PKK onların partisidir!

Kürdistan'da fedailik olmadan, bedeller ödemeden devrimi geliştirmek, engelleri aşmak mümkün değildir. Bundan ötürü PKK bir şehitler partisidir, gerçek sahipleri onlardır.

28 Kasım 2017 Salı | Dizi

Hazırlayan: SALİH DOĞAN



KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, PKK’nin 40. yılda hedefinin sadece Kürdistan’ın bir parçasıyla; Kürdistan halkıyla sınırlı olmadığını belirtti ve ekeldi: ‘’40. yılda, halkların demokrasi ve özgürlük mücadelesini ortaklaştırma PKK’nin 40. yılındaki en temel hedeflerinden olacaktır.’’ PKK’nin gerçek sahiplerinin şehitler olduğunu vurgulayan Bayık, ‘’Zor koşullarda fedailik yapanlar olmasaydı, ağır saldırılar karşısında bedenlerini ortaya koyarak bu halka, bu partiye sahiplenen şehitler olmasaydı şu anda ortada ne PKK kalırdı, ne halkın özgürlük mücadelesi’’ dedi.


Rojava Devrimi kuşkusuz Kürt halkının en önemli kazanımlarından… Bu devrime götüren süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunda PKK’nin öncülüğü ve Öcalan’ın rolü nedir?

Rojava Devrimi, Kürt halkının onlarca yıl yürüttüğü mücadele sonucu geldiği bilinç ve örgütsel düzeyin Suriye’de yaşanan kriz ortamında patlaması anlamına gelmektedir. Rojava Devrimi Suriye krizi ortamında somut hale gelse de aslında bu devrim Önder Apo’nun 1979’da Rojava’ya, Suriye’ye geçişiyle birlikte başladı. Önder Apo’nun geçişiyle birlikte Rojava’da Kürt halkının kaderi, Ortadoğu’nun kaderi değişmiştir. Önder Apo Ortadoğu’da, Suriye’de, Rojava’da kaldığı müddetçe Kürt halkıyla yakından ilgili olmuştur. Kürt halkını kültürel, yaşamsal, düşünsel ve örgütsel olarak değiştirmiştir. Rojava Devrimi 2011’de gerçekleşmiştir, ama bu yıllarca adım adım örülen bir devrimdir. Eğer Rojava’da Kürt halkı DAİŞ’in, rejimin, El Nusra’nın saldırılarına karşı büyük dirayetle direnmişse, Kobanê’deki kuşatmayı kırarak DAİŞ’in yenilgiye uğratılmasında temel rol oynamışsa, bunu sağlatan, o güne kadar oluşan halk gerçekliğidir. 

Rojava halkının binlerce evladı Kürdistan’ın diğer parçalarındaki özgürlük mücadelesine katılmıştır, binlercesi şehit düşmüştür. Hemen hemen her mahallede, her köyde Kürdistan’ın diğer parçalarında şehit düşen evlatları vardır. Rojava son 30 yıldır savaş içinde olan bir halktır. Savaşın sıkıntılarını, zorluklarını yaşayan bir halktır. Sadece bir parçada değil, Kürdistan’ın bütün parçalarındaki savaştan etkilenen, bu yönüyle de yurtseverlik, örgütlülük, tarih bilincini geliştiren bir halk gerçekliği ortaya çıkmıştır. Bu bilinç yaratma, örgütlenme öncülüğünü de Önder Apo yapınca ortaya eskisinden çok farklı bir halk gerçekliği çıkmıştır. 

Rojava halkı Önder Apo’ya çok bağlıdır. Özellikle kadınlar Önder Apo’ya çok bağlıdır. Önder Apo’yla yeni bir toplumsal yaşama kavuşmuştur. Kadının, Kürt’ün, çocukların, yaşlıların değer gördüğü bir Kürt toplumsal gerçekliği ortaya çıkmıştır.  Tüm bu emekler sonucu Rojava halkı bilinçli, örgütlü bir halk haline gelmiştir. Öyle ki, Rojava’da şehit ailesi olmak, şehit annesi, babası olmak en büyük değer haline gelmiştir. 


Rojava’da 1979’lardan bu yana PKK’nin yarattığı örgütlülüğü bir devrim olarak tanımlamak mümkün mü?

PKK yönetiminin hepsi Rojava halkı içinde eğitim, örgütlenme çalışmalarına katılmıştır. PKK en etkili biçimde kendisini Rojava’da halka tanıtmıştır. PKK’nin tüm merkez komiteleri, tüm kadroları, tüm komutanları Rojava halkıyla iç içe yaşamıştır. Eğer bugün Önder Apo’ya çok bağlıysa bunun nedeni, 30 yıllık yürütülen eğitim, örgütlenme çalışmalarıdır. 2011 devrimi gerçekleşmeden önce Rojava’da bir demokratik devrim, bir sosyal devrim, bir kültür devrim gerçekleşmiştir. Belki Kuzey Kürdistan’daki gibi büyük serhıldanlar gerçekleşmemiş, çok sert koşullarda mücadele yürütülmemiş, ama Önder Apo’nun eğitici ve öğreticiliğiyle Rojava Devrimi de demokratik devrimin, sosyal devrimin, kültür devriminin, ulusal devrimin, siyasal devrimin temelleri atılmıştır. Tüm bunlar 2011 devriminin başarıyla gerçekleşmesini sağlayan tarihsel temel olmuştur. 2011 öncesi Kürt toplumsal gerçekliğini; kadında, gençlikte, yaşlısında yaşanan değişiklikleri görmeden, anlamadan 2011 devriminin neden başarılı olduğu anlaşılamaz.


Öcalan’ın Suriye’de olduğu yıllarda Arap halkıyla da yoğun bir ilişki içinde olduğunu biliyoruz...

Önder Apo, Arap halkıyla, Arap siyasetçileriyle, aydınlarıyla dostluk ilişkileri geliştirmiştir; hiçbir zaman milliyetçi bir yaklaşım içinde olmamıştır. Eğer bugün Rojava Devriminde Arap halkları çok önemli yer alıyorsa, Kürtler, Araplar, Süryaniler Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu diye bir siyasal sistem oluşturmuşlarsa kuşkusuz bunun temelleri Önder Apo’nun onlarca yıl yürüttüğü çalışmaların sonucu atılmıştır. Önder Apo’nun özellikle İmralı esaretinden sonra geliştirdiği Demokratik Ulus anlayışı, Rojava Devriminin doğru perspektifle gerçekleşmesini, Suriye Demokratik Güçleriyle ortaklaşmasını beraberinde getirmiştir. 

Önder Apo’nun Demokratik Ulus anlayışının ilk ve en etkili pratikleştiği yer Rojava olmuştur. Suriye’de Demokratik Ulusun mayası atılmıştır. Artık Suriye’de Araplar, Kürtler, Süryaniler, Aleviler, Sünniler, Ermeniler, Dürziler, Çeçenler, Türkmenler kardeşçe, ortak temelde yaşayabilirler. Demokratik Ulus anlayışı sadece Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’nu değil, bütün Suriye’yi etkilemiştir. Rojava Devrimi halkların özgürce örgütlenmesine dayalı demokratik konfederal özgürlükçü sistemin de modeli olmuştur. Devlet olmadan, iktidar olmadan halkların, toplumun örgütlenmesine dayalı, örgütlü topluma dayalı demokratik bir sistemle gerçek özgürlüğün kazanılacağı Rojava’da ortaya çıkmıştır. 

Eğer bugün dünyadan birçok genç kadın erkek Rojava’ya gidiyor DAİŞ’e karşı yürütülen direnişte yer alıyorsa, bu mücadelede şehit düşüyorsa, Rojava’daki demokratik devrime emeklerini katıyorlarsa, bu aslında Rojava’da yeni bir şeylerin yeşerdiğini, yetiştiğini ortaya koymaktadır. Bu açıdan Rojava Devrimi insanlık açısından yeni bir nefes olmuştur. İnsanlık burada özgür yaşamın, demokratik yaşamın nasıl olabileceğinin modelini yaşayarak ortaya çıkarmaktadır. 

Şunu tabii ki belirtmeliyiz; PKK oradaki devrime doğrudan öncülük etmiyor. Oradaki devrimi oranın gençleri, kadınları, halkı yapıyor. Kuşkusuz Rojava’daki halk önderlik eğitiminden geçmiştir, PKK’yi tanımıştır, Bu yönüyle bu devrimde Önder Apo’nun damgası, etkisi vardır. Ama oradaki kendi örgütsel yapılanmalarıyla bu devrimi gerçekleştirmişlerdir. Tabii ki biz bundan gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz. Bundan memnun oluyoruz, ama Rojava Devrimini gerçekleştiren Rojava halkıdır, Rojava Devrimini gerçekleştiren Rojava halkının içinden çıkmış kadrolardır, militanlardır, gençlerdir. Bunlara saygılıyız, saygı duyuyoruz. Bu devrimin başarılı olmasında moral desteğimizi her zaman sunduk, sunmaya devam edeceğiz. 

Rojava Devrimi içinde Önder Apo’nun etkisini kırmak mümkün değildir. Her ne kadar bugün çeşitli güçler bu devrimi Önder Apo çizgisinden koparmaya çalışmak istiyorlarsa da bunun gerçekleşmesi mümkün değildir. Çünkü Önder Apo orada halklaşmıştır. Önder Apo orada neredeyse her evle ilişki kurmuştur. Oradaki her evin, her kadının, her gencin Önder Apo’yla ya da PKK’yle ilişkisi olmuştur. 20 yıllık çalışma halkın duygusuna ve yaşamına işlenmiştir. Bu da Önder Apo’nun ve PKK’nin devrimci karakterinden ileri gelmektedir. 


40. yılına girerken Kürt halkı onbinlerce gencini toprağa verdi. PKK gerçeğinde şehitler ne anlam ifade ediyor?

PKK zor koşullarda direnerek mücadele eden, özgürlük ve demokrasi mücadelesini geliştiren bir partidir. PKK zorun zoru koşullarda mücadele eden bir partidir. Kürdistan’da zorun zoru koşullarda mücadele etmeden, zorluklara katlanmadan, bedelleri ödemeden mücadeleyi geliştirmek, özgürlüğü kazanmak mümkün değildir. Kürdistan’da fedailik olmadan, bedeller ödemeden devrimi geliştirmek, engelleri aşmak mümkün değildir. Çünkü Kürdistan devrimi Ortadoğu’nun göbeğinde ve dört sömürgeci devlet tarafından baskıya uğrayan bir halkın devrimi olmaktadır. Böyle bir devrimi de sıradan bir mücadeleyle, sıradan bir emek ve çabayla, fedakarlıkla gerçekleştirmek mümkün değildir. Eğer zor koşullara dayanan bir örgüt, zor koşullara dayanan bir militanlık, bir zihniyet yaratılmasaydı Kürdistan’da özgürlük ve demokrasi mücadelesi ilerletilemezdi. Bu zor koşullara katlanmanın sembolleri de şehitlerdir. Şehitlerimiz bu zor koşullara katlanarak, en zor koşullarda yaşamlarını ortaya koyarak bu devrimin önün açmışlardır; bu devrimin önündeki engelleri kaldırmışlardır. Bu devrimi tasfiye etmek isteyen güçlere karşı yaşamlarını ortaya koyarak partiyi ve devrimi korumuşlardır. 



Önder Apo, PKK şehitler partisidir demiştir. PKK’nin şehitler partisi olduğunu, PKK’nin gerçek sahibinin şehitler olduğunu vurgulamıştır. Zor koşullarda fedailik yapanlar olmasaydı, ağır saldırılar karşısında bedenlerini ortaya koyarak bu halka, bu partiye sahiplenen şehitler olmasaydı şu anda ortada ne PKK kalırdı, ne halkın özgürlük mücadelesi. Bu açıdan PKK bir şehitler partisidir. Kürt halkı bugün varsa, özgürlük mücadelesini sürdürüyorsa bunu sağlatan şehitlerdir.  Kürdistan’da şehitlerimiz kutsallık düzeyindedir. Kürdistan’da şehitlerin oynadığı rol tarihseldir. 

Önder Apo, 15 Ağustos Atılımı’na giderken gerillalara, gerilla komutanlarına, yoldaşlarına şunu söylemiştir: “Siz gideceksiniz, belki çoğunuz şehit düşeceksiniz; ama Kürdistan haklının kuruyan damarlarına can suyu olacaksınız.” Gerçekten de 15 Ağustos Atılımı’na katılan 300 kişiyse bunların büyük çoğunluğu şehit düşmüştür. Ama bunlar şehit düşerek Kürt halkının kuruyan damarlarına yaşam suyu olmuşlar; Kürt halkının özgürlük mücadelesinin gelişmesinin temelini atmışlardır, gerillanın kökleşmesini sağlamışlardır.



Haki Karer, Beritan, Zilan, Delal, Çiyager ve Mehmet Tunç’lar tek tek somutlarsak neyin sembolü oldular?

Haki gibi saçından tırnağına kadar tümüyle halk için yaşamadan, duygusunu, düşüncesini, bütün çabasını, 24 saatini halka vermeden PKK gelişebilir miydi? PKK, Haki’nin yaşamına, yaşam gerçeğine dayanarak büyümüştür, gelişmiştir. PKK militanlığı Haki’nin devrimci ruhuyla, kültürüyle, yaşam anlayışıyla yoğrularak zafer kişiliğine ulaşmıştır, mücadeleyi geliştirme kişiliğine ulaşmıştır. Devrimci kişiliğe ulaşmıştır. Gerilla, Agit’in kararlılığına, Agit’in yaratıcılığına dayanarak ayakta kalmıştır. Eğer Agit gibi bir komutan olmasaydı, Agit gibi bir komutan gerillanın ruhu, tarzı, temposu, üslubu haline gelmeseydi bugün gerilla da ağır saldırılar karşısında tasfiye olurdu. Gerilla içinde çeteleşmeler, tasfiyeciler ortaya çıkmıştır, ama bütün bunlar Agit’in mayaladığı gerilla gerçekliğine, özgürlük tutkusuna çarparak boşa çıkarılmıştır. 



Beritan ve Zilan ideolojik ve örgütsel çizgiyi temsil etmişlerdir.  Beritan’ın Güney’deki savaşta güneyli siyasi güçlerin ihanet ve teslimiyeti dayatması karşısında kendisini Dersim kadınları gibi uçurumdan atması özgürlük çizgisinden taviz vermemesi, özgürlük çizgisinin hangi karakterde olması gerektiğini ortaya koymuştur. Beritan’ın duruşu milliyetçi, işbirlikçi çizginin reddini ifade etmiştir. PKK çizgisiyle işbirlikçi, milliyetçi, teslimiyetçi çizgi arasındaki ayırımı koymuştur. Bu ayırımın ne kadar büyük bir ayırım olduğunu; bu iki zihniyet arasında uçurumlar bulunduğunu kendisini uçurumdan atarak kanıtlamıştır. Uçurumdan atarak bu iki çizgi arasındaki netliği ifade etmiştir. Zilan yoldaş örgüt tasfiye edilmek istenirken, Önderlik 6 Mayıs’taki bombalama komplosuyla karşılaşırken, yine örgüt içinde Şemdin Sakık gibi tasfiyeciler orduyu ve partiyi dağıtmaya yönelirken, bu tasfiyeci işbirlikçi eğilim Önderliğe karşı bir harekat başlatırken, Zilan Önderliğe ve önderlik çizgisine sahiplenerek tasfiyeciliğe en büyük darbeyi vurmuştur. Bu dönemde dayatılan tasfiyeciliğin tasfiyesinde Zilan yoldaşın duruşu belirleyici etkide bulunmuştur. 



Sara bu partinin kurucusudur. Sara parti kurucusu olarak partiye katıldığından yaşamını verene kadar hep dik durmuştur; hep direnişçi ve özgürlükçü ruhunu ortaya koymuştur. PKK’nin direnişçi ve özgürlükçü karakterini kendisinde temsil etmiştir. Kürt kadının nasıl iradeli olacağını, Kürt kadınının ne kadar özgürlük tutkusu olacağını, koşullar ne olursa olsun bu özgürlük tutkusundan vazgeçmeyeceğini Sara kendi şahsında ortaya koymuştur.



Bu ay içinde Botan Besta’da şehit düşen Delal Amed yoldaş ise Kürt kadınının geldiği düzeyin kanıtıdır. HPG komutanlığı içinde yer alması, YJA Star komutanı olması, PKK ve PAJK Yürütme Komitesi içinde yer alması, Kürt kadının erkek egemenlikçi zihniyeti kırdığını, bunu sadece yönetime eşit katılarak değil, bütün devrimin ruhunu kadın özgürlük çizgisinde getirerek erkek egemenlikli zihniyetin psikolojik hakimiyetini, zihniyet hakimiyetini de kırarak ortaya koymuştur. Delal Amed’in devrimci komutan kişiliğinin binlerce erkeğe ve kadına komutanlık yapması, Kürt kadınının erkek egemenlikçi zihniyeti nasıl kırdığını, nasıl kendine özgüven duyarak bir orduya komutanlık yapacağını, bir partiye yöneticilik yapacağını kendi şahsında somutlaştırmıştır.



Bu kadın yoldaşlarımız gerçekten de Kürt aşkının, yani Kürt’ün toplumsallığının, özgür yaşamının, Kürt’ün dünya halkları içinde onurlu yer almasının sembolü olmuşlardır. Önder Apo’nun Mem û Zîn şahsında yaratılmak istenen Kürt aşkının bu destanda gerçekleşmediğini, sonunun trajik olduğunu, ama Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesiyle Kürt toplumsallığını yaratarak Kürt aşkını zafere götürmenin öncüleri, komutanları olduğunu vurgulamıştır. Delal Amed ve tüm özgür yaşam şehitleri Kürt’ün özgür yaşamının, demokratik yaşamının, Kürt toplumsallığının, kadın ve erkeklerin bu özgür ve toplumsallık içinde yeni bir Kürt yaşamı yaratmasının devrimci gücü olmuşlardır. 

Özyönetim direnişlerinde Çîyager ve Mehmet Tunçların, Axinlerin halkın iradesini ortaya koyması, bu devrimin halk devrimi olduğunu, halkın kendi kendini yöneteceğini, halkın hiçbir egemenin, iktidarın, devletin egemenliğinde olmadan özgür yaşamını kuracağı iddiasını ifade etmektedir. Artık Kürdistan’da Çîyagerler, Mehmet Tunçlar, Axinler şahsında Kürt’ün özgür yaşam dışında başka bir yaşamı kabul etmeyeceği ortaya konulmuştur. 



İşte tüm bu şehitlerimiz, binlerce şehidimiz yeni Kürt yaşamının mayaları olmuşlardır. PKK onların partisidir, özgürlüğü için savaşan halk gerçekliği onlar tarafından yaratılmıştır. Onlar bütün her şeyin yaratıcısıdırlar. Onlar her şeyin sahibidirler. Önder Apo “ben bunların hizmetçisiyim, ben bunların ideallerinin militanıyım. Ben bunların ideallerini sahiplenen bir yoldaşım” diyerek şehitlerde somutlaşan değerlere sonuna kadar sahipleneceğini, bu değerleri kimseye çiğnetmeyeceğini, bu değerlerin zafere kavuşması için bundan sonra da mücadelesini nefes nefese büyük bir tempoyla, devrimci üslupla, devrimci tarzla yürüteceğini vurgulamıştır. Bu temelde partimizin 40. yılına girerken partimizi ayakta tutan ve halkımızı özgürlüğü için savaşan bir halk haline getiren tüm şehitleri bir kez daha minnetle ve saygıyla anıyor, onların anılarını ve özlemlerini mutlaka gerçekleştireceğimizin sözünü bir kez daha yeniliyoruz. 



PKK’nin 40. yılında hedefleri, amaçları, planlaması nedir?

PKK 40. yılına girerken 40 yıllık mücadelenin yarattığı sonuçları daha da ileriye götürmeyi hedeflemektedir. Ortadoğu’da süren Üçüncü Dünya Savaşı koşullarında demokratik devrimi bütün Ortadoğu’nun demokratik devrimi haline getirme mücadelesi yürütecektir. Bugün Kürtler Ortadoğu’nun en dinamik devrimci gücüdür. Önder Apo çizgisi ve PKK çizgisi, Kürtleri Türkiye’de de Suriye’de de İran’da da Irak’ta da demokrasinin öncü gücü haline getirmiştir. PKK 40. yılında halkları özgür ve demokratik yaşama kavuşturmayı hedefleyecektir. PKK’nin artık hedefleri sadece Kürdistan’ın bir parçasıyla; Kürdistan halkıyla sınırlı değildir. Halkların demokrasi ve özgürlük mücadelesini ortaklaştırma PKK’nin 40. yılındaki en temel hedeflerinden olacaktır. Halkların kardeşliği temelinde ortak yürütülecek özgürlük ve demokrasi mücadelesiyle çıkılabilir. Bu yönüyle tüm halklar eğer özgür ve demokratik yaşama kavuşmak istiyorsa özgürlük ve demokrasi mücadelesini birleştirmeleri gerekmektedir. Artık sadece Kürdistan’la ve Kürtlerle sınırlı bir mücadeleyle özgür ve demokratik yaşamın kazanılamayacağı, Kürtlerin özgür ve demokratik yaşamının güvenceye alınamayacağı Ortadoğu’da süren Üçüncü Dünya Savaşı ve bunun yarattığı sonuçlarla açığa çıkmıştır. Rojava Devrimine en büyük düşmanlığı Türkiye yapmaktadır. 

PKK öncülüğünde yürütülen özgürlük ve demokrasi mücadelesi, Ortadoğu’daki otoriter, baskıcı, statükocu rejimleri sarsmış durumdadır. Bunların başında da Türkiye gelmektedir. Türkiye’de bugün Kürt halkına azgınca saldırı yapılmasının nedeni, Türkiye’deki otoriter despotik rejimin kaybetme gerçeğinin ortaya çıkmasıyla ilgilidir. Türkiye’deki soykırımcı faşist rejim kaybetmemek için dişini tırnağına takarak Kürt halkına karşı kirli bir savaş yürütmektedir. Bu, Türkiye halklarının çıkarına olan bir savaş değildir; tamamen AKP iktidarının kendisini ayakta tutma savaşıdır. 

AKP-MHP faşist iktidarı sadece Kürt halkına değil, Türkiye’deki tüm devrimci demokratik güçlere karşı bir saldırı yürütmektedir. Türkiye’deki devrimci demokratik güçler ezilmek istenmektedir. Kürt Özgürlük Hareketi tasfiye edilmek istenmektedir. Bu açıdan 40. yılın bir hedefi de bu saldırıları püskürterek, bu saldırıların püskürtülmesi temelinde demokratik devrimi başarıya götürmek, Türkiye’yi demokratikleştirmek, Suriye’yi demokratikleştirmek, tüm Ortadoğu’yu demokratikleştirmek olacaktır. 40. yıl bu açıdan demokratik devrimci güçlerle karşı devrimci güçler arasındaki mücadelenin kıyasıya süreceği bir yıl olacaktır. Bu açıdan 40. yıl bu anlamda da kritik bir yıldır.


792

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA