Kırk yıl…

Kırk yıl; sırtında yorganı, belinde tabancası, gidecek adresleri belli olmayan çağdaş müminlerin yola koyulmasıdır. İnsanlığa çağrı, ölüme meydan okuma cesaretidir. Zifiri karanlığa boğulmuş bir ülkeyi aydınlatmaya yeminli “bir lokma bir hırka” diyen dervişlerin öyküsüdür.

06 Aralık 2017 Çarşamba | PolitikART

Cihan EREN


Kırk yıl, genç bir insanın zulmün başkentinde “Kürdistan sömürgedir” diyerek, yola baş koymasıdır. O genç dışında nasıl yaşanacağını kimsenin pek bilmediği meçhul bir zamana start vermektir. Öldürülmüş, kefeni dürülmüş, betondan kapağı da hazırlanmış mezara gömülmekte olan bir halkın “yetim” oğullarına ve kızlarına, “intikamınızı alın” çağrısıdır. Ve kırk yıl her zaman geçerli bir davettir.

Kırk yıl; “Böyle yaşanmaz” kanunudur. “Yaşam ya özgür olacak ya da hiç yaşanmayacak” yeminidir. Taşıyla toprağıyla, dağıyla ovasıyla, suyuyla havasıyla bir ülkenin çağrısına verilmiş cevaptır. Binlerce yıllık tarihi canlandıran köleliğe sıkılmış kurşundur. Dağıtılıp parça parça edilmiş bir halka harç, kurutulmuş soy damarlarına verilmiş taze kandır. Dilsize dil, yoksula ekmek, evsize barınaktır. Kırk yıl vicdansıza karşı adaletin keskin kılıcıdır. 

Kırk yıl; doğru bir kaç söz ve temiz duygulara sahip, hayatlarının baharındaki bir avuç gencin “çelik çekirdeke” dönüşmesidir. Bir sözün ve duygunun atomlaşmasıdır. Sayısı iki elin parmağını geçmeyen gençlerin birlikte yol alamaya yemin etmiş kutsal sözüdür. ”Kemal” için saygı ile duran, ”Hakkı” için mücadele etmeye yeminli, tümü buraya yazılmamış ”güzel” insanların birlikte söyledikleri devrim şarkısının kendisidir. Kırk yıl nefes nefese bir koşudur. 

Kırk yıl; sırtında yorganı, belinde tabancası, gidecek adresleri belli olmayan çağdaş müminlerin yola koyulmasıdır. İnsanlığa çağrı, ölüme meydan okuma cesaretidir. Zifiri karanlığa boğulmuş bir ülkeyi aydınlatmaya yeminli “bir lokma bir hırka” diyen dervişlerin öyküsüdür. “Körü, kötürümü, sağırı” iyileştirmek, “Kuru tahta gibiyiz” diyen bir nesli yeşertme mücadelesidir. Kırk yıl, canını vermekten de çekinmeyen fedakarlıktır. 

Kırk yıl; beş yıllık sabırdan sonra tarlası elinden alınmış bir “çiftçinin” tohumunu seyrek taneler halinde kayalıklara serpmesidir. Kayada tohumu yeşertme ustalığıdır. Bir mucizeyi başarma olayıdır. Kırk yıl, büyük sabır ve ısrarın adıdır. 

Kırk yıl; birinci senesinde kutsal hicretin başlangıç zamanına şahitlik etmiş bir tarihin adıdır. İkinci senesinde yırtıcı kuşlar çatlamış tohumları yutmak için saldırdıklarında, her biri atom çekirdeği olmuş tohumların patlayıp özünü her tarafa yayması, tehlikelere karşı köklerini toprağın derinliklerine bırakmasıdır. 

Kırk yıl; dördüncü senesinde “Yaşamı uğruna ölecek kadar seviyorum” diyen yiğitlerin zindancıya dünyayı zindan ettikleri direniş destanının yazılmasıdır. Yeşermekten vazgeçmeyen tohumun ülkenin tüm kayalarını çatlattığı baharın adıdır. “Mezarıma, halkına borçlu yazın” diyen “iğne ile kuyu kazan” büyük emekçilerin açtığı pınardır. On dördünde ölümü öldüren ölümsüzlerin öyküsüdür. Kırk yıl, çağdaş Kawa’nın zafer destanıdır.

Kırk yıl; altıncı senesinde kayaları parçalamış tohumun tükenmeyecek meyveler verdiği yaz mevsimidir. Gecenin karanlığını yırtan bir izli merminin patlamaya hazır volkanı tetiklemesidir. Bir öfkenin başkaldırıya dönüşmesidir. Bir bildiridir. Slogandır. Yüce dağ zirvelerinden bir ülkenin tüm köy ve kentlerine serhildan çağrısıdır. İşgalcinin kalesini yıkıp ecel almaya gelen münkiri teslim alıp boynuna yaftasını astıktan sonra doğacak güneşi selamlamak için yüksek dağlara çıkan Agitlerin zafer sevincidir. Kırk yıl, tarihin intikam savaşıdır. 

Kırk yıl; on ikinci senesinde tüm ovaları yeşermiş, dağlarında her mevsim bahar bir ülkenin doğuşudur. Kesk û sor û zerdir. Artık bir kimlik ve kişiliktir. Herkesin ekmeğinden nasiplendiği bitmeyen kardeşlik sofrasıdır. Başı sonu olmayan ritmi yöreden yöreye değişen Kürt govendidir. Kırk yıl, her günü Newroz diriliş bayramıdır. 

Kırk yıl; kendisi olmaktan çıkarılmış bir halkın xwebûn kararının kesinleştiği isyandır. Üzerindeki heyulayı dağıtan bir halkın uyanış destanıdır. Yediden yetmişe bir halkın kahramanı, militanlarının da yazarı olduğu bitmemiş bir romandır. Sevgilileri özgürlük olan genç kızların ve erkeklerin birlikte yazdığı bestesi güzel aşk şiiridir. Doğuran ve besleyen kutsal anadır. Jîndir, jiyandır. Kırk yıl, asla sönmeyecek yeni yaşam ateşidir. 

Kırk yıl; bir halkın kendini küllerinden yaratması, ölümden dirilişe geçmesidir. Tüm insanlara aş vermeye hazır bir ülkenin doğuşudur. Ölüm uykusuna yatırılmış tarihin en eski halkının yeniden sahneye çıkmasıdır. Üstü betonla kapatılmış, mezarı parçalamış bir halkın yeniden varoluş stranıdır. El ele yürüyerek çoğalmaktır. Kırk yıl, inkar ve imhanın yenilgiye uğratılmasıdır. 

Ve Kırk yıl....

Bakur’dur, sert rüzgarlı, yüksek dağlı 

Ve kavgadadır. 

Rojhilat’tır, güneş doğuran sabahlıdır, 

Kavganın içindedir. 

Rojava’dır güneşi kucaklayan ovalıdır, 

Kavgası umutla doludur.

Başur’dur sıcak havalıdır, 

Kavgaya hazırdır. 

Kırk yıl...

"Güneş balçıkla sıvanmaz” deyimini, söz olmaktan çıkarmaktır. 

Kırk yıl...

Lal dilin çözülmesi, görmeyen gözün görmesidir. Yeni bir fikirdir ve her zaman gençtir. 

Kırk yıl...

Ortadoğu'yu yeşerten rahmet yağmurudur.  Kürt’tür, Arap’tır, Fars’tır, Ermeni’dir, Asuri ve Türkmen’dir...  

Kırk yıl...

Mimarı, bilgesi Rêber Öcalan’dır. 

Kırk yıl...

Sanattır, toplum bilimdir.

Kırk yıl...

Haki’den Delal’e tanesi toprağa düşünce bire bin veren tohumu taşıyan kervandır. 

Kırk yıl...

Her rengi içine almış, bakmaya doyulmaz güzel bir resim, her gün yeni bir sayfası yazılan romandır...

Ve O, devrim içinde devrimdir... 


56

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA