Süleymaniye’de bir zaman makinası Çayxana Şeb

Çayxana Şeb. Yani Halk Çayhanesi. Süleymaniye’deki bu çayhane ünlü ve tarihi birçok edebiyatçı, sanatçı ve siyasetçinin uğrak yeri. Üçüncü kuşağın işlettiği çayhane, tarihin aynası gibi.

06 Aralık 2017 Çarşamba | Toplum-Yaşam

SEYİT EVRAN / ANF / SÜLEYMANİYE


Ber Derge Sera, Süleymaniye’nin ortasında bir yer. Ber Derge, kapının önü; Sera ise hisar/kale anlamında şehrin savunmasının yapıldığı yer manasını taşıyor. Eskiden, çok eskiden Süleymaniye’nin giriş kapısıymış. Şimdilerde Süleymaniye şehir merkezi olmuş. Süleymaniye’nin Halk Pazarı’nın tam ortası.

Ber Derge Sera’nın hikayesini Süleymaniyeliler şöyle anlatıyorlar: İngilizler, 1920’de Irak’a gelir. Irak ordusu ile birlikte Süleymaniye’yi işgale kalkışırlar. Süleymaniyeliler, Sera denilen yerde o dönemin koşullarına uygun uzun bir duvar örer. Duvarın gerisinde savaşçıların mevzilenip savunma yapabileceği şekilde küçük delikler bırakılır. Bir nevi savunma duvarı oluşturulur. 

1920’lerin sonunda Şeyh Mahmud Berzenci İsyanı başlar.  İngiliz savaş uçakları günlerce Berzenci güçlerini bombalayarak isyanı bastırır. Sera’daki savunma duvarının yapımı o yıllara denk gelir. 


Berzenci posteri, Pîremerd büstü

Savunma duvarının arka tarafındaki meydanda Şeyh Mahmud Berzenci’nin dev bir posteri yapılmış uzun süre önce. Posterin bu meydanda olması Sera’nın kime karşı yapıldığının da bir anlamda cevabıdır. Berzenci’nin dev posterinin hemen yanında Güney Kürdistan’nın büyük şairlerinden Pîremerd’in heykeli yer alıyor. Pîremerd (1867-1950), sonraki kuşaklara binlerce şiirden oluşan eser hazinesi bırakmıştır.



Derga Sera’daki Çayxane Şeb

Derge Sera’daki en ünlü, ünlü olduğu kadar tarihi, tarihi olduğu kadar birçok şair, yazar, siyasetçi ve direnişçinin uğrak yeri, Çayxana Şeb’dir. Yani Halk Çayhanesi. 

Çayxana Şeb’in hikayesi şöyle başlar; 1930’da Ber Derge Sera’da taş duvarlı, toprak damlı iki katlı bir ev, Mirza Hüseyin tarafından otel yapılır. İki katlı evin alt tarafındaki köşe başına ise bir çay ocağı açılır. Çay ocağını açan 1910 doğumlu Westa Şerif Süleymaniyelidir. Westa Şerif, 1950’de işlettiği çay ocağını büyüterek adını Çayxana Şeb (Halk Çayhanesi) yapar. 

Westa Şerif, çay ocağında o dönemin çıkan günlük gazetelerin hepsinden bulundurur. Çayhaneye gelenler çayhanede gazete okur, edebiyat, şiir, sanat tartışmalarını yapar. Westa Şerif, 1981’de ölünce çayhanesi oğullarına miras olarak bırakır.



Mirası devralan 5 oğul…

Westa Şerif çay ocağını Çayxana Şeb’e dönüştürdüğünde büyük oğlu Bekir henüz 3 yaşındadır. 5 yaşına geldiğinde babasının yanında çalışmaya başlar. Arkasından ikinci oğlu (şimdi 65 yaşında) Ömer doğar. Ömer de büyüyünce babasının yanında çalışmaya başlar. Ömer’den sonra kardeşi (şimdi 52 yaşında) Hiva doğar. O da büyüyüp babasının yanında çalışmaya başlar. Hiva’nın ardından (şimdi 48 yaşında) kardeşi Celal de büyüyünce çalışmaya başlar. Cemal (şimdi 40 yaşında) henüz 4 yaşındayken, yani çalışma yaşına gelmememişken babası vefat eder. 

İşte bu 5 oğul şu an baba yadigarı Çayxana Şeb’i işletiyor. Kardeşler babaları öldükten sonra Çayxane’de domino, tavla ve satranç oyunlarının oynanmasına da izin verir.



Tarihin fotoğraflandığı duvarlar

Çayxana Şeb’in duvarlarında Kürtlerin ve Kürdistan’ın tarihinde yer alan Kürt siyasetçi, tarihçi, yazar ve sanatçıların fotoğraflarını görmek mümkün. Sadece bunlar değil, Kürt halkına öncülük, liderlik yapanlar, Kürtler için savaşan pêşmerge, gerillaların da fotoğrafları var. Çayxa Şeb’in duvarları dört parça Kürdistan için mücadele ve öncülük eden, kahramanların fotoğraflarıyla süslenmiş. Bu fotoğraflar aynı zamanda ziyaretçilere Kürt tarihinin kesitlerini sunuyor. 

Çayxana Şeb’in duvarlarında yer alan fotoğraflar bir düzene göre asılmış. Sanatçılar için bir bölüm, Kürt liderleri için ayrı bir bölüm. Edebiyatçılar, müzisyenler, gerilla ve pêşmergeler için ayrı bölümler.



Öcalan’ın alıntılanan sözü

Çayxana Şeb’de fotoğraflara bakarken en çok dikkatimi çeken liderler bölümüydü. İbrahim Ahmed, Mam Celal, Mele Mistefa, İdris Barzani, Newşirvan Mustafa, Dr. Qasimlo, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan… Her önderden alınan bir alıntı da Soranî olarak fotoğrafların altına iliştirilmiş. En dikkat çeken alıntı ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın; “Kürtlük büyük bir acıdır. Ondan kaçmak ise ihanettir!”

Çayxanaya adımı atan herkesin ilk dikkatini çeken alıntıdır. 


Sanatçı ve edebiyatçıların mekanı

70’li yaşlarda olan Kurdo Karwan, 40 yıldır Çayxana’nın müdavimlerinden. Kurdo Karwan, dört divanı olan Süleymaniyeli bir şair. Kurdo Karwan’nın Çayxana’da bir köşesi var. Geldiği gibi oraya geçer oturur. Kendisi olmayınca kimse yerine oturmaz. Bazen bilmeyen birileri gelip oturmak istediğinde nazikçe uyarılarak oturmaması istenir. Karwan, Şerko Bêkes’in yakın arkadaşlarından. 

Kurdo Karwan’a buradan kimlerin geçtiğini soruyorum. “Şerko Bêkes ölünceye kadar buradan çıkmadı. 50 yıl kadar gidip geldi” deyip sıralıyor: “Mamoste Goran, Pîremêrd, Şerko’nun babası Taha Bêkes, İbrahim Ehmed, Mihemmed Salih Dîlan, Kamuran Mukuri, Abdullah Cevher, Hüseyin Arif, Ayn Haba, Dilşad Merîwanî, Şerzat Hesen, Rauf Begir ve daha niceleri burayı mekan belledi. Bu büyük şair, yazarların yanı sıra Prof. Dr. İzzeddin Mustafa Resul, Prof. Dr. Maruf Xeznedar ve Remzi Mela Maruf gibi bilim insanlarının da mekanıydı. Hesen Zirek, Mıhemmed Ceza, Kerim Kaban gibi büyük sanatçıların gelip gittiğine tanıklık yaptım.”



Edebiyat ve sanat tartışılırdı

Kurdo Karwan, 1990’lı yıllara kadar Çayxana’da büyük ustaların da katılımıyla edebiyat, sanat tartışmalarının yapıldığını söylüyor. Çayxana’da edebiyat akımlarını günlerce tartıştıklarını belirten Karwan şunları paylaşıyor: “Bizden büyük ve ustalarımız olan Mamoste Goran, Pîremêrd, Taha Bêkesler bunları tartışırken biz daha yeni yeni şairliğe adım atıyorduk. O yüzden onların tartışmalarının dinleyicileri oluyorduk. Onlardan sonra biz de bir süre bu tartışmalar yürüttük. Hala da yürütüyoruz. Ama eskisi gibi değil tabi. Zaman değişti, devran  döndü. Artık edebiyat, sanat tartışmaları da eskisi gibi ve eskisi kadar yapılmıyor. Artık eskisi kadar edebiyat, sanat, şiire ilgi de yok. Biz hala ustalarımızdan öğrendiğimiz yoldan devam ediyoruz. Bize de yol görünüyor ya...” 


Turistlerin uğrak yeri 

Çayxana, Süleymaniye’ye gelen yerli ve yabancı turistlerin de uğrak yeri. Süleymaniye ve çevresinde bilmeyen yok. O yüzden eğer yolunuz düşerse ve gitmek isterseniz yolda herhangi birine sorsanız size tarif edebilir. 

Ayrıca, Çayxanayı Mam Celal ve Newşirvan Mustafa da defalarca ziyaret etmiş. Ziyaret ettikleri tarihte olanlarla çektirdikleri fotoğraflar da duvarlarındaki yerini almış.


172

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA