Ekim Devrimi’ni anlamlandırmak

Hüseyin ALİ

09 Kasım 2017 Perşembe | Forum

Ekim Devrimi’nin üzerinden yüz yıl geçti. Ekim Devrimi’yle gerçekleşen reel sosyalist sistem tasfiye oldu. Ancak Ekim Devrimi’nin siyasal ve toplumsal mücadele tarihindeki yeri her zaman önemini koruyacak ve tartışılacaktır. Ezilenler ve sömürülenlerin eşitlik ve özgürlük sorunu olmayan bir dünya özlemiyle kendi yönetimlerini kurma deneyimi bundan sonra da özgürlük, demokrasi ve sosyalizm mücadelesine büyük katkılarda bulunacaktır. 

Ekim Devrimi, işçilerin, emekçilerin özlemi olan sosyalizmi gerçekleştirmeyi hedeflemiştir. Kapitalizmin ağır bir sömürü ve baskı düzeni olduğunu çözümleyen Marks ve Engels, işçilerin ve ezilenlerin burjuvaziyi alt ederek sosyalizmi kuracaklarını ideolojik ve teorik olarak ortaya koymuşlardır. Bu ideoloji ve teori yüzyıl dünyayı sarsmış, dünyadaki siyasal ve toplumsal hareketleri yoğunca etkilemiştir. Ekim Devrimi’yle birlikte ezilenler, sömürülenler yüzünü Sovyetler Birliği’ne çevirmişlerdir. Ezilenler, sömürülenler Ekim Devrimi’nden moral ve güç alarak dünyanın her tarafında özgürlük ve demokrasi mücadelesini yükseltmişlerdir. Bu da siyasal ve toplumsal mücadele tarihin deviniminde büyük rol oynamışlardır.

Ezilenlerin ve sömürülenlerin mücadelesi karşısında kapitalistler ve tüm egemen sınıflar daha fazla zor ve şiddet yöntemlerine başvurmuşlardır. Nitekim 20. yüzyılda birçok ülkede faşistler ve diktatörler iktidar olmuşlardır. Ezilenlerin ve sömürülenlerin mücadelesi baskıcı sömürücü egemenlerin gerçek yüzünün ve karakterinin açığa çıkmasını sağlamıştır. 20. yüzyıl, ezilenlerin ve sömürülenlerin bilincinin ve mücadelesinin geliştiği ve yükseldiği yüzyıl olmuştur. Kuşkusuz bunda Ekim Devrimi’nin büyük etkisi olmuştur. Ekim Devrimi, özgürlük, demokrasi ve sosyalizm tarihinde her zaman hak ettiği yeri alacaktır. Nasıl ki Ekim Devrimi 1905 devrimci demokratik çıkışın dersleriyle gerçekleştiyse, gelecekte sosyalizmin başarısı ve kalıcılaşması da Ekim Devrim’inden çıkarılan derslerle sağlanacaktır. Belki 1905 devrimi bir yenilgiydi, Ekim Devrimi ise teorik ve pratik eksiklikleriyle özünden koparak kalıcılaşmayan büyük bir devrim olarak tarihe geçecektir.

Ekim Devrimi’ne hakkını vermek, bu devrim uğruna yaşamını verenlerin, emek katanların özlemlerini gerçekleştirmek için bu deneyimin doğru değerlendirilmesi ve bu temelde özeleştirisinin verilmesi gerekir. Eğer gerçekleşen reel sosyalizm tasfiye olduysa bunun nedenlerini ortaya koymak sosyalistlerin temel görevidir. Sosyalizm düşmanlarının karalamaları ya da eleştirileri ayrı bir konudur. Onlar böyle yapıyor diye sosyalistler geçmişi her yönüyle savunamazlar ya da tasfiyeyi yüzeysel etkenlere ve dış güçlere bağlayamazlar. Kazanmanın ve kaybetmenin esas olarak bu pratiğin öncüleri ve içinde yer alanlara bağlı olduğunun görülmesi gerekir. Kuşkusuz pratikte yanlış uygulayanlar ve uygulamalar olmuştur. Ancak bu izah da yetersiz kalır. Teorik tezler ve bunun ortaya çıkardığı pratiğin sorgulanması olmadan tasfiyenin gerçek nedenleri anlaşılamaz. Dış etken vardır, kapitalist emperyalizm daha ilk günden sosyalizmi yıkmak için çaba içinde olmuştur. Ancak bunlar sadece iç zayıflıkların, yanlışlıkların sonucu etkili olan etmenler olarak görülmelidir. 

PKK Önderliği; Marks, Engels, Lenin ve sosyalizm için emek veren ve bu uğurda mücadele edenlere saygının gereği sosyalizmin teori ve pratiğindeki eksiklikleri kapsamlı yaptığı çözümlemelerle ortaya koymuştur. Bu yönüyle sosyalizm ve sosyalizm tarihine çok büyük katkılarda bulunmuştur. Özellikle devlet ve iktidar konusunda çok köklü ve tarihi çözümlemeler yapmıştır. Sosyalist teoride en büyük zaafın bu yanlışlıktan kaynaklandığını vurgulamıştır. Marks’ın kapitalizmi çözümlemesi ve bu yönlü değerlendirmelerini çok önemli görmekle birlikte, kapitalizmin bütünlüklü bir modernitesi olduğunu, bu açıdan sosyalizmin kendi modernitesiyle bu moderniteye yönelik bütünlüklü bir mücadele vermesi gerektiğinin altını çizmiştir. 

Reel sosyalizm pratiğindeki endüstriyalizm de sosyalizmin özüne ters bir uygulama durumudur. PKK önderliği bu durumu da ciddi eleştirmiştir. Öte yandan kadın özgürlük yaklaşımını da yetersiz görmüş, hatta tüm yetersizliklerin de bu konudaki eksiklik ve yetersizlikten kaynaklandığını vurgulamıştır. Sosyalizm, yani toplumculuk esas olarak kadın özgürlük çizgisiyle en doğru zemine ve temele kavuşturulabilir. Bu açıdan PKK önderliği kadın özgürlüğünün sınıfsal ve ulusal özgürlükten daha önemli olduğunu vurgulayarak bu gerçekliği ortaya koymuştur.

Reel sosyalizm pratiğine yön veren temel tezler başka bakımlardan da eleştirilebilir. Tarihi yorumlama ve demokrasiyi değerlendirme konusunda da yetersizlikleri vardır. Bu konuda da birçok değerlendirme olmuştur.

Şu açıktır ki, kapitalizm toplumu tümden dağıtıp çürütmektedir. Tüketim topumu aşamasında sosyalizm insanlık açısından acil, kaçınılmaz ve zorunlu hale gelmiştir. Kapitalizmin aşılması ve sosyalizmin dışında insanlığı kurtuluşa kavuşturmak mümkün değildir. Eğer sosyalistler ve devrimciler bunu gerçekleştirme sorumluluğu yükleneceklerse 1917 Ekim Devrimi ve sonrası pratiğin ortaya çıkardığı eksikliklerin nedenlerini ortaya koyup düzeltmek gerekir. Başarı sadece ve sadece böyle gelir. Ekim Devrimi böyle anlamlandırılır ve yaşatılır. 

Ekim Devrimi, insanlık tarihini değiştirecek bir devrim olacaksa, baskı ve sömürünün kaynağı ve temeli olan devlete karşı alternatif bir model ortaya koymak şarttır. Ne halkın ne de işçilerin devleti olabilir. PKK önderliği, alternatif olarak örgütlü demokratik topluma dayalı demokratik konfederal sistemi kapsamlı temelde çözümlemelerle ortaya koymuştur. Bunu anarşistlerin devlet değerlendirmeleriyle özdeşleştirmek ve bu temelde dikkate almamak kabul edilecek bir yaklaşım değildir. 

PKK önderliği bu çözümlemeleri sosyalist önderlere, sosyalizm için mücadele edenlerin anısına, tarihteki tüm toplumsal değerlere bağlılığın gereği geliştirmiştir. Büyük bir mücadele tarihi olan bir partinin önderinin bu çözümlemelerini sosyalistlerin mutlaka tartışması ve değerlendirmesi gerekir. Sosyalizm teorisi ve pratiğini tartışarak bugünkü yetersiz durumu aşmak da tüm sosyalistlerin görevidir. Tarih boyu toplumculuk ve sosyalizm mücadelesi verenlerin bugün sosyalistlerden beklentisi budur. 



305

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA