Dümenin başında Erdoğan var

İran’a yönelik ambargo delme gerekçesiyle New York’ta başlayan dava, AKP’yi tedirgin etmeye devam ediyor. Zarrab’ın verdiği ifadeye göre dümenin başında Erdoğan bulunuyor.

02 Aralık 2017 Cumartesi | Dünya

İran’ın nükleer çalışmalarından dolayı bu ülkeye uygulanan ambargoyu delmek suçlamasıyla New York’ta başlayan davada ikinci kez hakim karşısına tanık sıfatıyla çıkan Reza Zarrab, İran ile ilişkileri yürütme talimatını dönemin Başbakanı R.Tayyip Erdoğan ve dönemin Hazineden Sorumlu Bakanı Ali Babacan’dan aldığını söyledi. Böylece ilk kez Erdoğan’ın adı Amerika’da bir davada geçmiş oldu. 


Talimat Erdoğan’dan kontrol Çağlayan’dan

Zarrab, “Başbakan Erdoğan ve Babacan İran ile işlemlere (altın ticareti) yardım edilmesi için Vakıfbank ve Ziraat Bankası’na şahsen talimat verdiler” dedi. Zarrab, ilk gün ifadesinde Aktif Bank, Deniz Bank ve Halk Bankası’nın adlarını telafuz etmişti. 

Zarrab, bu talimatı daha önce 45-50 milyon euro, 7 milyon dolar rüşvet verdiğini söylediği dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’dan öğrendiğini belirtti.

Zarrab’a, “O dönem Türkiye başbakanının kimdi” diye soruldu. Zarrab, “Recep Tayyip Erdoğan” yanıtını verdi. Zarrab, şirketinin banka kayıtlarının zaman zaman bizzat Çağlayan tarafından kontrol edildiğini belirtti. Zarrab, “Onun bilgisi olmadan hiçbir şey yapmıyordum. Nihayetinde, Çağlayan’dan hiçbir şey saklamadık” dedi.


Güler’in oğluna 100 bin dolar

Zarrab, Çin’de de benzer bir sistem kurmak istediğini, bankalardan onay alamayınca kendisine referans mektubu yazması için eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler’e 100 bin dolar verdiğini söyledi. 

Zarrab, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın da her işlemden haberdar olduğunu, hatta şirketinin muhasebe kayıtlarını zaman zaman incelediğini savundu.

Zarrab, davanın tutuklu tek sanığı Halk Bank eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla hakkında ilk gün “Yaptırım kuralları hakkında bankadaki en bilgili kişi. Oluşturduğumuz yapının Amerikan yaptırımlarıyla uyumlu gözükmesi için katkıda bulundu” ifadelerini kullansa da kendisine hiç rüşvet vermediğini, Atilla’nın da hiçbir zaman rüşvet istemediğini ifade etti. 


‘Alacacı Çağlayan’a pay verdiğimi biliyordu’

Zarrab, kendisine sorulan bir diğer telefon görüşmesi üzerinden, Ahmet Alacacı isimli kişinin de kendisiyle aynı işi yaptığını ancak kimseden komisyon almadığı için daha düşük fiyat verdiğini ve bu nedenle Alacacı’nın hesaplarını kapatmayı Süleyman Aslan’la görüştüklerini anlattı. Zarrab, “Ahmet Alacacı kârın bir kısmını Zafer Çağlayan’a verdiğimi ve kendisi kimseye ödeme yapmadığı için benim masraflarımın kendisininkinden daha yüksek olduğunu biliyordu. Bu nedenle Alacacı’nın hesaplarını kapatmayı Aslan’la konuştum” dedi.

Savcılık dönemin Halk Bank Genel Müdürü Süleyman Aslan’dan Sarraf’a gelen bir mesajı da delil olarak sundu. Mesajda, “Altın ticareti sona yaklaşıyor. Gıda, ilaç ve benzer mallara devasa talep var” ifadeleri yer alıyordu. 

Davayı takip eden gazetecilerden Adam Kladfeld de Twitter hesabında Zarrab’ın şirketinin iç muhasebe kayıtları olduğu belirtilen belgelerde, Süleyman Aslan’ın isminin ilk harflerinin yanında 2 milyon euro ödemenin bilgisinin yazıldığını belirtti.

Beş dakikalık aranın ardından yeniden başlayan duruşmada savcılar, Mehmet Hakan Atilla ile Zarrab arasında İran ticareti konusunda yapıldığı belirtilen bir ses kaydını da dinletti. 

Zarrab konuşmada Atilla’nın ‘İran’dan gönderilen mebla ve Halkbank’a gönderilmesi için gelen bu paraları gönderen şirketlerle ortaklık yapısından’ söz ettiğini belirtti. Atilla’nın avukatlar tercümeye itiraz ederek konuşmanın ‘hisseler’ ile ilgili olduğunu savundu.

Duruşmada Zarrab’a Süleyman Aslan WhatsApp mesajları da  soruldu. Zarrab, Aslan’la WhatsApp’tan konuştuğu konuları ‘hassas, özel ve önemli’ diye niteledi.


‘Cezaevinde tehdit edildim’

Zarrab, “Niçin FBI gözetimine geçirildiniz” sorusuna da “Güvenlik gerekçesiyle, cezaevinde tehdit edildiğim için” yanıtını verdi. 


HABER MERKEZİ


635

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA