‘Dağlar beni devirmezdi’

17 yıldan bu yana ülkesinden uzak mülteci bir yaşam süren Mehmet Emin Buğrahan devlet zulmü sonrası tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Yıllardır Bremen’de yaşayan Buğrahan mücadelesinden bir adım bile geri durmadı:

11 Ekim 2017 Çarşamba | Toplum-Yaşam

MEHMET ZAHİT EKİNCİ/BREMEN

Mehmet Emin Buğrahan, Bingöl’ün Çiris köyünde dünyaya geldiğinde Türk devletinin bu kadar zulmü ile karşılaşacağını biliyor muydu acaba? 

“Dağar bile beni devirmezdi heval” diyen Mehmet Emin Buğrahan, yaşadığı zulüm ve işkenceler sonucunda ise bugün tekerlekli sandalyeye mahkum olmuş savaşın binlerce mağdurundan biri olarak 17 yıldan bu yana ülkesinden uzak mülteci bir yaşam sürdürüyor. Zulüm ve işkenceler o kadar hayatına sirayet etmişki tane tane ve yavaş yavaş konuşarak meramını bizlerle paylaşıyor sanki. Almanya’nın Bremen kentinde yapılan tüm etkinliklerin en önünde tekerlekli sandalyesi ile adeta zulme meydan okuyor Mehmet Emin Buğrahan... 


90 yaşındaki baba devletin hedefi 

1956 doğumlu Mehmet Emin Buğrahan, Bingöl’de ticaretle uğraşan ve yurtsever bir aile olarak bilindiklerini ve bunun sonucunda ise aile olarak çok mağduriyetler yaşadıklarını belirterek sözlerine başlıyor: “Amcazadem Derwiş Buğrahan’ın Şêx Seîd kıyamında şehit olduğunu babam bize söylerdi. Bana bunu söyleyen babam bugün 90 yaşında ve hala devlet tarafından sürekli rahatsız edilen ve aranan biri. Düşünün 90 yaşındaki bir insandan bahsediyorum. Yurtseverlik bir vebal gibi boynumuza asılmış olsa da biz bu vebali onuruyla ve hakkıyla taşıdık. 12 Eylül bir kabus gibi üzerimize çökmüştü. Ben de bundan fazlasıyla nasibimi aldım tabiki. Gözaltına alındıktan sonra olmadık işkencelere maruz bırakıldım. Hücremde öldürülmüş insanların cesetleriyle günlerce yaşamak zorunda bırakıldım. Bana yapılan insanlık dışı uygulamalar sonucu sakat bırakıldım. Evlendikten sonra da zaten çocuklarım olmadı.”

‘Yaşadıklarımı kimse rüyasında dahi görmesin!’ 

Mehmet Emin Buğrahan’ın yaşadıklarını dinlerken insanın tüyleri diken diken oluyor. Yaşadığı onca zulme rağmen ne devlete biat etmiş, ne de bir geri adım atmış. Buğrahan devam ediyor anlatmaya: “Devlet aile olarak bizi adeta yeryüzünden silmek istiyordu. Defalarca tutuklandım ve sayısız işkencelere maruz kaldım ki, ben bile sayısını unuttum inan. Tüm bu zulmün yaşatılması için Kürt olmam yeterliydi. Bu engelli halime bakılmaksızın bir de beni tutukladılar. Bir kardeşim hala Erzincan Cezaevi’nde tutuklu ve kendisinden aylardır haber alamıyoruz. 6 sene ceza aldı. Aileden yanına gidenleri ise görüştürmüyorlar. Diğer bir kardeşim olan Ahmet Buğrahan da bize yapılan bu zulme sessiz kalmayarak dağların yolunu tuttu. Şehit olduğunu bize söylemelerine rağmen cenazesinin nerede olduğunu bilmiyoruz.”


‘Ben yanmasam sen yanmasan…’

Buğrahan, tekerlekli sandalyede yaşasa da hiç bir eylemi kaçırmıyor. Bremen’de yapılan eylemlerin sembolü olmuş adeta. Zorlanıp zorlanmadığını merak ediyoruz: “Fiziki olarak tabi ki zorlanıyorum. Ama bu fiziki zorlanmalar yurtseverlik görevlerimi yapmaya engel değil. Tam tersi gelmezsem fiziki zorlanmaların yanı sıra manevi bir zorlanma da yaşayacağımı biliyorum. Sonuçta bu dava için tekerlekli sandalyeye mahkum edildim. Sadece benim değil herkesin katılması gerekiyor. Ama maalesef bir duyarsızlık söz konusu. Yaşanan bunca zulüm varken, bunca haksızlık varken insanlar evinde oturmayı tercih ediyor ya da ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ diyor. Yılanın bir gün kendilerine de dokunacağını bilmeliler aslında.”


‘Bana bir damla suyu çok gören insanlarla...’

Mehmet Emin Buğrahan yaşanan bunca zulümden sonra ülkesini ve çok sevdiği topraklarını terk etmek zorunda bıkarıkılıyor. Onyedi yıldır sürgünde yaşayan Mehmet Emin Buğrahan, bu süre zarfında Alman vatandaşı olmasına rağmen Türkiye’de 4.5 sene cezası olduğu için gidemiyor. 

Bir anısını bizimle paylaşmak istediğini belirtiyor: “Elazığ cezaevinde iken beni hastaneye götürüyorlardı. Çok ama çok sıcak bir hava vardı. Susuzluktan dilim adeta damağıma yapışmıştı. Ellerim kelepçeli iken bir askerden su istedim. Asker bana dediki ‘Ne suyu lan. Seni de Kamuran (mücadele arkadaşlarımdan) gibi erim erim eriteceğiz. Sizin bu dünyada yaşamaya hakkınız yok’ dedi. Bana bir damla suyu çok gören bu insanlarla nasıl bir kardeşlik kurabilirim ki? Tabi ki dünyadaki bütün insanlarla kardeş olmayı kim istemez?”

Buğrahan son olarak şunları ekliyor: “Aile olarak bu devletin elinden çok çektik. 17 yıldan bu yana ailemden ve toprağımdan uzak bir yaşama mahkum edilmişim. Hani derler ya çektiğimi düşmanım bile çekmesin. Ben de diyorumki bizim çektiğimizi kimse rüyasında dahi görmesin. Bir gün hep ülkeme dönme hayali ile yaşıyorum. Bunun için mücadele ediyorum.”


616

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA