‘Öcalan Kütüphanesi-Öcalan ve Tüm Siyasi Tutsaklara Özgürlük’ otobüsünden... Aynı yolun yoldaşıyız

‘Öcalan Kütüphanesi Otobüsü’ ile bir hafta yolculuk yapan arkadaşımız Mehmet Zahit Ekinci, tam bir aydır ülke ülke, şehir şehir gezerek Öcalan felsefesini anlatan farklı inançlardan onlarca eylemciyi ve ‘otobüs halleri’ni sizler için derledi...

10 Kasım 2017 Cuma | Toplum-Yaşam


MEHMET ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG


Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde 19 yıldır aralıksız bir tecrit ve izolasyon politikası yürütülüyor. 9 Ekim 1998’de startı verilen komplo 15 Şubat 1999’da Abdullah Öcalan’ın esaretiyle devam etti. Bu yıllar Kürdistan tarihinde kızılca kıyamete tekabül eden yılar. Önderleri Öcalan’ın esareti ile beraber Kürdistanlılar adeta bir ateş topuna dünüştü. Yüze yakın insan bedenlerini ateşe vererek komployu protesto etti. Gerek Kürdistan’da gerekse diasporada yaşayan Kürdistanlıların eylemsiz günü hemen hemen olmadı.

Komplonun 19. yılına tekabül eden günlerde Kürdistan Özgürlük Mücadelesi, Öcalan’ın avukatları ve yakınları ile görüştürülmesi için “Öcalan Kütüphanesi-Öcalan ve Tüm Siyasi Tutsaklara Özgürlük” adıyla bir kampanya başlattı. Kiralanan bir otobüsle Avrupa’nın Belçika, Almanya, Avusturya, İsviçre, Fransa, Hollanda, Danimarka ve İsveç ülkelerinde onlarca kent ziyaret edildi. Ben de bu otobüsteki candan insanlarla bir hafta geçirdim. Ve onları kısa da olsa tarihe not düşmek istedim… 



Yaklaşık 10 bin kilometre yol...

Müsur Aslan Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin adsız kahramanlarından. Aslen Nusaybinli olan Müsur Aslan’ın ismi insanlara zor gelince Müsur ismi bir anda Munzur’a dünüşüvermiş. Duisburg’da iki kez Halk Meclisi Başkanlığı yaptığını söylüyor. Öcalan felsefesini Avrupalı insanlara taşırmak için bir otobüs şoförüne ihtiyaç duyulunca tereddütsüz kabul etmiş. Oldukça cana yakın ve otobüste bulunan insanlar tarafından çok seviliyor. 



9 Ekim’de başlayıp 11 Kasım’da Strasbourg’da bitmesi planlanan kampanya çerçevesinde Strasbourg, Stuttgart, Salzburg, Linz, Viyana, Zürih, Basel, Cenevre, Lyon, Marsilya, Paris, Montpeiler, Bordoeux, Nantes, Rennes, Antwerpen, Liege, Charloe, Den Haag, Hamburg, Kopenhag, Helsingborg, Örebro, Göteborg, Stockholm, Berlin, Hannover’i ziyaret ettiklerini Dortmund ve Frankfurt şehirlerini de ziyaret edeceklerini yaklaşık ve toplamda 10 bin kilometre yol katedeceklerini belirtiyor.


‘Heval buradan bisiklet geçiyor ya’

Yaşanılan olumsuzlukları anlatırken espirili bir dil kulanıyor Munzur heval. Avrupa saati ile Kürt saatinin birbirini tutmaması sebebiyle birçok kez sıkıntılar yaşanmış, gelinen şehirlerde otobüsün konaklaması için tutulan yerlerin güvenlikli olmadığını çoğu zaman herhangi bir yolda otobüsü beklettiklerini söylüyor. 

Otobüsü etrafı basit tellerle çevrili bir alana park etmişlerdi bir keresinde. Buranın ne kadar güvenlikli olduğunu sorunca da bir arkadaş, “Heval merak etme. Buranın anahtarı bizde” cevabını almış. Cenevre’de mitingin yapılacağı yerin etrafında yolun dar olması sebebiyle birkaç kez tur attıklarını ve oldukça dar bir bisiklet yoluna girdiklerini belirtiyor Munzur Heval. Buradan geçemeyeceğini söyleyince de otobüste bulunanlardan biri “Heval buradan bisiklet geçiyor ya sen niye geçmiyorsun” demesiyle kahkahayı basıyor. 

Otobüsün uzunluğu 13 metre, yüksekliği ise 3.60 metre. Fransa’da bir tünelden geçmeleri gerektiğini ama tünelin 3.20 santimetre dolayında olduğunu belirtiyor Munzur. Ne yapabiliriz diye düşünürken arkadan bir ses “Tekerlerin havasını indirirsek geçemez miyiz?” diyerek espriyi patlatıyor. Tekrardan otobüsü kahkahalar sarıyor. 

Fatoş Göksungur, başından bu yana gezide yer alıyor. Elinden telefonu düşmüyor. Herkesin yardımına koşuyor. Gidilecek yerlerden konaklamadan, otobüsün tüm ihtiyaçlarının karşılanmasına kadar birinci dereceden sorumlu. Bu kadar sorumluluğa rağmen yüzünde gülücükler eksik olmuyor. İtalya’dan katılmış Güney Kürdistanlı Saman hevalin deyişiyle ‘Hevala Fetöş’, yolculuğun moral kaynağı oluyor adeta.



Serhildanların kızı da otobüste 

Berivan Cizîrî’nin 1992 Cizre Serhildanı’ndaki görüntüleri hala birçok Kürdistanlının hafızasında canlılığını koruyor. Üstüne üstüne yürürken düşmanın, elinden yaralanıyor. Görsel basın adına o da otobüste. İlk günün heyecanı ile çalışıyor. Gidilen her yerde çekimler yapıyor. Bir bakıyorsunuz elinde kamera, bir bakıyorsunuz halayın başını çekiyor. Otobüs, Belçika turundayken faşistlerin saldırısı sonucunda boynundan bıçakla yaralanıyor. Doktorlar bıçağın bir ya da iki santim daha derine inmesi durumunda şah damarının kesileceğini belirtmiş. Boynu sarılı bir halde iken bile görevini yapmaya çalışmış. Gittiği her yerde insanlar onunla fotoğraf çektirmek istiyor. Herkes onu misafir etmek istiyor. Ama o bölgecilik yaparak Cizreli ailelerde kalmayı tercih ediyor. 


İtalyan dostlar Kürt çıktı!

Otobüs tura hazırlanırken Fatoş Göksungur’a bir telefon geliyor. ‘İtalya’dan 4 dost gelecek. Ona göre hazırlıklarınızı yapın.’ Bizimkileri almış bir telaş. ‘Dostları en iyi şekilde karşılamak gerekir’ diye yer ayarlanmış. Herkes birkaç kelime İtalyanca öğrenmeye çalışıyor. Tren istasyonuna dostları karşılamaya gittiğimizde karşımıza dört adet esmer yağız Kürdistanlı çıktı.

Uruguaylı Lola oldu ‘Lola Torî’



Daha önce gazetemiz için haberini yaptığımız Lola Guewara’da otobüste. Tipik bir Kürt kızına benzediği için insanlar Uruguaylı bir anne ve Fransız bir babanın kızı olduğuna inanmıyor. Otobüs durur durmaz İngilizce, İspanyolca, Türkçe konuşarak bildiriler dağıtıyor. Otobüs yolculuğunun kendisi için bir dönüm noktası olduğunu söylüyor. ‘Neden?’ Diye soruyorum, “Hep hayal ettiğim bir yaşamın içindeyim sanki. Herkesin her şeyi bölüştüğü kimsenin kimseyi ezmediği bir onurlu bir yaşam. Önderliğin felsefesini bir yandan burada yaşarken bir yandan da insanlara götürüyoruz. Bundan daha değerli bir şey olabilir mi?” diyor. Yılların zindan direnişçisi Süleyman Günyeli ona ‘Lola Sweregi’ ismini taksa da o da Torîler gibi inadından bir türlü vazgeçmiyor. ‘Heval Siverekli olsam da Torîliğimden vazgeçmeyeceğim’ diyor.


Halka hizmet ‘Hak’a hizmet 



Garip Nurhak Kürt müzik dünyasının tanınmış simalarından. Maraş Girişimi adına bu yolculukta yer aldığını belirtiyor. Yaklaşık 20 senedir Stuttgart’ta yaşayan Nurhak, 2012’de bir kardeşini şehit vermiş. Siyasi aktiviteleri ve sivri dilinden dolayı Türkiye’ye gidemese de gerçekleri şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrada söyleyeceğini belirtiyor. Otobüsün içinde İtalya’dan gelen Mardin/Derikli Hüseyin heval ile birlikte lojistikten sorumlu. Beş dakikada bir uğrayıp bir ihtiyacımızın olup olmadığını soruyor. Otobüsteki yolcuların ağırlığı kadar meyve ve içecek var. Uğradığımız her şehirde söz konusu önderliğin otobüsü oldu mu yapamayacakları fedakarlık kalmıyor. Herkes bir şeyler almak istiyor. 



İtalya’dan gelen Hüseyin heval yolculuğun sonlarına doğru dayanılmaz diş ağrıları çekiyor. Buna rağmen gerek o, gerekse Garip Nurhak hizmette kusur etmiyor. Halka hizmetin ‘hak’ hizmeti olduğunu belirtiyor Garip Nurhak. Halkın sanatçısı kadar halkın hizmetkarı da aynı zamanda. Servisten kalan boş zamanlarında ise bağlaması ile müzik yapıyor.


‘Bu devletle asla barışmayacağım’



Apê Ekrem ve Sultan Ana yaş bakımından otobüsün en kıdemlileri. İkisi de Özgürlük Mücadelesi’nde evlatlarını bedel vermiş. Apê Ekrem Özgürlük Hareketi içerisinde ‘Filozof Vasfi’ olarak bilinen Hamza Yavuz’un babası. İlerlemiş yaşına rağmen her eylemde yer alıyor. Uzun bir süre Heyva Sor faaliyetlerinde bulunmuş. Strasbourg’da 5 günlük oturma eyleminde iken otobüs yolculuğuna katılmış. Aslen Batman’ın Gercüş kazasından. Ömrü çilelerden geçmiş bir derviş gibi. Söz konusu önderlik olunca önce Strasbourg’daki eyleme daha sonra da otobüs turuna katılmış. O’nun için bütün randevularını ertelediğini söylüyor. Yolculuğa KOMAW adına katıldığını belirten Apê Ekrem, ömrünün geri kalanını bu mücadeleye adayacağını söylüyor.



Sultan Ana’nın da duygu ve düşünceleri de Apê Ekrem’inkiyle örtüşüyor. O da bu uğurda iki evladını şehit vermiş. Oğlu Serdar babasının gözleri önünde katledilmiş. ‘Bu devletle asla barışmayacağım’ diyor. Aslen Arap Kökenli olan Sultan Ana’nın da ömrü zindan ve mahkeme kapılarında geçmiş. Son beş yıldır mülteci bir yaşam sürmek zorunda kalan Sultan Ana, 7 Haziran seçimlerinde Brüksel Türk Konsolosluğu önünde faşistlerin bıçaklı saldırısına da uğramıştı. Tüm bunlar var olan öfkesini daha da bilemiş.


Ermeni, Arap, Kirmanc ve Çerkes kökenli!

Lyon’dan bu yolculuğa katılan Dilan Tigran, otobüsün ani fren yapması nedeniyle arka koltuktan düşmüş. Arkadaşlarından biri ona yardım edeyim derken omuzunun çıkmasına neden oluyor. Kolu askıda iken bile herkesin yardımına koşabilecek kadar fedakar bir genç kız. Baba tarafı Ermeni anne tarafının Arap olduğunu, kökeninde bunun yanı sıra biraz Zaza (Kirmanc/Dimilî) biraz da Çerkeslik olduğunu belirtiyor. Oldukça sempatik ve yardımsever. Herkesle diyalog kurmak istiyor. Tanıştıktan hemen sonra sanki yıllardır tanışıyormuşuz izlenimi veriyor.



Saman Ömer’de öyle. Gülmesi için Saman demeniz yeterli. Her şeye gülüyor. Otobüsün neşe kaynağı adeta. Uzun yıllar Kürt televizyonlarında rejisörlük ve montaj işi yaptığını ifade ediyor. İtalya’dan katılmış bu kutsal yolculuğa.



Seyitxan heval de İtalya’dan gelmiş. Her şeye eleştirel bir gözle bakıyor. Tam bir fotoğraf ustası. Kameramızı bir güzel elden geçiriyor sağ olsun. 6 yıl profesyonel anlamda dış mekan çekimleri yaptığını belirtiyor.

Yolculuğa İsviçre’deki kadınlar adına katıldığını ve hayal ettiği bir yaşamın içerisinde olduğunu belirten ve Zürih Kadın Meclisi bünyesinde Kültür Komisyonu içerisinde de yer alan Birsen İdeli, duygularını bizimle şöyle paylaşıyor: “Yaklaşık 15 yıldır İsviçre’de yaşıyorum. Kadın Meclisi’nde yer alıyorum. Strasbourg eylemi için Belçika’ya gelmiştim. Otobüs yolculuğunu duyunca bütün randevularımı iptal ettim. Bu yolculuğa sıradan bir eylem gözüyle bakmıyorum. Hayalini kurduğumuz dünyanın küçük bir prototipi. Birçok dilin, inancın, rengin bir arada olduğu bir dünya. Burada yaşamış olduğum güzel duygular beni bir nevi çocukluğuma götürdü. Sanki çocukluğumun mahallesinde yaşıyorum. Dayanışma duyguları o kadar güçlü yani. Hayatımda ertelediğim birçok şeyi sanki burada gördüm. Lime lime edilen ruhlarımız sanki burada tekrardan birleşti. Ayrılırken çok zorlanacağım.”



Her veda yeni bir buluşma…

Ayrılırken zorlanma herkesin ortak korkusu. Bu güzel insanlarla bir hafta kalmama rağmen bende aynı duyguları yaşadım.

İskandinavya ülkelerinin soğuk iklimi ayaklarımı yerden kesince yolculuğun son iki gününü hasta geçirdim. Otobüste bulunan tüm yoldaşlar etrafımda adeta pervane oldu. Birisinin adını söylersem öbürünü söylemesem haksızlık olur diye yazmayacağım. Anneler beni evlatları gibi bağırlarına bastı; haplar, limon ve zencefilin yanı sıra bu insanların göstermiş oldukları yoldaşlık ilgisi sayesinde kısa sürede iyileştim.

Gece karanlığında geldiğimiz Berlin’e yağmur yağıyordu. Yoldaşlarımla geçireceğim son gece olacak. Hepsini unutmamak için gözlerine bakıp, yüzlerini yüreğime kazıyorum. 1 Hafta insan ömrü için çok şey değil belki. Ama yaşadığım bir hafta içerisinde tekrar insan olduğumu hissettim. 30 yıldır mücadelesini verdiğim bu davaya imanımı tazeledim adeta. 

Fatoş Göksungur, Cuma, Berivan, Munzur, Dilan, Lola, Garip Nurhak, Hüseyin, Sultan Ana, Apê Ekrem, Apê Mehmet, Birsen  ve adını yazamadığım diğer yoldaşlarım. Bana yaşattığınız tüm güzellikler için hepinize çok ama çok teşekkür ediyorum.



1458

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA