Prense Trump desteği

Trump, İran’a karşı çok önemli müttefik olarak gördüğü Suudi Arabistan’da Kral Salman ve veliaht prensin yürüttüğü yolsuzluk operasyonuna tam destek verdi.

08 Kasım 2017 Çarşamba | Dünya

ABD Başkanı Donald Trump’tan, hem Ortadoğu’da İran karşıtı hamle yapan, hem de Kraliyet içinde kendi iktidarını sağlamlaştırmak amacıyla rakiplerini tasfiye operasyonlarını yürüten Suudi Kralı Salman ve oğlu veliaht prens Muhammed bin Salman’a tam destek geldi. 

Cumartesi günü Suudi Arabistan’da 11 prens, 4 bakan, çok sayıda eski bakan ve işveren Kraliyet Kararnamesi ile yolsuzluğa karıştıkları gerekçesiyle tutuklanmıştı. 

Yolsuzlukları soruşturma komisyonunun başında ise Kral Salman bin Abdulaziz’den sadece bir adım geride olan oğlu veliaht prens Muhammed bin Salman bulunuyor. 

Bu operasyona ABD’nin desteği olduğu ve işin arka planında İran’a karşı yeni konseptin olduğu siyasi gözlemciler tarafından dillendirilmişti. 

Nitekim ABD Başkanı Trump, 42 milyondan fazla takipçiye sahip kendi Twitter hesabında yaptığı açıklamada “Kral Salman ve Suudi Arabistan’ın veliaht prensine güvenim tamdır. Kesinlikle ne yaptıklarını biliyorlar” dedi.

Trump, Suudi Arabistan’da yolsuzluk suçlamasıyla tutuklananların ise ülkeyi kanattığını söyledi. 


 

Trump Körfez ziyaretiyle başladı 

ABD Başkanı Trump, başkanlık koltuğuna oturduktan sonraki ilk yurtdışı ziyaretini de Mayıs ayında Riyad’a gerçekleştirmişti. Trump, Riyad ziyaretinde sert ifadeler kullanmıştı. 

Arap monarşilerini tehdit eden Trump, radikal karşısında tavır değiştirmezlerse onları yalnız bırakacaklarını söylemişti. Trump’ın bu ziyareti ile Suudi Arabistan ile yüz milyar dolarları bulan silah ve farklı ticaret alanlarında anlaşmalar yapmış, ziyaretle birlikte İran’a karşı ABD-Körfez işbirliğinin mesajını vermişti. 

Körfez ülkelerinden Katar, teröre destek verdiği ve İran ile geliştirdiği ilişkilerden dolayı Haziran ayında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Bahreyn’in ekonomik ve diplomatik ablukasına maruz kalmıştı. 

4 devlet Katar’a, 13 maddelik emir vermişti. 13 maddelik ültümatom arasında Katar’ın Müslüman Kardeşler ve El Kaide kökenli örgütlere desteğini çekmesi, Türkiye’nin Katar’daki askeri varlığının sona erdirilmesi, teröre verdiği destekten dolayı ortaya çıkan zararları ödemesi gibi şartlar da vardı. Katar’ın bir şekilde çizgiye çekildiği süreç ise bazen sert, bazen de yumuşak diplomatik enstürmanlarla devam ediyor.


Suudilerde temizlik operasyonu

Haziran ayında beri Körfez’de meydana gelen bu gelişmeler, son bir kaç günden beri baş döndüren bir ivme kazandı. 

Suudi Arabistan’da 4 Kasım’dan bu yana bin 300’ü aşkın kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin çoğunluğu Abdullah klanı üyelerinden oluşuyor. Bazı şüpheliler hapse atılırken, bazıları Ritz-Carlton otelde ev hapsine alındı. Polis gözetiminde yerde tutuluyorlar.

Suudi Krallığı’nın başından bu yana ilk kez bu düzeyde bir güç gösterisi yapılıyor. Kraliyet ailesi içerisinde daha önce de iktidar çatışmaları yaşandı. Ancak bu kez Kral Salman’ın onlarca yıldır farkı klanlar arsındaki dengeye son vermek üzere olduğu belirtiliyor.

Krallıkta bir süreden beridir değişim sinyalleri geliyordu. 

Veliaht prensi Bin Salman, 2030 vizyonu projesi kapsamında ekonomik ve bazı sosyal reformlar planlıyor. Bazı gözlemciler ise bunu “Saray devrimi” olarak tanımlıyor.

Suudi Arabistan’da şu anki Kral Salman’ın yerini alacak kardeşi veliaht prens Muhammed bin Nayif Bin Abdulaziz’di.  

Ancak, 21 Haziran’da Kraliyet Kararnamesi ile Kral Salman, Nayif’in yerine ikinci veliaht prens olan oğlu Muhammed bin Salman’ı getirdi. Nayif tüm görevlerinden azledildi.  

1926’dan bu yana krallık kardeşten kardeşe geçerken, Kraldan sonra ikinci adam pozisyonuna gelen Muhammed Bin Salman’ın durumu, iktidar kavgalarının da tetikleyicisi oldu.


Bölgede bloklaşma derinleşiyor

Bu devrimin tamamlanması için Kral Salman’ın son operasyonla ikinci kuşak ağır topların tümünü elediği ve üçüncü kuşağa dayandığına dikkat çekiliyor. Bununla birlikte yolsuzlukla mücadele adı altında, iş dünyasında da temizlik yapılıyor.

Kraliyet bünyesindeki bu kriz, Ortadoğu’da yeni bir paylaşım savaşının yürütüldüğü sırada gerçekleşmesi bir tesadüf olarak görülmüyor.

Suudi krizi, bölgede bloklaşmanın derinleştiği bir sırada gerçekleşti. Bir yandan Rusya, İran ve Arap dünyasındaki ittifakları, diğer yandan ABD, Suudi Arabistan ve Mısır bloku dikkat çekiyor.

Çatışma alanları da Suriye, Yemen, Irak, Bahreyn ve Lübnan olarak netlik kazanıyor. Washington, Irak’ı da kendi blokuna almaya çalışıyor. Bazı uzmanlara göre Irak, İran-Rusya blokuna geçti bile. 

Ancak hem DAİŞ’e karşı operasyonda ABD’nin Irak’a verdiği destek, hem de Suudi Arabistan-Irak yakınlaşmasına öncülük edenin ABD olduğu düşünüldüğünde Irak’ın ABD’den elini eteğini çekip bunun karşısındaki bloka dahil olması öyle çok kolay gözüken bir durum değil. 

Irak açısından böylesi bir tercih, henüz taşların yerine oturmadığı bir coğrafyada zor görünüyor. 

NATO üyesi Türkiye de giderek Rusya blokuna yaklaşıyor. 

Şaibeli 15 Temmuz darbe girişiminin ardından daha da işlev kazanan AKP-MHP ve Ergenekon ittifakı, Türkiye’nin eksen kayması olarak değerlendirilebilecek bu rota değişimini sağladı. 


Suriye savaşının etkileri

Tüm bu gelişmeler, Suriye’deki savaşta gelinen aşama ayrı ele düşünülemez. DAİŞ, El Nusra, Müslüman Kardeşler gibi çete örgütlerini destekleyen Sünni cephenin temsilcileri Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar, Suriye’de bu örgütlerin şahsında savaşı kaybetti. 

Bu 3 bölgesel gücün kaybetmesinde en büyük aktör, şu anda da Suriye’de özgürlük mücadelesi yürüten QSD güçleri.

Elbette, paravan örgütlerin yenilgisinin faturası onları himaye edenlere de çıkacaktı. Etkisi artan İran karşısında tutunabilmek için de Suudi Arabistan’ın değişimden başka bir seçeneği yok. Suudi Arabistan, kendini değiştirip, dönüştürerek hem Suriye’de savaş sahasında yenilgiyi en hafif hasarla atlatma hem de İran karşısında elini güçlü daha güçlü tutabilme peşinde. 

Nitekim Veliaht Prens Muhammed bin Salman geçtiğimiz günlerde “Siyasi İslam’dan, Ilımlı İslam’a döneceğiz. Radikallik ülkenin gündeminden çıkacak” sözü bir değişimin de mesajıydı.


HABER MERKEZİ



266

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA