Zarrab bugün de anlatacak

Zarrab, tanık sıfatıyla ABD’de bir dönemi itiraf edip İran’a ambargonun bütün detaylarını anlatsa da, AKP ve Erdoğan Türkiye’de halkın doğru haber alma hakkının önüne geçip, davayı ‘kumpas’ ya da ‘darbe’ olarak niteliyor.

04 Aralık 2017 Pazartesi | Dünya

İran’a yönelik ambargoyu delmek, kara para aklamak ve ABD bankalarını dolandırmak suçmasıyla Reza Zarrab’ın tanık, tutuklu Halk Bank eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nda sanık olduğu New York’taki dava başta Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan ve AKP’nin korkulu rüyası olmaya devam ediyor. 

Geçen hafta 3 boyunca konuşan ve tanık koruma programından yararlanarak işbirliği yapan Zarrab, milyarları bulan vurgunda Erdoğan, dönemin AB ile İlişkilerden Sorumlu Bakanı Egemen Bağış, eski Hazine Bakanı Ali Babacan, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Halk Bank eski Genel Müdürü Süleyman Aslan ve Atilla’nın adlarını telafuz etti. 

Erdoğan’ın ismi ilk defa ABD’de bir davada geçerken, hem bakanlar, hem de hükümete bağlı devlet bankalarının adlarının telafuz edilmesi davanın faailinin AKP olduğunu gösterdi. Erdoğan ve AKP Türkiye’de halkın sağlıklı haber alınmasının önüne geçerken, bir yandan da daha önceki tezleri gibi davanın kendilerine yönelik ‘kumpas’ ya da ‘darbe’ olduğunu iddia etti. 


Davanın içeriği ve ortaya çıkanlar

Davada, 2010- 2015 yılları arasında uranyum zenginleştirme yöntemiyle İran’ın nükleer çalışmalarına yönelik ABD, BM ve AB’nin kabul ettiği ambargoyu AKP’nin Zarrab ile birlikte altın ticareti ve hayali gıda ticaretiyle deldiği belirtiliyor. Zarrab’ın itirafları da ABD’nin elindeki tüm verileri doğruluyor. 

Ambargoda Türkiye’nin İran’ın yakın komşusu olmasından dolayı kendisine belli bir esneklik tanınmıştı. Türkiye, İran’dan doğal gaz ve petrol alabilir ama bunun karşılığında para ile değil, gıda, ilaç veya herhangi bir mal üzerinden karşılığını ödeyebilirdi. Ambargoya göre İran’a para olarak bir ödeme yapılamaz ve İran’ın Türkiye’deki bankalarındaki parası çekilemezdi. İşte, altın ve Dubai üzerinden hayali gıda ihracıyla AKP hükümeti bu ambargoyu deldi. Dava konusu bu hayali ve kirli ticaret. 

Davayı yakından takip eden gazeteci İlhan Tanır, davaya ilişkin gözlemleri hakkında gözlemlerini şu ifadeyle aktarıyor: “Savcılar 3 gündür Zarrab’ı konuşturdu. Sorular soruyor, soruşturma yavaş gidiyor. Görüntü o ki savcılar bir strateji belirliyor. Bir davayı inşa ediyorlar. Ondan dolayı gündelik bazı soruları bize anlamsız gelebiliyor. Bazen telefon konuşmalarının çok detayına giriyorlar, bazen tekrar ettiriyorlar. Belki bir çok soruları anlam ifade etmeyebiliyor. Fakat beklenti şu savcılar bir davayı inşa ederek bizi bir yoldan geçiyorlar. Davada kararı verecek kişi de hakim değil, juridir. Savcılar, juri üyeleri sıradan vatandaşlardan oluştuğu için onlara daha iyi anlatmak için daha detaya iniyorlar. Zarrab da mahkeme esnasında oldukça, duyarlı, saygılı, dikkatli ve hassas davranıyor. Zarrab, ‘savcıyla anlaşma yaptım, bildiğim her şeyi anlatıyorum, hiç bir şeyi saklamıyorum’ izlenimi veriyor. Yalan söylemediğini ispat için ekstra bir çaba da gösteriyor. Bir hoca gibi duruşma salonuna gelip şemalar çiziyor. Bu şemalarla birlikte Halk Bank’tan çıkarılan paraları ve nasıl çıkarıldığını teker teker anlatıyor. Bu hiç şüphesiz Reza Zarrab’ı o çok pahalı avukatlarıyla birlikte üzerinde çalıştığı stratejinin bir yansıması. Burada tam bir strateji savaşı var. Zarrab ve savcılar kendi stratejilerini ortaya koyuyor. Ama savunmayı şimdiye kadar çok fazla dinlemedik. “


Zarrab Erdoğan’ı işaret etti

Geçen hafta Zarrab, dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a 45-50 milyon euro, 7 milyon dolar ve 1 milyon 500 bin TL rüşvet verdiğini çünkü işin başında Çağlayan’ın olduğunu söyledi. 

Erdoğan ve Ali Babacan’ın İran ile ilişkileri yürütmesi için kendisine talimat verdiğini, bunu ise sürekli kendisini denetleyen Çağlayan’dan öğrendiğini söyledi. Zarrab’ın ifadesine göre Erdoğan, Halk Bank gibi Ziraat Bankası ve Vakıf Bank’ın da altın işleri ve para çıkarma işlerine girişmesini istemiş. Zarrab, 17/25 Aralık yolsuzluk operasyonunda adı geçmeyen Ali Babacan’ın da bu talimattan haberi olduğunu belirtti. 

Zarrab, ilk iki gün içinde 2011, 12 ve 13’ün ortasına kadar İran’ın Türkiye’de Halk Bank’ta olan milyarlarca dolarlık parasını nasıl altına çevirip, Türkiye’den Dubai’ye götürdüğünü anlattı. 2013 ABD altın ihracaatını da yasaklayınca, Zarrab, Halk Bank yetkilileri ve AKP bu defa da Dubai üzerinden hayali gıda ihracaatına başvurdu. 

Zafer Çağlayan ise Zarrab’ın konuşmalarında sürekli ön plana çıkan AKP’li politikacı oldu. Çağlayan adeta devlet ve hükümet adına bu yolsuzluk ve vurgun trafiğini denetlemiş. 

Egemen Bağış da Aktif Bank’ta bulunan İran’lı müşterilerin paralarını Türkiye’den çıkarması için devreye girmiş. Zarrab, İranlı müşterilerin parası için Aktif Bank’a hesap başvurusunda bulunmuş ancak banka yetkililerinin bu ambargoyu gerekçe gösterip kabul etmemesi üzerine Bağış’ı devreye koymuş. 

Aktif Bank Çalık Holding’in bir bankasıydı. Bankanın CEO’su ise şimdiki Enerji Bakanı ve Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’tı.

Zarrab, İran’ın Çin’de tutulan paralarının Halk Bank’a getirilmesi için bu ülkede hesap ve şirket açmak istemiş. Zarrab, bunun için de İçişleri Bakanı Muammer Güler’e referans mektubu almak 100 euro rüşvet verdiğini, Güler’in oğlu Barış Güler’in de kendisi için çalıştığını söyledi. 

Bir Libya bankası olan Arap Türk Bankası da kirli çarkın içine giren bankalar arasında bulunuyor. Kaddafi’nin bankası olarak bilinen Arap Türk Bankası 2012 yılında diğer bankalar gibi İran parasının izinin silinmesi için uğraşmış. Mahkemede Arap Türk Bankası’nın üst düzey bir yöneticinin Zarrab ile olan telefon konuşması da dinletildi. Para trafiğinde, Halk Bank’ta bulunan dolar ve euro cinsi para, Türk lirası olarak Arap Türk Bankası’na gitmiş böylece para akışı rahatlatılmak istenmiş. Ayrıca transfer işlemi TL cinsinden yapıldığında dolar üzeri çalışan ABD sistemi içine girmiyor. Zarrab mahkemede “Bizim o paranın izini kaybetmemiz gerekiyordu. Türk lirası olduğu zaman uluslararası sisteme takılmıyor” dedi. 

Zarrab, sanık durumundaki Mehmet Hakan Atilla’ya rüşvet vermediğini söylese de ifadelerinde hayali gıda ihtiyacına karıştığını belirtti. Özellikle bu trafiğin hazırlanması için gerekli olan belgelerin Atilla tarafından temin edildiği belirtildi. Gıda ticaretinde Finansbank’ın da rol aldığı Zarrab’ın geçen haftaki anlatımları arasında bulunuyor. 

Zarrab, bugün de mahkemede ifade vermeye devam edecek. 


Türk basını 3 maymun

Zerrab’ın itiraflarının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Zarrab’ın yakınlarının malvarlığına el koyma işlemi başlatırken, Erdoğan ABD’deki davayı kumpas olarak niteliyor, Türk basını ise Zarrab’ın itirafları konusunda üç maymunu oynadı. 

Türkiye’de gazetelerin Reza Zarrab davasını haberleştirme biçimi, İngiliz haber ajansı Reuters’a haber oldu. Ajans, “Çok sayıda Türk habere aç kaldı” dedi. Reuters’a konuşan Ankaralı bir öğrenci, “Davayı TV veya gazetelerde göremiyorsunuz. Ya haberleri kesiyorlar ya da söz etmiyorlar” ifadelerini kullandı. Bir başka kişi de davayı ‘film gibi izlediklerini’ anlattı: “Hükümetin Twitter’ı hale yasaklamamış olmasına şaşkınım. Arkadaşlarımla gece geç saatlere kadar oturup davayı Twitter’dan takip ediyoruz. Hatta sanki bir film gecesiymiş gibi patlamış mısır yapıyoruz. Davaya ‘Rüşvetlerin Efendisi’ diyoruz” dedi.


Flynn da itirafçı

Bir gelişme de ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’ın da İsrail, Rusya ve AKP ile ilişkiler hakkında itirafçı olmasıydı.

Federal Soruşturma Bürosu (FBI) özel yetkili soruşturmacısı Robert Mueller’in yürüttüğü Flynn dosyasında Rusya’nın yanı sıra İsrail’le ilişkileri sorgulanıyor. 

Flynn’ın ayrıca Fetullah Gülen’in kaçırılıp, Türkiye’ye teslimi konusunda Türk hükümetiyle 15 milyon dolar karşılığında anlaştığı belirtilmişti. O dönemde, Ekim Alptekin adlı Hollanda’da yaşayan bir Türk işadamının da Flynn ve AKP’li bakanları buluşturduğuğu öne sürülmüştü.  

Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, Flynn’ın Rusya’nın ABD Büyükelçisi ve Türkiye ile ilişkileri konusunda FBI’ya yalan söylediğini itiraf etmesinin, Türk hükümeti için daha fazla yasal sorun yaratabileceğini yazdı. 


HABER MERKEZİ


429

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA