Namaz kılıyor diye Erdoğan’ın Müslüman olduğuna inananların imanına şaşarım

Cihan EREN

07 Aralık 2017 Perşembe | Forum

Erdoğan ve şürekâsının hırsızlıkları dünyanın gündeminde. 17-25 Aralık operasyonlarında kutularda ortaya çıkan paraları inkar etmişlerdi. Reza Zarrab davasında açığa çıkanlara “Türkiye’ye dönük kumpas” diyorlar. Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı hırsızlık belgelerine “sahte” diyorlar. Hem de insanlar inansın diye öyle bir bağırarak inkar ediyorlar ki neredeyse hırsızlık yaptığını söyleyenlerin hırsız olduğuna inanacağız. Demek ki “yavuz hırsız ev sahibi bastırır” deyimi bunun için söylenmiş.

Bu bağırmalarının kendi inancıyla da bağı vardır. Toplumsal ahlak noktasında güçlü vurguları olan İslam dinine göre münafıklar çok bağırırmış. Ancak münafıkların yalancı olduğu da İslami bir kanun olarak kitapta belirtilmiştir. Hırsız savunmasını ancak yalanla, yalansa ancak yüksek sesle söylenirse savunma olur. İslam dini böyle söylüyor. 

İslam dinine göre münafık söylediğinin tersini yapan ve  gerçeklerle alay edendir. Erdoğan’ın dilinden düşürmediği “ya Allah bismillah, rabim, İslam ümmeti, din kardeşlerim, büyük yaradan vb...”  sözlerini bir tarafa bırakıyorum. Bir de ağzına sakız ettiği “fakir fukara ve yetim hakkı” türündeki söylemi var. Yine mili ve yerli olma, tek milletle başlayıp giden tek tekleri var. Halktan korkmasa beş vakit namaz yerine geçirecek bunları. Erdoğan’ı İslami hassasiyetleri olduğu için destekleyenler bu hatırlatmalar sizin için. Günde on defa söyledikleriyle yaptıklarını mukayese edip sonra şu ayeti hatırlamanızı öneririm size. “Allah’ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir; işte Allah bunların tevbesini kabul eder; Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.”

Yazının başlığı İslam dininin büyük imanlısı ilk sahabelerden Ebu Zer’in Şam’da Yeşil Saray yapan Muaviye’ye karşı çıkarken halka söylediklerinden bir uyarlamadır. Ebu Zer’in “kılıç çekip yöneticilerine kıyam etmeyen aç yoksul Müslümanların akıllarına şaşarım” manasında çağrıda bulunduğu rivayet edilir. Aslında “mülk Allah’ındır hiç kimse ihtiyacından fazlasına sahip olamaz” ilkesini inkar edenlere karşı kıyam edemeyen Müslümanların imanlarından şüphe ettiğini ima etmiş oluyor. 

Muaviye’den bu yana İslam dininde hemen her zaman yöneticilerin aldattıkları yoksul Müslümanlarla dinin özü arasında böyle bir çelişki olmuştur. Münafıklar kendilerini gizlemek için her zaman müminlerin din hassasiyetlerini istismar etme yoluna başvurmuşlardır. Geçmişte hırsızların kendilerini gizlemelerinin imkanları daha fazlaydı. Uzaklarındaki Müslümanların onları bilmeleri pek mümkün olmazdı ama günümüzde böyle değil. Bunun için münafığa, kafire ortak olmak bir yana diliyle bile olsa onları eleştirmemeyi suç saymış bir dine inananların, ayyuka çıkmış bir hırsızlığı ‘görmedim, duymadım, bilmiyorum’ demesi ya da gördüğü halde tavır almamasının dini izahı asla olamaz. Gerçekten de AKP ve Erdoğan’ı “Müslümanlık” algısı ve düşüncesi ile destekleyen başta Türkler olmak üzere Kürtler bir imtihanla karşı karşıyadır. 

Kuşkusuz ki ilk başlarda çoğu kimse bunların böyle kirli ve pis işlerin adamı olduğunu bilmezdi. Bunlar, şimdilerde Erdoğan’ın başdanışmanlığını yapan hırsız başlarından Egemen Bağış’ın “sallarız bir Bakara-makara olur gider” sözünde de  görüldüğü gibi her türlü pisliklerinin üstünü dini değerlerle örtüyorlar. Bunun için ilk yıllarda verilmiş destek için kimseyi eleştirmiyor ve de suçlamıyorum. Ama şimdi durumlar değişti. Bundan böyle ben AKP ve Erdoğan’ı kendime yakın buluyorum, diyenler kimi desteklediklerini ve kime yakın olduklarını biliyorlar artık. Bundan sonra bilinçli destek verenler isteyerek hırsızlara yandaş olmayı seçmişlerdir. Ya da ırkçı ve faşist oldukları için destekliyor ve yandaş oluyor demektir. Her ikisi de İslam’a göre günah olduğuna göre Müslümanım diyenlerin bundan böyle Erdoğan ve AKP’yi, destekleme gerekçeleri yok demektir. 

Erdoğan’ın haramilerin reisi olduğu artık netleşmiştir. Adamlarıyla ülkeyi soyup soğana çevirmişler. Hırsızlıklarının üstüne gidince Türkiye’nin üstüne geliyorlar, diyor. Sanki tüm Türkiye hırsızlıklarında ortağıymış gibi. Bu Türkiye’de yaşayan temiz dürüst insanlara büyük bir hakarettir. 

Bu kadar pişkin davranmalarının nedeni dürüst olanların cesaretli olmamasıdır. Televizyon ekranlarına çıkıp Erdoğan ve AKP’yi savunanlar ne kadar utanmaz olduklarını anlatıyorlar. Hırsızlıktan daha kötüsü hırsızı savunmaktır. Çünkü hırsızı savunmak hem hırsız hem de yalancı olmaktır. 

İktidar sahipleri hırsız, talancı, gaspçı, zalim ve yalancıdırlar. Bunlar çevresine dar bir kesimi alıp yaptıklarına ortak ederek savunma kalkanı oluştururlar. Erdoğan ve adamlarını savunan “adamcıklar” bunların suçlarına az ya da çok ortaktırlar. Böyle dönemlerde büyük suça bulaşmış olanlar çok ahlaksız ve utanmaz olurlar. Süleyman Soylu gibi. Bu hırsızların büyük adam olduğuna inandığı için bunların yanında görününce kendisinin de adamdan sayılacağını sananlar tam alçak olurlar. Mehmet Metiner gibi. Bu hırsızların yalanlarına kanarak bunlara katılmış olanlar veya az suça bulaşmış olanlarsa bazen dil ucu ile tevbe eder gibi konuşurlar. Abdulkadir Selvi gibi. 

Bu gidişatın nereye evrileceğini belirleyecek olan karşı cephede yer alanların mücadelesi olacaktır. Bu ülkenin asıl sahibi biziz diyen sosyalistler, demokratlar; halkın dini değerlerini de dikkate alarak artık İstanbul’un dışına çıkabilecek misiniz? Benim dinim bunlardan beridir diyen Müslümanlar; başınızı namazdan kaldırıp gerçek iman ameli salihtir diyerek kıyam edecek misiniz? Asıl muhalefet biziz diyen HDP’liler kandırılmış Türklere ve Kürtlere AKP ve Erdoğan’ı ve onlarla olan hain Kürtlerin gerçek yüzünü daha iyi anlatabilecek misiniz? Topunuz birden AKP ve Erdoğan’ın halkı nasıl kandırdığını, Kürt düşmanlığı yaparak nasıl aldattığını anlatabilecek misiniz? Kısacası Türkiye’nin namusluları olarak Türkiye’nin hırsızları ve namussuzları kadar cesaretli olabilecek misiniz? Yoksa bir kez daha ortamı her zaman AKP ve Erdoğan’ı aklamaya dönüştürme ustası ve kurtarıcısı Kılıçdaroğlu ve CHP’sine mi bırakacaksınız? Gerçek yargılama isteyip istemediğimiz bu soruları nasıl cevapladığımıza bağlı. 

Önemli bir diğer noktaysa gidişata müdahale edilmezse başta Alevilere olmak üzere muhalif kesimlere dönük büyük provokasyonlarla Erdoğan ve haramilerin gündem değiştirip bir süre daha ömürlerini uzatmayı deneyecekleri tehlikesidir.


169

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA