toplantısını katıldığını, oradaki kadınların hemen hepsinin çok yakında cezaevine gireceklerinin farkında olarak mücedele ettiklerini belirten Ward, konuşmasına şöyle devam etti: “Orada otel lobisinde dans ediyorduk ama dışarıda polis oteli sarmıştı. Yani kadınların dans etmesini, devlet abluka altına almıştı. Bu bana çok ilginç gelmişti ama kadınların duruşu aynı zamanda çok büyük güç verdi bana.”

Konuşmasının sonunda Ward umarım yakin zamanda Öcalan’ın özgürlüğünü kutlarız demesi katılımcılar tarafından da alkışlandı. 


Kürt kadınlarından öğrenelim

“Ben hayatımdaki en büyük ve heyecan verici hareketini konferansta konuşmaktan onur duyuyorum. Ortadoğu’daki gibi zor bir coğrafyada YPJ’yi görebildiğim için hepsine teşekkür ediyorum” diyen sunumuna başlayan Gazeteci, Yazar ve Black Sisters örgütü üyesi Rahila Gupta şunları ifade etti: “Tarihin hep katliamcılar tarafından yazıldığı söyleniyor ama bu Kürtler için geçerli olmadığını gösterildi. Kürtler büyük bir zafer kazandı” dedi. Kürtlerin büyük bedeler vererek, ataerkil topluma karşı savaşarak verdiklerini belirten Gubta, “Kürt kadınların dayanışmak yetmez onlardan öğrenmek lazım.Çünkü onlar savaş durumunda toplumsal cinsiyet eşitliğini savunmayı başardılar” dedi.  


Yusuf: Çözüm Öcalan’ın paradigması

Vize verilmediği için Skpye ile Günay Yıldız ile söyleşi yapan Rojava Temsilcisi Foza Yusuf, DAİŞ’e karşı savaşan kadınlar adına salondakileri selamladığını belirterek konuşmasına başladı. Yusuf, dünyada kadınlara bir katliam yapıldığını belirtti ve şunlara dikkat çekti: “Dincilik, milliyetçilik gibi paradigmalar insanlığa büyük zararlar verdi. Buna karşı da yeni bir paradigmaya ihtiyaç duyulduğunu bunun da Kürt Halk ÖnderiAbdullah Öcalan tarafından Demokratik Konfederalizm ve Jinelojî ismiyle önerildi.” Suriye’de bütün savaşları iç içe verdik diyen Yusuf ulusal kimliğin yanında cins savaşı verdiklerini belirtti. Suriye ve Rojava’da bir kadın rönesansı yaşadığını belirten Yusuf, bugün Rojava’da kadınların durumunun başta Kürt kadınlarına ve toplumuna olmak üzere Arap kadınlarına, toplumuna ve genel olarak da Ortadoğu’da büyük bir etki yaptığını söyledi. Yusuf konuşmasının sonunda bütün kadınlara, Rojava’da yapılan seçimlerde seçilenlerin yüzde 50’nin kadın olduğunu müjdelemek istediğini eve kadınların yönetim kademelerinin hepsine katılacağını söyledi. 


1550

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA